ŞERMİN ÇOLAK/GAZETE PÜRÜZ- Engelli ve otizmli bireylerin bakım sorumluluğu, pek çok aile için günün tamamını kapsayan ve yıllarca devam eden bir mücadeleye dönüşüyor. Bakım verenler çocuklarının eğitim, terapi ve sağlık süreçlerini takip etmeye çalışırken kendilerine zaman ayırmakta, günlük işlerini yapmakta ve ekonomik yükü karşılamakta zorlanabiliyor. Ailelerin çocuklarını güvenle emanet edebilecekleri gündüzlü bakım merkezlerinin yetersizliği ise bu yükü daha da ağırlaştırıyor.
Gazete Pürüz’e konuşan Kedi Otizm Derneği temsilcisi Serap Dikmen, engelli bireylere yönelik hizmetlerin yalnızca maddi yardımlarla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı. Dikmen; bakım merkezlerinin koşullarından desteklere erişimdeki gelir kriterlerine, belediyelerin sorumluluklarından ailelerin sosyal yaşamdan kopmasına kadar birçok soruna dikkat çekti.

Bakıma ihtiyaç duyan bireyler için merkezler yetersiz
Engelli bireylerin ailelerinin günlük yaşamda karşılaştığı en önemli sorunlardan biri, çocuklarını kısa süreliğine dahi güvenle bırakabilecekleri merkezlere erişebilmek. Hastaneye gitmek, resmi bir işlemi halletmek veya günlük bir ihtiyacını karşılamak isteyen bakım verenler, uygun hizmet bulunmadığında çocuklarını yanlarında götürmek ya da bu işleri ertelemek zorunda kalabiliyor.
Serap Dikmen, gündüzlü bakım merkezlerinin ailelerin hayatını kolaylaştıracak biçimde yaygınlaştırılması gerektiğini belirterek mevcut kapasitenin ihtiyacı karşılamadığını savundu. İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde açılan gündüzlü bakım hizmetine ilişkin değerlendirmesinde, merkezin sabah dört, öğleden sonra da dört çocuk kapasitesine sahip olduğunu söyledi.
Dikmen, ailelerin günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için daha kapsamlı hizmetlere ihtiyaç duyulduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Bize gündüzlü bakım merkezleri adı ne olursa olsun yani sonuçta bizim ihtiyacımız ne? İşte bizim sizin de dediğiniz gibi ona da çok ona da mı mecburuz? Ama evet mecburuz. Yani şu sistem içinde en azından insanların resmi dairelerde işte hastane işlerinde işleri olduğu zaman çocuklarını bırakabilecekleri…”

Bakımevlerinde personel ve fiziki koşullar eleştirisi
Engelli bireylerin bakım hizmetlerinden güvenli ve nitelikli biçimde yararlanmasının önemine işaret eden Serap Dikmen, bazı bakım merkezlerinde personel yetersizliği, fiziki altyapı sorunları ve kötü muamele iddialarının bulunduğunu söyledi.
Bakım merkezlerinin yalnızca bireylerin barındırıldığı yerler olmaması gerektiğini vurgulayan Dikmen, bu merkezlerde çocukların gelişimlerini destekleyen etkinliklerin, eğitim olanaklarının ve uygun bakım koşullarının sağlanması gerektiğini ifade etti.
Dikmen, bakım merkezlerinin niteliğine ilişkin eleştirilerini dile getirirken, ailelerin çocuklarını emanet edebilecekleri kurumların denetlenmesi ve hizmet standartlarının yükseltilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Destek almak isteyen aileler gelir engeline takılıyor
Engelli bireylerin bakımını üstlenen ailelerin karşılaştığı bir diğer sorun ise ekonomik desteklere erişim koşulları. Serap Dikmen, bakım yardımı ve özel bakım merkezlerinin ücretlerinin karşılanması gibi konularda uygulanan gelir kriterlerinin bazı aileleri destek dışında bırakabildiğini belirtti.
Aynı düzeyde bakım ihtiyacı bulunan iki bireyin ailesinden biri, gelir kriterini aşması nedeniyle destekten yararlanamazken diğer aile bu imkândan faydalanabiliyor. Dikmen’e göre bakım ihtiyacının yalnızca ailenin gelirine göre değerlendirilmesi, engelli bireyin gerçek ihtiyaçlarını ikinci plana itebiliyor.
Desteklerin engelli bireyin gereksinimleri esas alınarak düzenlenmesi gerektiğini savunan Dikmen, mevcut yardımların miktarının da ailelerin yükünü karşılamakta yetersiz kaldığını dile getirdi. Ailelerin bakım masraflarının yanı sıra genel ekonomik koşullarla da mücadele ettiğini belirten Dikmen, daha sürdürülebilir bir destek sistemine ihtiyaç olduğunu söyledi.
Ailelerin yaşamı eğitim ve terapi takvimine sıkışıyor
Engelli ve otizmli bireylerin bakımını üstlenen ailelerin zamanlarının büyük bölümü çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamakla geçiyor. Eğitim, terapi ve sağlık randevularının takibi, bakım verenlerin kendi sağlıklarını ve sosyal yaşamlarını ihmal etmelerine yol açabiliyor.
Serap Dikmen, ailelerin bu koşullar altında hak arama faaliyetlerine katılmakta ve örgütlü mücadele yürütmekte dahi zorlandığını belirtti. Çocuklarının bakımını tek başına üstlenen ailelerin sosyal destek mekanizmalarına ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Dikmen, bakım sorumluluğunun yalnızca ailelerin omuzlarına bırakılmaması gerektiğini ifade etti.
Kedi Otizm Derneği’nin yaklaşık üç buçuk yıl önce otizmli çocukların aileleri tarafından kurulduğunu belirten Dikmen, derneğin hem yerel hem de ulusal ölçekte hak temelli çalışmalar yürüttüğünü aktardı.
Belediyelere çağrı: Engelli politikaları ve bütçeleri oluşturulmalı
Serap Dikmen, yerel yönetimlerin engelli bireylere yönelik çalışmalarının dönemsel etkinlikler ve tek seferlik yardımlarla sınırlı kalmaması gerektiğini savundu. Belediyelerin engelli politikaları oluşturması, bu politikaları bütçelendirmesi ve ihtiyaçlara göre kalıcı hizmetler geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Gündüzlü bakım merkezlerinin artırılmasının yanı sıra eğitim, sağlık ve sosyal yaşama katılım alanlarında da düzenli hizmetler sunulması gerektiğini belirten Dikmen, engelli haklarının bir yardım konusu olarak değil, hak temelli bir yaklaşımla ele alınması çağrısında bulundu.
Engelli bireylerin ve ailelerinin yaşam koşullarını iyileştirmek için bakım hizmetlerinin erişilebilir, nitelikli ve sürdürülebilir olması gerektiğine dikkat çeken Dikmen’in değerlendirmeleri, ailelerin günlük yaşamda karşılaştığı sorunların çözümü için kurumsal desteğin önemini bir kez daha gündeme taşıdı.



