Gazete Pürüz – Halk TV’ye kayyum atanması, Türkiye’de basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu’nun da aralarında bulunduğu 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Mahiroğlu’nun yurt dışında bulunması nedeniyle gözaltı kararı uygulanamazken, operasyon kapsamında 11 kişi gözaltına alındı.
14 Ekim sabahı Halk TV binasına düzenlenen polis operasyonunun ardından kanalın yönetimi kayyum heyetine devredildi ve yayın akışı durduruldu. Gelişme, gazeteciler ve siyaset bilimciler tarafından eleştirilirken, yapılan açıklamalarda bağımsız gazetecilik, medya üzerindeki baskılar ve toplumun haber alma hakkı öne çıktı.
Halk TV’ye kayyum atanmasına tepkiler: “Önce TELE1, şimdi Halk TV!”
Gazeteci Murat Ağırel, Halk TV’ye kayyum atanmasına tepki göstererek yaşananları yalnızca bir televizyona yönelik müdahale olarak değerlendirmediğini belirtti. Ağırel, açıklamasında TELE1’in ardından Halk TV’ye yönelik müdahaleye dikkat çekti.
Ağırel, soruşturma kapsamında suçlama yöneltilmesinin televizyonun yönetimine el konulmasını ve yayınların durdurulmasını haklı çıkarıp çıkarmadığı sorusunu gündeme getirdi.
Gazeteci, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“ÖNCE TELE1, ŞİMDİ HALK TV! Halk TV’ye kayyım atandı, ekran karartıldı!”
Soruşturma kapsamında suç varsa hukukun gereğini yapması gerektiğini vurgulayan Ağırel, bir soruşturmanın gerekçe gösterilerek televizyonun yönetimine el konulmasını ve yayınlarının durdurulmasını eleştirdi.
Ağırel, yaşananların bağımsız gazeteciliğe, basın özgürlüğüne ve toplumun haber alma hakkına yönelik bir gözdağı olduğunu savundu. Anayasa’nın 28’inci maddesinde yer alan basın özgürlüğü ve sansür yasağına işaret eden gazeteci, “Basın hür değildir! Sansür ediliyor!” ifadelerini kullandı.
Berkan Gültekin: “İmamoğlu’nun sesi kısıldı”
BirGün Gazetesi Web Yayın Koordinatörü gazeteci Berkan Gültekin, Halk TV’ye kayyum atanması ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasındaki duruşmalar arasında bağlantı kurdu.
Gültekin, Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’de savunma yapmaya başlayacağı gün gerçekleştirilen operasyonun, duruşmaya yönelik kamuoyu ilgisini başka bir yöne çektiğini ve İmamoğlu’nun açıklamalarının takip edilmesini zorlaştırdığını öne sürdü.
Halk TV’nin duruşmaları canlı yayınlar ve gün içindeki programlarla izleyicilere aktarmasının beklendiğini belirten Gültekin, şöyle yazdı:
“Şimdi hem odak Silivri’den kaydırıldı hem de İmamoğlu’nun sesi kısıldı.”
Gültekin, duruşmaların canlı yayınlanmasına ilişkin tartışmaların ardından canlı yayın yapan kanallara el konulması aşamasına gelindiğini savundu. Gazeteci, yaşananları Türkiye’de otoriterleşmenin yeni bir aşaması olarak değerlendirdi.
Gültekin ayrıca, AKP iktidarının yeni çilingirinin “butlan CHP’si” olduğunu ileri sürerek iktidar ile CHP içindeki gelişmeler arasında siyasi bir ilişki bulunduğunu iddia etti.
Siyaset bilimci Berk Esen: “Türkiye’nin üzerine kara bir örtü seriliyor”
Siyaset bilimci Berk Esen de Halk TV’ye kayyum atanmasına tepki gösterdi. Türkiye’de farklı alanlarda yaşanan gelişmeleri birlikte değerlendiren Esen, açıklamasında belediyeler, siyasi partiler ve medya üzerindeki müdahalelere dikkat çekti.
Esen, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’nin üzerine adeta kara bir örtü seriliyor. Ülkenin en büyük belediye başkanı hapiste, en büyük partisine butlan atandı ve şimdi de en büyük haber kanalı kayyıma bırakıldı.”
Muhalefetin dağılmaması nedeniyle iktidarın baskıyı artırdığını savunan Esen, Halk TV’ye kayyum atanmasını da bu çerçevede değerlendirdi.

Sezin Öney: Türkiye basın özgürlüğünde 163’üncü sırada
Siyaset bilimci Sezin Öney, Halk TV’ye kayyum atanması öncesinde Türkiye’nin uluslararası basın özgürlüğü sıralamasındaki konumuna dikkat çekti.
Öney’in paylaştığı verilere göre Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından yayımlanan 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 163’üncü sırada yer alıyor.
RSF’nin 2026 endeksinde Türkiye 27,94 puan aldı. Türkiye, 2025 yılında 159’uncu, 2024 yılında ise 158’inci sıradaydı.
Türkiye’nin sıralamada çevresinde yer alan ülkeler şöyle:
- 162. sıra: Irak
- 163. sıra: Türkiye
- 164. sıra: Yemen
- 165. sıra: Belarus
- 166. sıra: Myanmar
Öney’in değerlendirmesi, Halk TV’ye kayyum atanmasının ardından basın özgürlüğüne ilişkin tartışmaların uluslararası göstergelerle birlikte ele alınmasına neden oldu.
Nevşin Mengü: “Son 20 ayda 10 kanala kayyum”
Gazeteci Nevşin Mengü, Halk TV’ye kayyum atanmasının ardından yaptığı açıklamada, son 20 aylık dönemde kayyum atanan televizyon kanallarını sıraladı.
Mengü’nün paylaşımında Flash TV, Ekotürk, Habertürk TV, Show TV, Bloomberg HT, HT Spor, Show Türk, Show Max, TELE1 ve Halk TV yer aldı.
Gazetecinin açıklaması, medya kuruluşlarının yönetim yapılarındaki değişiklikler ve kayyum uygulamalarının kapsamına ilişkin tartışmaları gündeme taşıdı.
Barış Terkoğlu: “Gerçeğin üstünü örtmeye çalışanlar başaramayacak”
Gazeteci Barış Terkoğlu, Halk TV’ye yönelik müdahaleyi ülke gündemindeki büyük yolsuzluk iddialarıyla birlikte değerlendirdi.
Terkoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Ülke tarihinin en büyük vurgununu konuşmaya çalışırken toplumun haber aldığı yayınların sesi birer birer kısılıyor.”
Gazetelerin ve televizyonların kapatılmasının gerçeğin üzerini örtmeye yönelik girişimler olduğunu savunan Terkoğlu, bu girişimlerin sonuç vermeyeceğini belirtti.
Terkoğlu, Halk TV çalışanlarına geçmiş olsun dileklerini ileterek dayanışma çağrısı yaptı. Gazeteci, “Bugün daha çok dayanışma, bu karanlığı birlikte aydınlatma zamanı” ifadelerini kullandı.
Halk TV’ye kayyum kararı basın özgürlüğü tartışmasını yeniden gündeme getirdi
Halk TV’ye kayyum atanması ve yayınların durdurulması, basın özgürlüğü ile yargı süreçlerinin sınırları üzerine yeni bir tartışma başlattı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada Cafer Mahiroğlu ve diğer şüphelilere yönelik suçlamalar bulunurken, gazeteciler ve siyaset bilimciler müdahalenin medya üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
Açıklamalarda özellikle yayınların durdurulması, kayyum uygulaması ve toplumun haber alma hakkı öne çıktı. Tepki gösteren isimler, yaşananların yalnızca Halk TV’yi değil, Türkiye’de bağımsız gazeteciliğin çalışma koşullarını da ilgilendirdiğini savundu.
Halk TV’ye yönelik operasyonun hukuki süreci ve kanalın yayın faaliyetlerinin nasıl devam edeceği ise gelişmelerin seyrine bağlı olacak.

