Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Utku Çelik
Utku Çelik

Bir yanda emeğin çocukları, diğer yanda sarayın mirasyedileri

Geçtiğimiz günlerde televizyon ekranlarına yansıyan bir görüntü, Türkiye’deki siyasi ahlakın, liyakatin ve sınıf çatışmasının adeta röntgenini çekti. Bir tarafta, babasının kurduğu medya imparatorluğunun ekranlarında, parmağını sallayarak ahkam kesen bir AKP Ankara Milletvekili… Diğer tarafta ise onun elinde alaycı bir üslupla salladığı o fotoğraftaki genç. Soğukta, yağmurda, çamurda inandığı değerler için elektrik direğine tırmanıp partisinin bayrağını asan o genç…

Osman Gökçek çıkmış, aklınca Cumhuriyet Halk Partisi’nin gençliğine ayar veriyor. Diyor ki; “Sizler bir kumanya ekmek dahi bulamazken, soğukta mücadele ederken partinizdeki bilmem kimlerden rahatsız değil misiniz?”

Bakın, burası kibrin, cehaletin ve gerçeklikten kopuşun vücut bulduğu yerdir. Burası sözün bittiği yerdir.

Yahu arkadaş, senin o “kumanya” üzerinden aklınca acıdığın, “direklere bayrak asan gençler” diye küçümsediğin o kadrolar; bu ülkenin temel taşıdır. Ve ekranlarda şov malzemesi yapmaya kalktığınız o fotoğraftaki genç, o tırnaklarıyla kazıyarak gelen emeğin temsilcisi, bugün İzmir’in kalbinde, o güzelim Bornova’nın Belediye Başkanı Ömer Eşki’dir.

Açık ve net görmek lazım: Bir tarafta, yağmur çamur demeden o direğe tırmananların, liyakatle, alın teriyle, halkın takdiriyle bir ilçenin kaderini tayin ettiği bir siyaset kültürü var. Diğer yanda ise, siyasete hiçbir kişisel bedel ödemeden, sadece “babasının oğlu” olduğu için paraşütle inenlerin, holdingleşmiş medya gücüyle milletvekili koltuklarına oturtulduğu bir hanedanlık düzeni var.

Şimdi buradan o zihniyete, Osman Gökçek’in şahsında bu mirasyedi siyasete şunu hatırlatmak hakkımızdır: Sizin siyasi varoluşunuzda o soğukta, ayazda direk tepelerinde yeşeren bir umut ya da emek yok; sadece “soyadı” imtiyazı var. Sizler o dezenformasyon kokan stüdyolarınızdan, babanızın siyasi gölgesinden milletvekilliği listelerine sıçradınız.

Gençler sokak sokak, kapı kapı, tamamen eşitlikçi, insan haklarına dayalı, laik bir gelecek umuduyla mücadele verirken; sizler babadan oğula geçen bir saltanatın keyfini sürüyorsunuz. Sonra da çıkıp, hayatında bir gün bile “varoluşsal bir çabanın” ne demek olduğunu tatmamış o konfor alanınızdan, emeğiyle hayata iz bırakanlara üst perdeden sesleniyorsunuz.

Babanızın bu ülkeye ve başkent Ankara’ya bıraktığı enkaz ortadayken, o bayrak asan gençlerin siyasi vizyonunu sorgulamak sizin haddinize değildir.

Bugün Ankara halkının tam 800 milyon doları… Bakın rakamı bir kez daha, altını çizerek ifade ediyorum: 800 MİLYON DOLAR. Bu milletin alın teri, bu ülkenin garibanının hakkı; Ankapark denilen o devasa israf çukurunda, paslanmış, çürümüş dinozor maketlerinde yatıyor.

Kentin altyapısı her sağanak yağışta çökerken başkentin göbeğine diktiğiniz Transformers heykelleri devlet ciddiyetinizin; canlı yayınlara çıkıp “Jelibon rezervi bulundu, yeraltından jelibon fışkırıyor” diyerek milletin aklıyla alay eden o trajikomik hal ise siyaset anlayışınızın en net özetidir.

Unutmadık. Sizi o koltuklara oturtan irade, gün geldi “metal yorgunluğu” dedi, kapı önüne koydu. Seçilmiş bir belediye başkanını, kendi partisi ağlaya ağlaya o koltuktan indirdi. Çünkü kurduğunuz düzen ranta, israfa ve liyakatsizliğe dayanıyordu.

Sizin o küçümsediğiniz, direk tepesinde bayrak asan “CHP genci” ise bugün Bornova’da bambaşka bir tarih yazıyor.

O genç, 800 milyon doları hurda yığınlarına gömmüyor. Kentsel tarım hamleleriyle toprağa can veriyor, üreticiyle omuz omuza yürüyor. Gençlik festivalleriyle o cumhuriyet kentinin, o aydınlık ilçenin enerjisini sokaklara taşıyor. Altyapı yatırımlarını gösteriş için değil, halkın gerçek ihtiyaçları için yapıyor. Orada eşitlikçi, dayanışma odaklı, çağdaş ve ilerici bir yerel yönetim modelini ilmek ilmek örüyor. Sizin yozlaştırdığınız siyasi iklimin tam karşısında; emeğe, üretime ve liyakate dayalı yeni bir kültürü inşa ediyor.

Bu yüzden, o televizyon ekranlarından sallanan parmakların, o üstenci tavırların halkın vicdanında hiçbir karşılığı yoktur.

Bir tarafta kentin hafızasını silip israf düzeni kuran “mirasyediler” duruyor; diğer yanda inandığı davası uğruna direğe tırmanmaktan gocunmayan, emeğinden başka gücü olmayan ve günü geldiğinde o kenti liyakatle yöneten “halkın çocukları” duruyor.

Bu ülkenin geleceğini, babalarının tapulu malı gibi siyaset yapanlar değil; o yağmurda, o çamurda, inançla o direğe tırmananların nasırlı elleri ve aydınlık zihinleri kurtaracaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER