Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

TKP’den Soma’da kitlesel yürüyüş: “Bu ülke, bu halk satılık değil”

Türkiye Komünist Partisi (TKP), “Ülkemiz de Halkımız da Satılık Değil, Madenler Devletleştirilsin” başlığıyla Manisa’nın Soma ilçesinde kitlesel bir yürüyüş gerçekleştirdi.

Türkiye Komünist Partisi (TKP), “Ülkemiz de Halkımız da Satılık Değil,

Türkiye Komünist Partisi (TKP), “Ülkemiz de Halkımız da Satılık Değil, Madenler Devletleştirilsin” sloganıyla Manisa’nın Soma ilçesinde kitlesel bir yürüyüş düzenledi. Cengiz Topel Meydanı’nda başlayan yürüyüş, Maden Anıtı’nda yapılan basın açıklamasıyla sona erdi. Eylemde madenlerin özel sektörden alınarak kamulaştırılması ve kamu eliyle işletilmesi talep edildi.

“Halk işsizlikle korkutuluyor, açlıkla terbiye ediliyor”

Meydanda konuşan eski maden işçisi Mehmet Horoz, Soma’nın yıllar önce yaşadığı büyük acıyı hatırlatarak özelleştirme politikalarını ve ekonomik eşitsizlikleri eleştirdi.

Horoz, “Biliyorsunuz bu şehir, 12 sene önce çok büyük acılar yaşadı. Türkiye’nin en büyük işçi katliamını yaşadı. Bir avuç sermayedar, kamu kaynakları peşkeş çekildiği için, doymak bilmediği için ve neticesinde kan, ölüm ve gözyaşı kaldı” dedi.

Özel şirketlerin aynı anlayışla faaliyetlerini sürdürdüğünü savunan Horoz, “Bugün bu şirketler pervasızlıkla devam ediyor. Halkı işsizlikle korkutarak, açlıkla terbiye ederek 13 Mayıs katliamından sonra kazanılan iki asgari ücret ve çift hafta tatiline çökmeye cüret ediyor” ifadelerini kullandı.

Soma’daki gelir dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çeken Horoz, “120 bin nüfuslu şehirde ilk 500’de 5 şirket olacak. Kamunun bütün kaynaklarını istediği gibi sömürüp, milyon dolarları ceplerine indirip zevkusefa içerisinde yaşayanlar varken, halkın büyük kısmı açlık ve yoksulluk sınırı içerisinde yaşam mücadelesi verecek” diye konuştu.

Horoz, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bugün bu meydanlardan sesleniyorum: Sizlere kötü haberim var. İşçiler sınıfının yanında örgütleniyor. Halkın olan madenleri, santralleri elinizden alıp devletleştirilecek. Haberiniz olsun.”

“Özelleştirme doğrudan katliam demektir”

301 Madenciler Derneği Başkanı İsmail Çolak da özelleştirme uygulamalarının ağır sonuçlar doğurduğunu belirterek, Soma faciasında oğlunu kaybettiğini hatırlattı.

Çolak, “Ben Soma’daki katliamda evladını kaybetmiş bir babayım. Katliamların nelere mal olduğunu biliyoruz. Özelleştirme deyince ilk önce aklımıza gelen tek şey var: Katliam. Bu katliamlar özelleştirmenin ürünleridir” dedi.

Özelleştirmenin farklı maden facialarıyla özdeşleştiğini vurgulayan Çolak, “Bir özelleştirme 301 kişinin katliamı, bir özelleştirme Ermenek’te 18 kişinin katliamı, bir özelleştirme Şirvan’da 16 kişinin katliamı demektir” ifadelerini kullandı.

Birlik ve örgütlü mücadele çağrısında bulunan Çolak, “Bunun için diyoruz ki, kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz. Onun için örgütlü olmak zorundayız. Bu faşist düzene el birliğiyle, hep beraber mücadele vermemiz gerekiyor” diye konuştu.

“15-16 Haziran işçi sınıfının gücünü gösterdi”

TKP Merkez Komite Üyesi Savaş Sarı ise konuşmasında 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi’nin tarihsel önemine vurgu yaptı.

“Emekçi halkın aydınlık yüzleri merhaba. Evet, yarın 15 Haziran. Tam 56 yıl geçmiş olacak 15-16 Haziran işçi kalkışmasının üzerinden” diyen Sarı, o dönemde on binlerce işçinin Türkiye’nin geleceğini değiştirdiğini söyledi.

Sarı, “O on binlerce işçi emeği için, alın teri için, örgütlü mücadele hakkı için ayağa kalktıklarında, onlarca yüzlerce fabrikadan dışarı çıkıp haykırdıklarında, Türkiye’de umudun olabileceğini, insanın insanı sömüremediği bir yarının olabileceğini dosta düşmana gösterdiler” ifadelerini kullandı.

İşçi sınıfının yalnızca sömürülen kesim olmadığını dile getiren Sarı, “İşçi sınıfının, emekçilerin sadece sömürülen, sadece ezilen, sadece öldürülen insanlar değil; milyonlarca işçi örgütlü olduğunda bir memleket olduğunu, bir halk olduğunu, Türkiye olduğunu gösterdi ya kardeşler, işte odur 15-16 Haziran işçi kalkışması” dedi.

“Kendi toprağımızda esaret var”

Bugünkü tabloyu eleştiren Sarı, “2026 yılındayız. Ne acıdır ki o gün gösterilen yarın umudunun iktidara gelememesi tablosuyla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

Bir avuç sermaye kesiminin ülkenin kaynaklarını kontrol ettiğini savunan Sarı, “Onlar için güzel mi güzel bir Türkiye var. Ama milyonlarca emekçi için yoksulluk var, işsizlik var, ölüm var. Memleketinden, oy hakkından, yurttaşlık hakkından mahrum olmak var. Yani kendi memleketinde, kendi toprağında esaret var, kölelik var” diye konuştu.

Işıklar Madeni’nin satışına tepki

Soma’daki madencilerin yaşadığı sorunlara değinen Sarı, son dönemde gündeme gelen Işıklar Madeni’nin satışını eleştirdi.

“Aylardır maden işçilerine sefalet, işsizlik, yoksulluk dayatılıyor” diyen Sarı, “Daha bir hafta geçmedi, Işıklar Madeni bir zengin holdinge, bir patrona peşkeş çekildi. O Soma katliamının gerçekleşmesine neden olan, 301 canımızın yitirilmesine neden olan o holdinglere yeniden peşkeş çekildi” ifadelerini kullandı.

Devletin büyük şirketlere teşvik sağladığını öne süren Sarı, “Bu memleketin yer altı kaynakları, zenginlikleri, madenleri o holdinglere, o çok uluslu tekellere yağma alanı ilan edildi. Yağmalanıp talan edildi. İşte o yüzden bugün maden işçilerine sefalet, yoksulluk, işsizlik düşüyor” dedi.

“Eşitlikçi bir ülkeyi birlikte kuralım”

Konuşmasının sonunda örgütlü mücadele çağrısı yapan Sarı, “Türkiye’de emeğiyle geçinen yurttaşlar, bu memleketin gerçek sahipleri emeğine ve alın terine sahip çıkmak zorunda” dedi.

“Onların yeni Osmanlı hayallerini başlarına çalalım, onların yağmacı isteklerini başlarına çalalım” diyen Sarı, “Biz memleketimizde emeğimizle, alın terimizle, kendi zenginliklerimizle bağımsız, eşit, kardeşçe bir memleket kuralım” ifadelerini kullandı.

Sarı, “Bu ülke, bu halk satılık değil” sözleriyle tamamladığı konuşmasında şu çağrıyı yaptı:

“Türkiye’de işçi sınıfı birleşirse, emeğine sahip çıkarsa; binlerle, on binlerle, milyonlarla geliriz, saltanatınızı başınıza yıkar, mutlu, müreffeh, eşitlikçi emekçilerin cumhuriyetini, sosyalist Türkiye’yi kurarız. Bu söylediğim bir hayal değil, Türkiye’de yarının mümkün tek kurtuluş ve çıkış yoludur. Gelin kardeşler; çok uluslu tekellere, holdinglerin saltanatına bu ülkeyi teslim etmeyeceğimiz, huzur dolu, aydınlık, bağımsız ve eşitlikçi bir Türkiye’yi el birliğiyle kuralım.”