Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü, Türkiye Diri Fay Haritası’nı 13 yıl aradan sonra güncelledi. 2013 yılında yayımlanan haritada 485 olarak yer alan diri fay sayısı, yeni saha çalışmaları ve bilimsel veriler doğrultusunda 700’e yükseldi. Böylece Türkiye’nin diri fay envanterine 215 yeni kayıt eklenmiş oldu.
Türkiye Diri Fay Haritası-2026, MTA Bilimsel Etkinlikler Haftası ile kurumun 91’inci kuruluş yıl dönümü kapsamında Ankara’da düzenlenen programda tanıtıldı. MTA Genel Müdürü Vedat Yanık, güncellemenin son 13 yılda gerçekleştirilen ayrıntılı arazi incelemeleri, akademik araştırmalar ve elde edilen yeni bilimsel veriler ışığında hazırlandığını açıkladı.
Diri fay sayısı 485’ten 700’e çıktı
MTA’nın önceki diri fay haritası 2013 yılında yayımlanmıştı. Kurumun 2022 yılında yatırım programına aldığı güncelleme çalışmasının tamamlanmasıyla birlikte Türkiye genelinde kayıt altına alınan diri fay sayısı 700’e ulaştı.
MTA Genel Müdürü Vedat Yanık, oluşturulan yeni sayısal veri tabanının deprem tehlike analizleri, kritik altyapı yatırımları ve ulusal zarar azaltma politikalarının oluşturulmasında temel başvuru kaynaklarından biri olacağını belirtti.
Yetkililer, envantere eklenen 215 yeni fayın son yıllarda aniden oluştuğu yönündeki yorumların doğru olmadığını vurguladı. Söz konusu artışın, daha önce ayrıntılı biçimde haritalanmayan, yeterince tanımlanmayan ya da yeni bilimsel çalışmalarla diri fay niteliği kazandığı belirlenen yapıların güncel veri tabanına eklenmesinden kaynaklandığı ifade edildi.
Yeni fayların özellikleri incelenecek
Türkiye Diri Fay Haritası-2026 ile fayların konumları, uzanımları ve geometrik özelliklerine ilişkin veri altyapısının güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu verilerin; yerleşim planlamaları, ulaşım ağları, enerji tesisleri, barajlar, hastaneler ve diğer kritik yapıların güvenliği açısından önemli katkılar sunması bekleniyor.
MTA tarafından yapılan açıklamada, envantere eklenen 215 fayın hangi illerden geçtiğine, uzunluklarına veya oluşturabilecekleri en yüksek deprem büyüklüklerine ilişkin ayrıntılı bir liste paylaşılmadı. Bu nedenle yeni fayların belirli şehirlerde kesin olarak belirli büyüklükte deprem üreteceği yönündeki değerlendirmelerin bilimsel verilerin ötesine geçtiği belirtildi.
Harita depremin zamanını göstermiyor
Uzmanlar, diri fay haritalarının deprem üretebilme potansiyeline sahip jeolojik yapıların konumlarını gösterdiğini, ancak bu haritalardan yola çıkılarak bir depremin ne zaman meydana geleceğinin ya da hangi büyüklükte olacağının belirlenemeyeceğinin altını çiziyor.
Deprem riskinin değerlendirilmesinde; fay hatlarının yanı sıra zeminin özellikleri, yapı stokunun dayanıklılığı, nüfus yoğunluğu, kritik tesislerin konumu ve afet hazırlık kapasitesi gibi birçok unsurun birlikte ele alınması gerekiyor.
Bu nedenle diri fay sayısındaki artışın, Türkiye’nin deprem riskinin bir anda yükseldiği şeklinde yorumlanmaması gerektiği; aksine bilimsel veri tabanının daha ayrıntılı ve kapsamlı hale geldiğinin göstergesi olduğu ifade ediliyor.
Afet planları yeni verilere göre güncellenecek
Güncellenen haritanın; kamu kurumları, üniversiteler, yerel yönetimler ve mühendislik kuruluşlarının yürüteceği deprem tehlikesi çalışmalarında önemli bir veri kaynağı olması bekleniyor. Özellikle faylara yakın yerleşim alanlarının planlanması, kritik altyapı yatırımlarının güzergâhlarının belirlenmesi ve yapı güvenliği çalışmalarında yeni envanterden yararlanılacak.
MTA Genel Müdürü Vedat Yanık, Türkiye’nin Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde bulunduğunu hatırlatarak, aktif tektonik yapının güncel ve doğru verilerle ortaya konulmasının afet risklerinin azaltılması açısından stratejik bir zorunluluk olduğunu vurguladı.
Asıl sorun dayanıksız yapı stoku
Güncellenen harita, Türkiye’nin deprem gerçeğini bir kez daha gündeme taşırken uzmanların uzun süredir yaptığı güvenli yapılaşma çağrılarını da yeniden hatırlattı. Fayların yerlerinin bilinmesi tehlikenin tanımlanmasını sağlarken, olası can ve mal kayıplarını azaltacak en önemli unsurun depreme dayanıklı yapı stoku ve etkili afet hazırlığı olduğu ifade edildi.
Türkiye Diri Fay Haritası-2026’nın ayrıntılı sayısal verilerinin ilgili kurumların planlama ve risk azaltma çalışmalarında kullanılması beklenirken, yerel ölçekte yapılacak paleosismoloji, zemin ve yapı stoku araştırmalarının da fayların oluşturabileceği tehlikenin daha ayrıntılı değerlendirilmesine katkı sunacağı belirtildi.

