Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen’den 2 yıl değerlendirmesi ve Özgür Özel ile Cemil Tugay’a önemli mesajlar

Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen, Gazete Pürüz’e yaptığı açıklamalarda belediyenin iki yıllık çalışmalarından Yeni Parti’ye geçiş sürecine, Özgür Özel’e desteğinden Kemalpaşa’daki meclis aritmetiğine, belediye taşınmazlarının satışından Yukarıkızılca’daki maden arama çalışmalarına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Başkan Türkmen, Türkiye’deki ekonomik tabloya ve adalet krizine de değinerek, “Kötülükle bir yere varamazsınız” dedi.

Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen, Gazete Pürüz’e yaptığı açıklamalarda belediyenin

Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen, Gazeteci Yağız Barut’un sorularını yanıtladı.

“BELEDİYENİN BÜTÜN BORÇLARINI TEMİZLEDİK”

Göreve geldiğinizden bu yana Kemalpaşa Belediyesi açısından iki yıllık bir değerlendirme yaparsanız, bu süreç nasıl geçti?

Biz göreve geldiğimizde belediyemizin sıkıntıları vardı. O sıkıntıları gidermek için hem yapmış olduğumuz harcamalarda tasarruf tedbirleri hem de belediyemizin gelirlerini artırmak için faaliyetlere başladık.

Belediye başkanını arşa çıkaran da yerin dibine batıran da kadrolarıdır, arkadaşlarıdır. Kemalpaşa’da yaşayan insanların düzgün hizmet alması ve daha düzgün bir kurum haline gelmesi için önce bu tedbirlerle başladık.

Belediyemizin hem kamuya hem de piyasaya olan borçlarını uygun şekilde 8 ay gibi bir sürede normal vaziyete döndürdük. Bundan bir yıl önce de bütün borçlarımızı temizledik. Belediyemizin hiçbir kamu, kurum ve kuruluşuna borcu yok. Sadece rutin yapılan işlerle ilgili piyasa borçlarımız var. Çalışan personelimize hiç borcumuz yok. Zamanında bütün ödemelerimiz düzgün şekilde yapılıyor.

“İLK KEZ ASFALT İHALESİ YAPTIK”

2026 yılında yatırımlara başlayacaktık. Bu yıl bütün altyapılarımız hazırlanmıştı. Yılbaşından beri yavaş yavaş ihalelerimizi yaparak faaliyete geçtik. Şu anda 15 noktada faaliyet gösteriyoruz.

Şu an esasında belediyemizin görevi olmayan işleri de yapıyoruz. Mesela ilk defa Kemalpaşa Belediyesi asfalt ihalesi yaptı. Daha önce Büyükşehir Belediyesi bu tür işlerimizi yapıyordu ama maalesef bu sene biz iki defa ihale yaptık. Şu anda 40 küsur milyon liralık ihale yaptık. Ova yollarımızı ve asfaltlarımızı düzenliyoruz.

Bunun gerekçesi neydi?

Büyükşehir Belediyesi yetişemedi, yapamadı. Onun için biz yapıyoruz. Büyükşehir Belediyesi’ni kötülemek anlamında söylemiyorum. Ama yerinden yönetim. Kimse “Büyükşehir Belediyesi” demiyor. Herkes “Kemalpaşa Belediyesi, neden yolumuzu yapmadınız?” diyor.

“VERDİĞİMİZ HER SÖZÜ TUTACAĞIZ”

Kemalpaşa’nın hem mahallelerinde hem merkezinde tesislerimiz var. Bunlar ciddi şekilde bakım istiyordu. Bütün bakımlarla ilgili ihaleler yapıldı. Ulucak başta olmak üzere pazar yerimiz, parklarımız, Aşağı Kızılca’daki rekreasyon alanımızın bakımlarını yaptık. Bir tek aquapark kaldı.

Bağyurdu Pazar Yeri Kiraz Alım Yeri’nin ihalesi yapıldı, yer teslimi yapılacak. Doğal yaşam alanı için İzmir’de ormandan 33 dönüm tahsisli yer aldık. İzmir’de doğal yaşam alanı için ilk belediye olarak ihalemizi yaptık. İhale bedeli galiba 53 milyon liraydı. Orası müteahhide teslim edildi. Kısa sürede faaliyete geçmesini bekliyoruz. Hayvanlar daha güzel bir ortamda, doğal yaşamında olacak.

Armutlu’da söz verdiğimiz düğün salonu için proje yapıldı. Önümüzdeki günlerde onun da ihalesi başlayacak. Rekreasyon alanımız ve halı sahalarımız var. Onların düzenlemelerine de başlıyoruz.

Araç filomuzda ciddi eksiklik vardı. 19 tane çöp aracımız vardı, 10 tanesi tamirdeydi. Araçlarımızı yeniledik. Çöp taksilerle beraber temizlik işlerinde kullanılmak üzere yaklaşık 10 tane sıfır araç aldık. Şirketimize iki tane çöp kamyonu aldık. Araç parkımızı da yeniledik.

Kemalpaşa merkezinde söz verdiğimiz gençlik merkezi ve kadınların sosyal faaliyetlerini sürdürebileceği üç yerde bir alan yapacağız. Ayrıca vatandaşların ve çalışan memurların akşamları sosyalliklerini sürdürebileceği alanlar kaldı. İnşallah 2027 yılında onları da programa alıp gerçekleştireceğim. Seçimde vermiş olduğum bütün sözleri yerine getireceğim. O yüzden Kemalpaşamızda yaşayan insanlarımız rahat olsun.

“BİR DAHAKİ BAŞKANA YÜK BIRAKMAK İSTEMİYORUZ”

Şunu söylemem lazım; ben beş yıllığına seçildim ve bu beş yılın dışında hiçbir kredi almam. Programım beş yıllık. Beş yıl bittikten sonra aday olurum, olmam veya seçilemem; her şey olabilir. Seçimdir bu. Gelen arkadaş temiz, borçsuz bir belediye alsın. Yük bırakmak istemiyoruz. Çünkü yükü gelen adama değil, millete bırakıyoruz! Bu milletin parasını millete kullanıyorsun. Ben yıllarca ödenecek krediler alabilirim. Kongre merkezi olsun, belediyenin çeşitli yerlerinde yapılan hizmetler… Hâlâ 15 yıllık krediler var. 10 yıllık krediler var.

Neden ben bir dahaki gelecek arkadaşa Sosyal Sigortalar Kurumu’na ödenmemiş borçlar bırakayım? Neden belediyede maaşları ödeyemeyecek personele borçlar bırakayım? Ayağımızı yorganımıza göre uzatacağız. Belediyemizin gelirleri belli, yapılacak yatırımlar belli. Ona göre yatırımımızı yapacağız.

Bittiğinde görev süremiz tertemiz bir belediye olacak ve gelen arkadaşa teslim edeceğiz.

“HER AY 10 MİLYON LİRA FAİZ ÖDÜYORDUM”

10 seneden beri ödenmeyen Sosyal Sigortalar Kurumu ve vergi borçları vardı. Bunun cezasını neden bana çektiriyorsunuz ya! Zamanında tahsil edilseydi olmaz mıydı? Şimdi biz geldik Sosyal Sigortalara aylık yüzde 4,5 faiz… Neden ben faiz ödeyeyim?

Her ay 10 milyon lira faiz ödüyordum. 10 milyon lirayla her ay çok güzel işler yapmaz mısınız? Biz faiz ödüyoruz. Bunları kapattık. Yaradan’a şükürler olsun, bunları kapattık.

Burada siyaset yapılmaması lazım. Burası yerel yönetim. Burada herkese hizmet etmemiz gerekiyor. Ama maalesef son zamanlarda “Benden değilsin, ne olursa olsun, her türlü iftirayı at” anlayışı var. Olmaz kardeşim.

Suç işliyorsak tabii yargılasınlar, denetlenelim, incelesinler. Varsa suçumuz gidelim orada hesabını verelim. Ama yapmadığımız şeyde de iftira, iftira, yalan olmaması lazım. İnsanlar şerefiyle, haysiyetiyle yaşarlar.

CEMİL TUGAY DEĞERLENDİRMESİ: “MEMNUNUM”

Peki Büyükşehir Belediyesi’nden ya da bakanlıklardan beklentileriniz var mı?

Bakanlıklarla görüşmelerimiz sürüyor. Benim hiç kimseyle aram kötü değil. Büyükşehir Belediyemiz geldiği günden beri sıkıntılar içinde ama bana da teveccüh göstermiyorlar. Benim de bir sürü paramı kesiyorlar. Büyükşehir’e kesilen paralarımız var. Biz o paralarımızın karşılığını alacağız. Hizmet etmek zorunda.

Başkan Cemil Tugay’la bir sorun yok ama değil mi?

Memnunum. İnsan olarak memnunum. Beni de kırmaz. Sağ olsun bugüne kadar hep “abi” diye hitap etti. Ben de ona başkanım diyorum. Elimden gelen katkıyı sunmaya hazırım. Çünkü İzmir’e hizmet ediyor. Dürüstlüğüne inanıyorum. Samimi söylüyorum.

Ama son zamanlardaki bu siyasi yelpazede geçecek, geçmeyecek meselesi… Bir karar vermesi lazım. Böyle olmaz. Noktayı koyması gerektiğini düşünüyorum. Ama tabii bunun değerlendirmesini İzmirli seçmen yapacak.

“METRO GELİRSE ŞEHİR MERKEZİNDEKİ TRAFİK RAHATLAR”

Kemalpaşa’nın uzun zamandır beklediği metro konusunda bir gelişme var mı?

Metro konusunda proje ihalesi yapıldı. Ama biliyorsunuz; iktidarla beraber hareket edildiğinde bunlar hızlı oluyor, hızlanıyor. Metro buraya mutlaka gelecek, gelmesi gerekiyor.

Burada toplu ulaşım başlarsa şehir merkezindeki trafiği rahatlatır. Metronun gelmesi, bütün Anadolu’dan gelen ve ilçemizdeki sanayi bölgelerinin vermiş olduğu yoğunluğu toplu taşımayla çözmek demek.

Kemalpaşa’da nüfusumuzun dışında gündüz 50 bin kişi daha var. Burada aktif 500 tane sanayi kuruluşu var. Hepsinin personel taşımaları İzmir’in çeşitli semtlerinden girip çıkıyor. Burada bir metro olsa bunların hiçbiri şehir merkezine girmeyecek. Şehir merkezine müthiş bir rahatlık verecek.

BELEDİYE TAŞINMAZLARININ SATIŞI: “ATIL OLAN ALAN AKTİF HALE GELSİN”

Belediyelerin arsa satışları zaman zaman tepki çekiyor. Bu konuda ne dersiniz? Belediyelerin elinde başka gelir yaratacak model mi kalmadı?

Onu öyle değerlendirmeyin. Sizin ulaşamadığınız, kontrolünüzün altında olmayan hiçbir şey sizin değil. Yıllardan beri haberinizin bile olmadığı yerler var. Birileri almış; belediyenin mülkünü kendi malı gibi yıllardan beri kullananlar var. Olur mu kardeşim? Bu satılan alanlardan gelen parayı da başka bir hizmete çeviriyoruz. Yani atıl alanı değerlendiriyoruz.

Köyler kapandıktan sonra muhtarlıkların, tüzel kişiliklerin kaldırılmasıyla bütün mülkler belediyelere geçti. Kimse nerede neyin olduğunu bilmiyor. Giden yok, gelen yok, atıl.

Bu alan birisine satılsın, aktif hale gelsin. İkinci bir konu, oradan gelen mali kaynakla insanlara hizmet edilse bundan daha güzel bir şey yok mu?

“Yok pahasına gidiyor belediye mülkleri” deniyor…

Öyle değerlendirmeyin. Biz öyle bir işlem yapmıyoruz. O arsanın veya arazinin iki-üç firma tarafından değer tespiti yapılıyor. Komisyon oluşturuluyor. O komisyonda bir fiyat belirleniyor. O fiyatın altında zaten satamıyorsun. Benim hiçbir keyfiyetim yok.

Bir sürü belediyenin hisseli yerleri var. Neden bunu hayata çevirmeyeceğim? Siz de hisseli kullanıyorsunuz zaten orayı ve benim hiçbir tasarrufum yok. Veririm sana, satarım sana. Sen de rahat olursun. Ben de oradan aldığım parayı burada insanlarımıza bir hizmet için kullanırım. Ama bunu şeffaf, düzgün şekilde yapmak lazım.

“BABAMIN OĞLU OLSA AFFETMEM”

Yeni Parti ilçe başkanının kardeşinin belediyede istihdam edilmesi ve sizin “eleştiren eleştirsin” dediğiniz yönündeki ifadeler gündeme geldi. Bu doğru mu?

Ben şuna dikkat ederim kardeşim: Bu adam çalışıyor mu? İşini düzgün yapıyor mu? İlçe başkanının kardeşi sandalye taşıyor Allah aşkına.

Beni birileriyle karıştırıyorlar. İlçe başkanının kardeşi belediyeye 8 ay gelmeyip maaş almıyor. Her gün işe geliyor, kartını basıyor, görevini düzgün şekilde yapıyor.

Ben kimseye bakmam. İşini yapıyor mu, yapmıyor mu? Babamın oğlu olsa affetmem. Ben burada hak etmediği parayı hiç kimseye vermem.

Bazıları alıyor, ben de onları çekiyorum. “Bu almış olduğun parayı hak ediyor musun? Çoluğuna çocuğuna bunu helal olarak götürüp yedirebiliyor musun? İçin rahat mı?” diyorum. Rahat diyene bir şey diyemiyorum.

Önemli olan işe zamanında gelip gitmesi değil. Oraya hak etmesi lazım. Hizmet etmekle hak etmesi lazım o parayı.

Bir sürü insanı çıkardık biz. İşe gelmeden maaş alanları çıkardık. Burada 800 kişi çalışıyor. Bunların içinde çok ciddi, benim gibi düşünen, hak eden insanların olduğunu düşünüyorum. Olmayanlar da vardır; onları da müdürlerimiz takip ediyor. Verilen görevleri düzgün şekilde yapmıyorsa tutanaklar tutuluyor. İç denetim sürüyor. Hiç onların da gözünün yaşına bakmam.

“ÖZGÜR ÖZEL’İN MÜCADELESİNE HAKSIZLIK YAPMAMAK İÇİN ARKASINDAYIM”

CHP’de kalmak yerine neden Yeni Parti’ye geçtiniz? Nasıl bir siyasi okuma yapıyorsunuz?

Özgür Özel’le ben çok eski tanıdık değilim. Samimiyeti olan birisi değildim. Aday olduktan sonra kendisini tanımaya başladım.

Şunu anlatmak isterim… Ferdi Zeyrek bir kaza neticesinde hastaneye düştü. Çok üzüldük ve hastaneye gittik. Genel başkan üç gün hastane bahçesinde oturdu. Orada o arkadaşını, o kardeşini bekledi.

Sonra Ferdi başkan vefat etti. Özgür Özel cenazesini yıkadı. Cenaze namazından sonra götürdü, mezara indi ve defnetti. Definden sonra geldi, üç gün yine taziyeleri orada kabul etti. Sonra Ferdi başkanın kızını aldı, üniversite kaydını yaptırmaya götürdü. Manisa’da her duasında veya mevlüdünde gelip onlarla beraber oldu.

Aynı şekilde Gülşah Durbay’a, Allah rahmet eylesin o çocuğa da aynısını yaptı.

Vefa. Gayretini, mücadelesini görüyorum. Çabasını görüyorum kardeşim. Herkes “Ekrem İmamoğlu’nu bırak” dedi. Bırakmıyor. Ya insanız biz. Niçin yaşıyoruz?

Ben onu görüyorum ve onun mücadelesine haksızlık yapmamak için arkasındayım. Bana ihtiyacı olur olmaz ama ben onun üzerinden bir nebze yük alabiliyorsam veya katkı sağlayabiliyorsam mutluyum. Onun yapmış olduğu mücadeleyi çoğu insan yapamaz. Her türlü tehdidi görüyoruz. Yazık. Böyle olmaması lazım.

“SABREDENLERİ MÜJDELE”

Çok ciddi yargı süreçleriyle karşı karşıya Özgür Özel…

Yaradan ne eylerse güzel eyler. Bazen sizi mallarınızla, sıkıntılarla, evlatlarınızdan eksiltmeyle, çeşitli imtihanlarla sizi deneriz. Sabredenleri müjdele diyor. Yaradan söylüyor bunu.

Hepimizin yaşamında çıkışlarımız da olur, inişlerimiz de olur. Çok sıkıntı çektiğimiz zamanlar da olur, çok mutlu olduğumuz zamanlar da olur. Ama hiçbir kötülük ilelebet sürmez. Mutlaka bir gün son bulacak.

“TÜRKİYE BUNU HAK EDİYOR MU?”

Türkiye’de bir değişim ve dönüşüm görüyor musunuz?

Ben görüyorum. Neden? Kötülükle bir yere varamazsınız.

Hepimize Yaradan akıl vermiş. En büyük nimet. İyiyi, kötüyü görebiliyorsun. Ben sizlere soruyorum, Allah aşkına Türkiye bunu hak ediyor mu?

Türk parasına bakıyorum. Dibimizde Gürcistan, Bulgaristan. Bunların paraları bizim paralarımızı geçti. Ne diyordu Cumhurbaşkanımız, paranın ne kadar değerli olduğunu söylüyordu. E şimdi görmüyor mu kardeşim bunu? İçeride milletin rezilliğini… 30 bin liradan aşağı kira yok. 28 bin lira asgari ücret. Bu millet nasıl geçinecek? Yemin ederim siyaset yapmıyorum… Kötü gidiyor.

“SANAYİCİ DE ÇOK CİDDİ SIKINTI YAŞIYOR”

Tarım üreticileri ve sanayicilerle görüşüyorsunuz. Onların memleket değerlendirmeleri nasıl?

Tarım eskiden beri sıkıntılı. Ben tarımı kendim de yapıyorum. İşin içinde olduğum için biliyorum. Tarım, hayvancılık onu kenara koy. Onun tutulacak yeri yok.

Ama bu bir buçuk seneden beri sanayicide de çok ciddi sıkıntı var. Hiç kimse yatırım yapmıyor. Daha küçülmeye gidiyorlar.

Geçen gün çok ciddi iş yapan firmalarla çalışan bir arkadaşımla oturduk. “Çok ciddi sıkıntı çekiyoruz. Dövizi baskıladıkları için sıkıntı yaşıyoruz. İçeride maliyetler çok yüksek.” diyor. Yurt dışına ihracat yapan, turşu ve benzeri işler yapan bir arkadaşım… “Biz yüzde 60 eksik iş yapıyoruz. Yüzde 40’lara düştük yani” dedi. Daha önce 1000 ton gönderiyorsa şimdi 400 ton gönderiyor. Çok ciddi sıkıntılar var tabii.

KEMALPAŞA’DA SİYASİ ARİTMETİK: “BENİM UMURUMDA BİLE DEĞİL”

Menderes’te yaşanan başkan vekili seçiminin ardından, kritik meclis aritmetiğine sahip belediyelerde başkanlara ve meclis üyelerine yönelik siyasi operasyonlar yapılabileceği ve böylelikle çoğunluğun Cumhur İttifakı’na geçebileceği konuşuluyor. Kemalpaşa’da böyle bir çekinceniz var mı?

Biz kamu görevi yapan insanlarız. Burada işimizi düzgün yapmak zorundayız. Varsayımlarla hareket ederek bir yere varmamız mümkün değil. Olacakmış, olmayacakmış…

Şimdi bizim 15, AK Parti’nin 10, MHP’nin 3 meclis üyesi var. CHP’den de 3 arkadaşımız var. Ama CHP’deki arkadaşlarımız da bizden. Sadece biraz süre istediler. Onlar da bizim arkadaşlarımız. Farklı insanlar değil.

Hepimiz insanız. AK Partililer de bizim arkadaşımız, MHP’liler de bizim arkadaşımız.

Kemalpaşa’nın menfaati olan işlerde kim hayır diyecek? Hayır diyorsa zaten milletimiz onun takdirini verir.

Yani bir çekinceniz yok?

Yok. Benim umurumda bile değil.

Yalnız benim bir tek şu tereddütlerim var. Suçüstü anlamında değil ama diğer işlemlerde tutuksuz yargılama yapılması gerektiğini düşünenlerdenim. İnsanlar yargılansın, hüküm giyerse cezasını yatsın. Ama yıllarca yatıp da beraat eden bir sürü insanımız oldu. Ergenekon, Balyoz gibi davalarda da hep “pardon” denildi. Bir insanın özgürlüğünden alıyorsunuz yıllarını. Bunu hiçbir maddi şeyle kapatma şansınız yok.

YUKARIKIZILCA’DAKİ MADEN ÇALIŞMALARI: “ACİL BEKLENTİM BUGÜN YARIN ÇEKİP GİTSİNLER”

Yukarı Kızılca’daki maden meselesinde son durum nedir? Acil beklentiniz, talebiniz var mı?

Acil beklentim bugün yarın çekip gitsinler.

Bayağı sondaj yaptılar. Hedefledikleri sondajları yaptılar. Geçenlerde gittim, görüştüm kendileriyle. Yapmış oldukları sondaj çalışmalarında herhangi bir bulguya denk gelmemişler. Hep kireç taşı çıkmış. “İki sondajımız daha var. Ondan sonra büyük ihtimalle kapatacağız, gideceğiz” dediler.

Oradaki sorumluya şunu söyledim: “Ben karşımdaki insanın beyanını esas alırım.”

O da bana “Ben de ODTÜ mezunuyum. Kesinlikle olmayan şeyi söylemem” dedi.

Bütün verileri bana çıkardı, gösterdi. “Madenle ilgili herhangi bir şey yok” dedi.

İnşallah kısa sürede giderler.

Çünkü orada maden değil, ne olursa olsun o doğa katledilmemeli. İlçemizin en güzel mahallesi Yukarı Kızılca. Doğa harikası, huzurun olduğu mahalle. Huzur bulmak isteyen insanlar gitsin Yukarı Kızılca’da biraz otursun, görür zaten. Şakır şakır sular akıyor. Oradaki çınar ağaçlarının esintileri, insanımızın güzellikleri orada müthiş.

Bütün çoluğumuza, çocuğumuza düzgün gelecek bırakmak için mücadele etmemiz lazım. Asırlar sürüyor o ağaçların o vaziyete gelmeleri. Katletmemek gerekiyor. Sadece Kızılca için demeyelim, bütün ülkemiz için ağaçlarımızı korumamız gerektiğini düşünüyorum.

Bu mücadelenin arkasındasınız yani…

Sonuna kadar arkasındayım.

Şu an insanlar orada oturabilmek için mücadele ediyor. O maden faaliyetleri başlarsa kaçmak için mücadele edecekler. Terk edecekler orayı. O kadar güzel bir alanı neden bozalım?