İZBETON davasında savunma yapan tutuklu eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, duruşma salonunda dikkat çeken bir konuşma yaptı. Soyer, “Sabahtan beri her şeyi konuştuk ama dolandırıcılığı konuşamadık. İması bile geçmiyor. Kaç duruşma yaparsak yapalım geçmeyecek. Çünkü yok” ifadelerini kullandı.
Sokrates benzetmesiyle adalet vurgusu
Mahkeme heyetine hitabında tarihsel bir örnek veren Soyer, Sokrates’in haksız yere idam edilmesini hatırlattı. Soyer, “Sokrates, suçsuz olduğunu bildikleri hâlde idam edildi. Ölürken eşine ‘Üzülme, ya haklı olsalardı’ demişti. Ben ve ailem de suçsuz olduğumuzu bilmenin gücüyle dimdik ayaktayız” dedi.
“Hakikat kaya gibidir”
Savunmasında hakikat vurgusu yapan Soyer, gerçeğin zamanla yok edilemeyeceğini belirterek, “Hakikat kaya gibi, dağ gibi durur. Üzerinden yıllar geçse de raporlarla, bilirkişilerle çürütülemez. Çünkü yoktan var edilemez, vardan da yok edilemez” ifadelerini kullandı.
Yargı ve vicdan mesajı
Mahkeme heyetine seslenen Soyer, adalet ve vicdan kavramlarına dikkat çekti. Soyer, “Ben özgürlüğümün ve onurumun peşindeyken, siz hukuka uygun karar vermenin sorumluluğunu taşıyorsunuz. Atılan hiçbir adımın izi silinmez, hiçbir karar boşluğa düşmez” diye konuştu.
“Vicdan kaybolursa toplum çöker”
Savunmasının ilerleyen bölümünde toplumsal çürüme uyarısında bulunan Soyer, adalet duygusunun zedelenmesinin toplumda derin yaralar açacağını söyledi. “Adaleti sağlamakla görevli olanların vicdansızlığı, yalnızca mağduru değil, toplumun tamamını yaralar. Vicdanın kaybolması toplumu bitirir” dedi.
Yönettiği bütçeleri hatırlattı
Tunç Soyer, görev süresi boyunca yönettiği kamu kaynaklarına da değinerek, “5 yıl boyunca 110 milyar liradan fazla bütçe yönettim. İzmir’e dışarıdan 1 milyar euro, bugünün parasıyla yaklaşık 48 milyar lira finansman getirdim. Tek kuruş İzmir’in hakkını kimseye yedirmedim” ifadelerini kullandı.
“Bu iftiraları reddediyorum”
Savunmasının sonunda adının suçlamalarla anılmasını reddettiğini dile getiren Soyer, “Bu kadar emeğin ardından adımın iftiralarla lekelenmesini kabul etmiyorum. Hakikat ve adaletin daha fazla bekletilmemesini diliyorum. Dilerim, bu dünyayı herkes için cennete çevirmek isteyen birine daha fazla cehennemi yaşatmazsınız.” dedi.
Soyer’in savunmasının tamamı şu şekilde:
Sabahtan beri herşeyi konuştuk ama dolandırıcılığı konuşamadık. İması bile geçmiyor. Kaç duruşma yaparsak yapalım geçmeyecek. Çünkü yok.
Sayın Başkan, Sayın Heyet,
Hayatta haksızlığa uğrayan tek kişi ben değilim elbette. Çevremizde de geçmişte de çok örnek gösterebiliriz. 2000 sene önce Sokrates’e haksızlık yapmışlar. Suçsuz olduğunu bilmelerine rağmen, idam etmişler. Sokrates ölüme giderken eşine; “Üzülme, ya haklı olsalardı” demiş.
Ben ve ailem de, sevdiklerim de suçsuz olduğumu bilmenin gücüyle dimdik ayakta durmayı başarıyoruz. Çünkü biliyoruz ki hakikat; kaya gibi, dağ gibi durur. Yel esse tozunu kaldırsa da, depremler sarssa da hakikatin heybetinden bir şey eksilmez.
Biliyoruz ki; suçsuz olduğum gerçeği; üzerinden yıllar geçse de, raporlarla, bilirkişilerle çürütülemeyecek, yıkılamayacak. Çünkü hiçbir şey vardan yok edilemeyeceği gibi, yoktan da var edilemez.
Hakikat unutulmaz da; ne çekilen eziyetlerin acısı ne de bunları çektirenlerin zalimliği silinip yok edilemez. Bakın; Sokrates ve yargıçlarının hatırası 2000 sene sonra, bu saatte bu salonda bir kez daha tazelendi.
Sayın Başkan, Sayın Heyet,
Hayat bezen rastlantılarla bazen özgür irademizle birçok sınavla yüzleştirir bizi.
Birbirimizin varlığından habersiz insanlar olarak 6 ay önce burada karşı karşıya geldik. Hayat belki de bizi bambaşka koşullarda buluşturabilecekken sanık ve yargıç olarak bir araya getirdi. Bu rastlantının her iki tarafa yüklediği sorumlulukları ve her iki taraf için de sonuçları olacak.
Ben çektiğim acıların mağduriyetini yaşarken ve uğradığım haksızlığı anlatmaya çalışırken siz de hukuka uygun karar vermenin sorumluluğunu omuzlarınızda taşıyorsunuz.
Ben özgürlüğümün ve onurumun peşinde koşarken siz vicdanınıza sahip çıkmak istiyorsunuz. Her sınavda olduğu gibi biliyoruz ki; sınavın sonuçları hayat boyu bizi takip etmeye devam edecek, atılan hiçbir adım boşluğa atılmış olmayacak, izleri silinip kaybolmayacak.
Sayın Başkan, Sayın Heyet,
Ne ben Sokrates’im ne de sizler onun savcıları, yargıçları. Ama o hikayenin içinde evrensel bir ders saklı ve dersin içinde hepimize düşen bir pay var. Hakikat er ya da geç adaletle buluşur. Sokrates ve yargıçları; bize yüzyıllar geçse de hakikatle adaletin buluşacağını gösterir.
Yüzyıllardır devletlerin çöküşünün temel sebebi; üst yapı demek olan ahlak ve vicdanda yaşanan çürüme olmuştur. Devleti soyanların ona ihanet edenlerin cezasız kalması ve toplumun bunu seyretmesi daima ahlaki çöküntüyü hızlandırmıştır. Vicdani çöküntü ise toplumsal çürümenin en çok kendini gösterdiği yer olmuştur. Hele ki adaleti sağlamakla görevli yargı temsilcilerinin vicdansızlığı sadece mağdurun haksız yere acı çekmesi sonucunu doğurmaz. Toplumda adalete olan güven ve inancı sarsar, ki bu durum toplumsal düzenin bozulması, toplumu bir arada tutan bütün değerlerin ve erdemlerin dağılması, çürümesi demektir. Vicdanın kaybolması toplumu bitirir.
Vicdanını kaybetmeye başlamış bazı yargı temsilcilerinin, mağdurlardan gözlerini kaçırması göz göze gelmemeye çalışması aslında iyiye işarettir. Utanma duygusunun hala kaybolmadığını gösterir. Ancak kurumaya başlayan vicdanlarının farkına varıp çare üretmezlerse toplumsal hayata verecekleri zarara ek olarak, ileride çocuklarının, torunlarının gözlerine bakamamak gibi çok acı bir son onları beklemektedir. Allah herkesi böyle bir sondan korusun.
Son olarak şunu ifade etmek isterim. Ben 5 yıl boyunca 110 milyardan fazla bütçe yönettim.Buna ek olarak İzmir’e dışarıdan 1 milyar euro yani bugünün parasıyla 48 milyar lira finansman getirdim. Tek kuruş İzmir’in hakkını kimseye yedirmedim. Bu kadar emeğim karşılığında adımın bu iftiralarla, suçlamalarla lekelenmeye çalışılmasını reddediyorum.
Dilerim, hakkın ve hakkaniyetin yanında durur, çekilen bu zulmü ortadan kaldırır, vicdanı hakikat ve adaletle buluşturmak için daha çok beklemezsiniz.
Dilerim, bu dünyayı herkes için cennete çevirmek isteyen birine daha fazla cehennemi yaşatmazsınız.
Defne Soyer: İsyan ediyorum!
Defne Soyer, “İsyan ediyorum sayın heyet, isyan ediyorum. Hangi hukukçu buna isyan etmez. Siz de isyan edin ve buna son verin. 6 aydır nitelikli dolandırıcılık var mı bunu konuşmuyoruz. Cevap çok basit, dolandırıcılık yok!” dedi.

