Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

EGEÇEP’ten COP31 tepkisi: “Doğayı tahrip eden şirketler iklim zirvesinin destekçisi olamaz!”

Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Antalya’da düzenlenecek COP31’in sponsorları arasında Limak, IC, Rönesans ve Sinpaş holdinglerinin, uygulama ortakları arasında ise Cengiz Holding’in yer almasına tepki gösterdi. Şirketlerin sponsorluk ve destekçilik statülerinin sonlandırılmasını isteyen EGEÇEP, iklim zirvesinin “yeşil aklama” platformuna dönüştürülmemesi çağrısı yaptı.

Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Antalya’da düzenlenecek COP31’in sponsorları

Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde şirketlerin sponsorlukları tartışma konusu oldu. Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), zirvenin resmî internet sitesinde Limak Holding, IC Holding, Rönesans Holding ve Sinpaş Holding’in “iklim destekçisi”, Cengiz Holding’in ise “uygulama ortağı” olarak yer almasına tepki gösterdi.

Söz konusu şirketlerin Türkiye’nin farklı bölgelerindeki madencilik, fosil yakıt, enerji ve yapılaşma projeleri nedeniyle ekoloji mücadelelerinin gündeminde olduğunu belirten EGEÇEP, COP31’in Türkiye’deki çevre politikalarını olduğundan farklı gösteren bir “yeşil aklama” aracına dönüştürülmesinden endişe duyduğunu açıkladı.

Platform, iklim krizine karşı mücadele amacı taşıyan uluslararası bir konferansta, çevresel etkileri nedeniyle eleştirilen projeleri yürüten şirketlerin destekçi olarak tanıtılmasını çelişki olarak değerlendirdi.

“Akbelen’in sorumluları iklim destekçisi olamaz”

EGEÇEP’in açıklamasında Limak Holding ve IC Holding’in, ortak iştirakleri YK Enerji aracılığıyla Muğla Milas’taki Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin işletilmesinde ve santrallere kömür sağlamak amacıyla yürütülen madencilik faaliyetlerinde sorumluluk taşıdığı belirtildi.

Açıklamada, Muğla’daki Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santralleri için yaklaşık 40 yıldır sürdürülen kömür madenciliğinin ormanlara, tarım alanlarına, köylere ve doğal yaşam alanlarına zarar verdiği savunuldu. Muğla genelinde 48 köyün linyit madeni ruhsat alanlarında bulunduğu, bugüne kadar 8 köyün mahalleleriyle birlikte toplam 12 yerleşim alanının taşındığı veya ortadan kaldırıldığı ifade edildi.

Milas’ta Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerine yakıt sağlamak amacıyla yürütülen madencilik faaliyetleri kapsamında Sekköy, Hüsamlar ve İkizköy Işıkdere mahallelerinin 1979’dan itibaren boşaltıldığı kaydedildi. Açıklamada, 2017’de İkizköy’ün Işıkdere mevkiindeki yerleşim alanları, tarım arazileri ve zeytinliklerin kamulaştırma sürecine konu olduğu, bölge halkının bir bölümünün yeniden yerleşebilmek için borçlanmak zorunda kaldığı belirtildi.

EGEÇEP, 2023 yılında Akbelen Ormanı’nda gerçekleştirilen geniş çaplı ağaç kesimini de kömür madenciliğinin orman ekosistemleri üzerindeki etkilerinin önemli bir örneği olarak gösterdi.

Açıklamada ayrıca Milas’ta yedi köyü kapsayan, zeytinliklerin, tarım alanlarının ve konutların bulunduğu 679 parselin kömür madeni için acele kamulaştırmaya konu edildiği belirtilerek, uygulamanın hayata geçirilmesi durumunda bölge halkının yerinden edilmesi ve geri dönüşü olmayan ekolojik zararların ortaya çıkması riski bulunduğu savunuldu.

Platform, kömürlü termik santrallerin faaliyetlerini sürdüren ve yeni maden sahaları açan şirketlerin COP31’de iklim destekçisi olarak sunulmasını eleştirdi.

Cengiz Holding’in projeleri de gündemde

EGEÇEP, COP31’in uygulama ortakları arasında yer alan Cengiz Holding’in farklı bölgelerdeki madencilik, taş ocağı ve yapılaşma projelerine de dikkat çekti.

Açıklamada, Rize’nin İkizdere ilçesindeki Eskencidere Vadisi’nde yürütülen taş ocağı faaliyetlerinin ormanlar ve dere ekosistemleri üzerindeki etkileri nedeniyle bölge halkının tepkisini çektiği belirtildi. Proje için verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının yargı tarafından iptal edildiği ifade edildi.

Kazdağları çevresindeki Halilağa Bakır Madeni projesinin ormanları, su kaynaklarını ve köylerin yaşam alanlarını tehdit ettiği görüşüne yer verilen açıklamada, Bodrum Cennet Koyu’ndaki yapılaşma girişimleri de kıyıların korunması açısından eleştirildi.

EGEÇEP, bu projeler nedeniyle tepki gösterdiği şirketin COP31’de uygulama ortağı olarak yer almasını kabul etmediklerini bildirdi.

Rönesans Holding’in yatırımları için sorgulama çağrısı

Açıklamada Rönesans Holding’in Adana Ceyhan’da geliştirdiği petrokimya tesisi ve bağlantılı deniz terminali projesi de gündeme getirildi. Propanın hammadde olarak kullanıldığı üretim modelinin sera gazı emisyonları, enerji tüketimi ve kıyı ekosistemleri üzerindeki etkilerinin sorgulanması gerektiği savunuldu.

Şirketin Antalya Konyaaltı’nda alışveriş merkezi yapmak istediği alanda arkeolojik kalıntıların ortaya çıkması ve alanın bir bölümünün sit olarak tescil edilmesi de açıklamada yer aldı.

EGEÇEP, fosil yakıt temelli yatırımların ve doğal ya da kültürel varlıklar üzerindeki yapılaşma baskısının iklim kriziyle mücadele hedefleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Rönesans Holding’in COP31’de iklim destekçisi olarak sunulmasına tepki gösterdi.

EGEÇEP’ten COP31 Başkanlığına dört talep

İklim krizinin yalnızca enerji dönüşümüyle sınırlı olmadığını, suyun, toprağın, ormanların ve ortak yaşam alanlarının nasıl kullanıldığıyla da ilgili olduğunu belirten EGEÇEP, şirketlerin sponsorluk ve destekçilik yoluyla çevresel faaliyetlerini meşrulaştırmasının önlenmesi gerektiğini savundu.

Platform, COP31 Başkanlığına ve yetkili kurumlara dört maddelik çağrıda bulundu:

  • Limak Holding, IC Holding, Rönesans Holding, Cengiz Holding ve Sinpaş Holding’in COP31 kapsamındaki sponsorluk, uygulama ortaklığı ve iklim destekçiliği statülerine son verilmesi ve şirketlerin resmî listelerden çıkarılması.
  • Sponsor ve destekçi seçimlerinde şirketlerin fosil yakıt yatırımlarının, ormansızlaşmaya neden olan faaliyetlerinin, çevresel etkilerinin ve haklarındaki hukuki süreçlerin bağımsız ve şeffaf biçimde değerlendirilmesi.
  • COP31’in şirketlerin çevresel faaliyetlerini aklayan bir reklam ve halkla ilişkiler platformuna dönüşmesinin önlenmesi.
  • İklim politikalarında ekolojik yıkımdan etkilenen halkların, bilim insanlarının, meslek örgütlerinin ve bağımsız ekoloji hareketlerinin söz ve karar sahibi olması.

Halkların İklim Zirvesi’nde yer alacaklar

EGEÇEP, aralarında kendilerinin de bulunduğu çok sayıda sivil toplum kuruluşu, meslek örgütü ve ekoloji hareketinin COP31 ile eş zamanlı olarak Halkların İklim Zirvesi’ni (HİZ) örgütlediğini bildirdi.

Açıklamaya göre Halkların İklim Zirvesi, iklim krizinden etkilenen halkların sesini duyurmayı, iklim adaletini savunmayı ve halkların doğrudan katılımıyla iklim mücadelesini büyütmeyi amaçlıyor.

EGEÇEP, 14-18 Kasım tarihlerinde düzenlenecek Halkların İklim Zirvesi’nde yer alacaklarını belirterek, doğayı ve yaşam alanlarını savunanlarla birlikte ekolojik yıkıma ve iklim krizinin şirket çıkarlarına hizmet eden bir araca dönüştürülmesine karşı mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı.

Platform, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Ormanları yok ederek, kömürü büyüterek, suları ve kıyıları sermayeye açarak iklim kriziyle mücadele edilemez! Doğayı tahrip edenler değil, doğayı savunanlar söz sahibi olmalıdır!