Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

48 yıl sonra eczacı oldu: Haydar Koçak’ın umut dolu zaferi

12 Eylül darbesi hayallerini çalan Haydar Koçak, 48 yıl aradan sonra eczacı unvanını alarak herkese ilham verdi. 65 yaşında torunuyla birlikte mezuniyet sahnesine çıktı.

12 Eylül darbesi hayallerini çalan Haydar Koçak, 48 yıl aradan

Tam 48 yıl önce Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ne adım atan Haydar Koçak, kısa süre sonra Türkiye’yi sarsan 12 Eylül 1980 askeri darbesi nedeniyle cezaevine gönderildi. İçeride işkencelere maruz kaldı, eğitimine ara vermek zorunda kaldı.

Yılmadı ve içeride üniversite sınavına girerek 9 Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni kazandı. Mezun olup iş hayatına atıldı, emekli oldu. Ancak eczacılık tutkusunu hiçbir zaman kaybetmedi.

Gençlik hayaline  48 yıl sonra kavuştu

Haydar Koçak, 2011’de çıkan öğrenci affı sayesinde hayallerini yeniden yeşertti ve okuluna geri döndü.

“Kampüse yeniden adım attığımda, o yemekhane önünde yıllar önce fotoğraf çektiren genç öğrenciyle, bugün yaş almış ama hayalleri taptaze bir adam karşılaştı. Hafızam artık gençlik yıllarımdaki kadar güçlü değildi ama pes etmedim. Sınavlardan 100 tam puanla geçerek ipi göğüsledim ve 17 yaşındaki genç Haydar’la kucaklaştım.”

65 yaşında eczacı unvanını alan Koçak, torunu ile birlikte mezuniyet sahnesine çıkarak azminin simgesi oldu.

“Unvan değil, bir hayalin tamamlanması”

Koçak, bu yolculuğun amacını şöyle özetledi:

“Bu yolculuğa başlama nedenim bir unvan ya da meslek sahibi olmak değil; annem ve babamın yıllar önce kurdukları hayali ve kendi gençlik hayalimi onurla tamamlamaktı. Bugün hayatta olmayan anne ve babamın yıllarca umutla beklediği eczacılık hayalimi gerçekleştirdim.”

Bir diploma değil, inancın hikayesi

Haydar Koçak, hikayesini şu sözlerle noktaladı:

“Bugün, 65 yaşında ‘çiçeği burnunda’ bir eczacı olarak, içimde hâlâ 17 yaşındaki bir gencin umutları var. Bu bir diploma hikâyesi değildir; bir inancın, bir direncin ve bir sevdanın hikayesidir. Eminim ki umudunu yitiren her insan, bu satırlarda kendisinden bir parça bulacaktır. Ben inandım ve başardım…”