Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Böbrek hastalığında bilinçsiz protein kısıtlamasına dikkat: Kas kaybı ve mortalite riski artıyor

Böbreklerin süzme kapasitesinin düşmesiyle birlikte organ üzerindeki yükü azaltmak amacıyla uygulanan düşük proteinli diyetler, her hastada aynı olumlu sonucu vermiyor. Medicana Sağlık Grubu Nefroloji Uzmanı Dr. Sinan Erten, kontrolsüz şekilde yapılan protein kısıtlamasının kas kaybına, protein-enerji malnütrisyonuna ve hatta ölüm oranlarının artmasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Böbreklerin süzme kapasitesinin düşmesiyle birlikte organ üzerindeki yükü azaltmak amacıyla

Kronik böbrek yetmezliği tedavisinde vücutta üre ve azotlu atıkların birikmesini önlemek adına başvurulan diyet kısıtlamaları, hastanın klinik durumuna göre özel olarak planlanmadığında ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirebiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Nefroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Sinan Erten, bilinçsizce yapılan protein kısıtlamasının hayati tehlike oluşturabileceğine dikkati çekerek, temel amacın böbrek sağlığını korurken vücuttaki kas dokusunu kaybetmemek olduğunu belirtti.

“Protein ne kadar azsa o kadar iyi anlayışı yanlış”

Yapılan bilimsel çalışmaların kilogram başına 0,6 gramın altındaki çok düşük proteinli diyetlerde ölüm oranlarının yükseldiğini gösterdiğini vurgulayan Uzm. Dr. Sinan Erten, “Diyalize girmeyen kronik böbrek hastasında aşırı proteini azaltmak faydalıdır; ancak protein ne kadar azsa o kadar iyi değildir. Amaç böbreğin yükünü azaltırken kas kaybını önlemektir” değerlendirmesinde bulundu.

Diyaliz öncesi ve sonrası beslenme hedefleri farklı

Hastanın evresine ve tedavi sürecine göre alınması gereken günlük protein miktarlarını detaylandıran Erten, “Yüksek protein alımı glomerül içi basıncı ve hiperfiltrasyonu artırarak kalan nefronları zorlayabilir. Günlük tüketilmesi gereken miktar açısından baktığımızda ise diyaliz almayan, stabil evre 3–5 kronik böbrek hastasında hedef genellikle 0,8 g/kg seviyesindedir. Seçilmiş, beslenmesi iyi ve yakın izlenen hastada 0,55–0,60 g/kg düşünülebilir. Hemodiyaliz veya periton diyalizi alan hastada ise bu oran genellikle 1,0–1,2 g/kg düzeyinde tutulmalıdır” ifadelerini kullandı.

Bilinçsiz kısıtlama yürüme zorluğu ve enfeksiyon riskini artırıyor

Yetersiz kalori ve eksik protein alımının vücudun kendi kas dokularını tüketmesine neden olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Erten; bu durumun zamanla sarkopeniye, dengesizlik ve düşme riskine, günlük aktivitelerde azalmaya ve yara iyileşmelerinin gecikmesine yol açabileceğini ifade etti. Erten, diyaliz esnasında amino asit ve protein kayıplarının yaşandığını, bu sebeple diyalize başlayan hastaların diyaliz öncesindeki protein kısıtlamasını sürdürmelerinin son derece tehlikeli olduğunu hatırlattı.

Çocuklarda ve kırılgan yaşlılarda kısıtlama yapılmamalı

Her böbrek hastasının düşük proteinli diyet için uygun olmadığını belirten Uzm. Dr. Sinan Erten, tedavi yaklaşımlarını şu sözlerle tamamladı: “Özellikle istem dışı kilo kaybı, iştahsızlık, sarkopeni veya kırılganlığı olan yaşlılarda; aktif enfeksiyon, belirgin inflamasyon, akut hastalık ya da başka bir katabolik durum yaşayanlarda sıkı protein kısıtlaması uygun olmayabilir. Metabolik olarak stabil olmayan kronik böbrek yetmezliği hastalarında düşük veya çok düşük proteinli diyet verilmemesini; kırılganlık veya sarkopenisi olan yaşlılarda ise daha yüksek protein ve kalori hedeflerinin değerlendirilmesini öneririm. Çocuklarda ise büyüme riski nedeniyle protein kısıtlamasından tamamen kaçınılır. Seçilmiş ileri evre hastalarda ketoasit destekli çok düşük proteinli diyet diyalizi geciktirebilir ancak bu uygulama mutlaka nefrolog ve deneyimli bir diyetisyen gözetiminde yapılmalıdır.”