Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Başkan Tugay’dan Meclis Üyeleri grubuna 1 Mayıs’taki olayla ilgili detaylı mesaj

İzmir’de dün 1 Mayıs kutlamalarında yaşanan kısa süreli gerginliğin ardından Başkan Cemil Tugay’a belediye meclis üyeleri tarafından WhatsApp grubunda destek mesajları atıldı. Başkan Tugay ise olayın tüm detaylarını ve görüşlerini meclis üyelerine uzun bir mesajla aktardı. Tugay, olayın abartılarak organize bir algı yaratıldığını ifade etti.

İzmir’de dün 1 Mayıs kutlamalarında yaşanan kısa süreli gerginliğin ardından

YAĞIZ BARUT/ GAZETE PÜRÜZ – İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, dün 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı kutlamaları sırasında yaşanan gerginliğe ilişkin değerlendirmesini ve tüm detayları belediye meclis üyelerinin bulunduğu WhatsApp grubuna gönderdiği mesajla paylaştı.

Kutlamalar sırasında Başkan Tugay alana girerken, Lastik-İş Sendikası’nın eski Şube Başkanı Zedin Yumli, Tugay’ın yanına gelerek sahnede konuşma yapmaması gerektiğini söylemiş, “Sizin burada konuşmanız işçi sınıfına ihanet olur” ifadelerini kullanmıştı. Tugay ise basına kısa bir açıklama yaptıktan sonra kürsüde konuşma yapmadan alandan ayrılmıştı.

Yaşananların ardından Başkan Tugay’a belediye meclis üyeleri tarafından WhatsApp grubundan destek mesajları atıldı. Tugay ise günün tüm programlarını bitirdikten sonra akşam saatlerinde meclis üyeleri grubuna uzun bir mesaj yazarak, bir kişinin çıkardığı olayın abartıldığını ve organize bir algı yaratıldığını ifade etti.

Tugay, “Benim olduğum yerde – bir adam hariç- kimse böyle bir saygısızlık yapmadı. Gelin görün ki o alıştırılageldikleri çıkarlarını gözetmediğimiz için düşmanlaşmış medyayı, insan linçlemekte mahir sosyal medya cellatlarını; sanki meydandaki on binler beni protesto etmişler gibi bir propagandayı becerdiler.” ifadelerini kullandı.

BAŞKAN TUGAY’IN GRUBA ATTIĞI MESAJ ŞÖYLE:

Değerli Arkadaşlarım,

Çok teşekkür ediyorum her birinize; beni hem duygulandıran hem de onurlandıran, içten destek mesajlarınız için.

Kendimi bildim bileli hep emek mücadelesi tarafında yer almış, bir öğretmenin gariban çocuklarından birisi olan benim bir gün böyle bir duruma düşeceğimi söyleseler inanmam mümkün olmazdı. Ama bunu da bana yaşattı işte bu memleket. Bugüne kadar beni yakından tanımayan insanlara karalamak için ne yalanlar söylediler ne etiketler yapıştırmaya çalıştılar. Her bir yalana karşı mücadele ettim, yapıştırmaya çalıştıkları etiketlerin sahte olduğunu anlatmaya çalıştım. Ama bu son etiket gerçekten canımı yaktı. Benimle hiçbir ilgisi olmayan, içimde en ufacık bir duygu karşılığı ile var olmayan bir düşmanlığı bana affettiler. Bunu bu kadar sistematik, böyle organize ve sinsice hiç kimseye yapmadılar. Coplatana, gaz sıktırana, kurşun sıktırana, tekme atana, hakaret edene, değersizleştirene, hakkını elinden alana, gerçekten düşmanlık yapana benzerini yapmadılar. Patron olmayan, hiçbir patrona hizmet etmeyen, ruhunda ve tavrında patronluk olmayan, sadece görevi icabı içinde bulunduğu pek çok kötü ve zorlayıcı şartın gereği, sendikalarla bazı konularda anlaşmazlıklar yaşamış; nihayetinde birisi bir şey kazanacaksa, kazananın kurum olduğu, İzmir halkı olduğu bir adalet mücadelesini yapmak “zorunda” olmaktan başka çaresi olmayan gerçekte samimi bir hak mücadelesine taraf olan birine yaptılar bunu. Gerçekten çok üzgünüm.

Bugün aslında ne oldu; benim yaşadığım sadece simasını tanıdığım ama hiç konuşmuş dahi olmadığım bir adamın bana yaklaşıp “sahneye çıkma ve selamlama” dediği 10-15 saniyelik bir şeydi. Basının çektiğini görünce, yanlış anlaşılmasın diye adama “konuşacaksak gel uygun bir yerde konuşalım, basının önünde olmasın” dedim, sakin bir tarafa doğru yürüdüm gittim, ama arkamdan gelmedi. Konu o ki, aslında büyütecek hiçbir şey de olmadı. Bazı gazeteler yuhlandığımı falan yazmış, kesinlikle böyle bir şey olmadı. Parti kortejiyle beraber yürüdük, Lozan meydanında önümüzden geçen DİSK Kortejini alkışlarla karşıladık hepsi önümüzden geçti, sonra her zaman yaptığımız gibi Plevne bulvarından Gündoğdu’ya yürüdük, binlerce işçinin arasından yürüyerek sahnenin yanına gittim, en ufacık bir protesto duymadım. Benim olmadığım bazı noktalarda 2-3 küçük grup beni protesto etmiş, hiç haberim olmadı, sosyal medya paylaşımları yapmışlar öyle öğrendim. Benim olduğum yerde – bir adam hariç- kimse böyle bir saygısızlık yapmadı. Ama anladım ki birileri ortamı provoke etmek için oraya hazırlanmış gelmiş ve ben orada oldukça yeni girişimlerde bulunacaklar. O nedenle 10-15 dakika orada kaldıktan sonra ayrıldım.

Oradayken yanıma pek çok sendikacı, Baro, Tabip Odası, TMMOB yöneticisi geldi ve bana önemli hiçbir sıkıntı olmadığını bir münferit kişi dışında bir sorun görmediklerini anlattılar. Yani velhasıl ortada abartılacak, büyütülecek bir şey yaşanmadı. Ama gelin görün siz o alıştırılageldikleri çıkarlarını gözetmediğimiz için düşmanlaşmış medyayı, insan linçlemekte mahir sosyal medya cellatlarını; sanki meydandaki onbinler beni protesto etmişler gibi bir propagandayı becerdiler.

Meydanı her şeyiyle Büyükşehir olarak biz hazırladık, sahneyi, ses sistemini biz kurduk, sanatçıyı biz getirdik, bazı sendikalar üyelerini alana taşımak için bizden yardım istediler araç ayarladık. Tabii ki yapacağız, hep yaptık, görevimiz. Ama kendi çıkarından başka hiçbir şeye hizmet etmeyen şantajcı birileri provokasyon çalışmalarına başlayınca tertip komitesi birkaç gün önce yanıma geldiler. Bu yapılan provokasyona prim vermememi, bana gereken saygıyı ve özeni meydanda göstereceklerini söylediler. Ben onlara, olası hiçbir provokasyona mazeret olmaması için “konuşma yapmayacağımı” kendi kararım olarak söyledim. Bu kararla gittim ben alana. Başka da bir niyet zaten yoktu.

Sonuçta aslında meydanda beni çok üzen bir şey yaşanmadı. Sonrasında olayın büyütülerek dışarı yansıtılması ve bana bir kez daha yalan ve çarpıtmayla bir başka etiketin yapıştırılmaya çalışması beni çok üzdü; ve anlıyorum ki beni seven insanları da üzdü.

Dost yüreğiyle üzülmüş tüm arkadaşlarıma şunu söylemek isterim; Yanlış yaptıysak, utanacak bir şey yaptıysak, yolumuzdan şaştıysak üzülelim. Ama doğru bildiğimiz yoldan şaşmadıysak, siyaseti kendimiz için değil de sözcüsü ve temsilcisi olduğumuz halk için, hak için yapıyorsak üzülmeyelim. Çünkü bitmedi ki ülkemizde birilerinin bizlere reva gördüğü acı, yanlış, haksızlık ve zulüm. Şairin dediği gibi dayanacağız tüm haksızlıklara ve zulme; kitap ile iş ile, tırnak ile diş ile, sevda ile, düş ile. Dayanacağız ve bize güvenenleri “rüsva” etmeyeceğiz.

Son olarak şunu söyleyeyim; bugün yaşadıklarımızla anladım ki biz sadece önümüzdeki bir cephede savaşmıyoruz. Biz ayrıca bir de arkamızdan bize saldıran sinsi ve hain bir başka cepheyle de savaşmak durumunda kalıyoruz. Hani olur ya, dost dersiniz, müttefik dersiniz, içinize alırsınız. Sonra en ihtiyaç duyduğunuz zamanda ya arkadan hançerlerler sizi ya da ortada yapayalnız bırakırlar. İşte öyle bir şey.

Tanımak lazım herkesi doğrusuyla. Öyle ki günü geldiğinde mücadeleyi onurla şerefle yaparken, kimsenin hainliğine ihanetine maruz kalıp da o kahrı yaşamayalım.

Halkın doğru düzgün siyasetçilere, mücadeleyi kendisi için değil halk için yapanlara, korkusuz tereddütsüz kötünün üstüne üstüne gidenlere çok ama çok “ihtiyacı var”.

Hiç unutmayalım.

İçten sevgi ve saygıyla