Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Bornova’da Dünya Tiyatro Günü’nde “Tiyatronun Uzun Serüveni” söyleşisi

BBŞT Akademi Söyleşileri kapsamında Doç. Dr. Süreyya Karacabey, Dünya Tiyatro Günü’nde tiyatronun Antik Yunan’dan modern sahneye uzanan tarihsel serüvenini sanatseverlerle paylaştı.

BBŞT Akademi Söyleşileri kapsamında Doç. Dr. Süreyya Karacabey, Dünya Tiyatro

Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu (BBŞT) Akademi Söyleşileri, Dünya Tiyatro Günü’ne özel olarak düzenlenen etkinlikle tiyatroseverlerle buluştu. Zerrin Gençtürk Ek Hizmet Binası ve Şehircilik Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen söyleşide Doç. Dr. Süreyya Karacabey, “Tiyatronun Uzun Serüveni” başlığıyla tiyatronun tarihsel gelişimini kapsamlı şekilde anlattı ve her dönemin kendi estetik anlayışını nasıl yarattığını vurguladı.

Antik Yunan’dan Rönesans’a tiyatro serüveni

Karacabey, tiyatronun kökenlerinin tam olarak bilinmemekle birlikte Antik Yunan döneminin önemli bir referans noktası olduğunu belirtti. Aristoteles’in “Poetika”sının tragedya ve komedya gibi türlerin temelini oluşturduğunu anlatan Karacabey, Roma dönemi ve Orta Çağ’daki kesintilerden sonra Rönesans ile tiyatronun yeniden yükselişe geçtiğini söyledi.

Shakespeare ve Hegel’in tiyatroya katkısı

Rönesans sonrası dönemde Shakespeare ve Marlowe’un tiyatroya getirdiği yeniliklere değinen Karacabey, Hegel’in “tarihselleşme” yaklaşımıyla tiyatroya yeni bir bakış kazandırdığını, her çağın kendi estetik anlayışı ve ifade biçimini oluşturduğunu ifade etti.

Osmanlı’dan modern sahneye

Osmanlı döneminde lonca sistemleri içinde gelişen seyirlik oyunlara ve “kavuk” geleneğine dikkat çeken Karacabey, tiyatronun anonim yapıdan sanatçının bireysel imzasına evrilmesinin önemli bir kırılma noktası olduğunu belirtti.

“Değişen insan, değişen tiyatro”

Karacabey, tiyatronun insanın dünyayı algılama biçimiyle doğrudan ilişkili olduğunu ve dinsel anlatılardan modern gerçekliğe uzanan süreçte sahne dilinin değiştiğini vurguladı. “Her çağ kendi duyuşunu ve biçimini yaratır; geçmişten alınan miras ancak çağın ruhuna uyarlanarak yaşatılabilir” dedi.