Tuğkan ÜSKÜP / Gazete Pürüz- İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İzmir programı kapsamında partisinin İl Başkanlığı binasını ziyaret ederek teşkilatıyla buluştu. Buluşmaya İYİ Parti İzmir Milletvekili Hüsmen Kırkpınar, İYİ Parti GİK Üyesi Av. Ali TOPÇU, İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan, İYİ Partili ilçe başkanları ve partililer katıldı.
Programda konuşan İYİ Parti lideri Dervişoğlu, “Türkiye’nin her yerinde İYİ Partimiz çiftçinin sorunlarını bahçesinde, sanayicinin sorunlarını fabrikasında, emekçinin sorunlarını tezgahının başında, esnafın sorunlarını dükkanında belirliyor ve vatandaşların dertleriyle hemhal olmaya gayret sarf ediyoruz.” dedi.
İttifak iddialarına yanıt!
Olası bir ara seçimde gerçekleşme ihtimali görülen İYİ Parti-Zafer Partisi ve Anahtar Parti ittifakı hakkında konuşan Dervişoğlu, “Bir seçim takvimi yok ortada, ittifakları dayatan şey aslında sistem. Dolayısıyla sistemin getirdiği olumsuzluklara bağlı olarak iş başında olan bu iktidardan kurtulunabilmesi için halkın muhalefeti bir arada görme arzusu var. Muhalefet bir arada olsun diyen bir kesim var, muhalefetin bir kesimi bir arada olsun diyen bir kesim var. Ortada bir seçim takvimi yok. Zamanı geldiğinde değerlendireceğiz. Ara seçim talepleri var. Anayasa emridir ama bu kararı meclis vereceği için iktidarın inisiyatifinde bir takvim belirlenmesi için onlara bir avantaj sağlanıyor. “ şeklinde konuştu.
“Türkiye gayrimemnunlar ülkesi!”
Dervişoğlu, “Türkiye’nin bir seçime ihtiyacı var çünkü halinden memnun bir vatandaşa rastlamıyorum. Dolayısıyla gayrimemnunlar ülkesi durumunda Türkiye. Bu memnuniyetsizliğin kaynağı bu ülkeyi yönettiğini zannedenlerse onlardan kurtulmak için bir seçime ihtiyaç olduğunu söylemek mümkün. Fakat kimlerle birlikte olacaksınız sorusu için oldukça erken. Türkiye’nin bu olumsuzluklardan kurtulabilmesi için milleti birleştirecek durumlara ihtiyaç var. Gittiğim her yerde milleti nasıl birleştireceğimi anlatıyorum. Millet birleşmeden Türkiye’den istenen sonucu alamazsınız. Sadece bir muhalefet enstrümanı olmak değil, iktidara talip olan bir parti görüntüsü yaratabilmek. İYİ Parti’nin iktidar olabilmek için siyasi hamle yapma zamanı gelmiştir. Biz milletimizle ittifak yapma kararlılığını gözeteceğiz.” dedi.
“Hakkı gasp edilen herkesin yanındayız”
Haklarını aramak için Enerji Bakanlığı’na yürüyüş gerçekleştiren Doruk maden işçileri hakkında konuşan Dervişoğlu, “Siyasetin üzerimize yüklediği sorumlulukların icaplarını yerine getiriyoruz. En başından itibaren hakkı ve hukuku gasp edilen vatandaşların yanında yer alma vazifemizi yerine getiriyoruz. Partimizin belirlediği bir heyet gitti. Türkiye’nin birçok yerinde benzer olaylar var. İlkel insanın ihtiyacı sayılan barınma beslenme ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya Türkiye. Bu ilk çağda da böyleydi. 21.yy’da da şayet böyle olacaksa o zaman Türkiye doğru yönetilmiyordur. O sebeple kimin nerede hakkı gasp ediliyorsa biz orada olacağız. Hem onların sesini TBMM’de milletvekillerimiz verdikleri önergelerle ve kanun teklifleriyle dile getiriyorlar. Hem de biz de gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde kimin yanında bulunduğumuzu kamuoyuna anlatma fırsatı buluyoruz.” dedi.
Meslek Fabrikası açıklaması: Tek adamlıktan kaynaklanıyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Meslek Fabrikası olarak hizmet veren tarihi binanın Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden devredilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunan İYİ Parti lideri Dervişoğlu, “Hem milletvekilimiz hem heyetimiz hem de il başkanımız oraya gitti. İzmir’in geleceğine kasteden bir uygulama olarak değerlendiriyoruz. Bu hukuksuzluk ve haksızlığı, İzmir’e yönetilmiş bu saldırının İzmir halkı tarafından püskürtülmesinden yanayız. İzmir halkı da hak ve hukukunu korumak için çaba sarf ediyor. Ama bu iktidarın alışkanlığı var bu da tek adamlıktan kaynaklanıyor. Bu iktidarın mensupları da kendilerini tek adam statüsüne koyuyor ve yetkilerini abartıyorlar. Demokrasi, insan hakları, kişi hak ve hürriyetleri ve kamu vicdanının takdir edildiğini görmek lazım. Hükümetin bu siyasi kararlarının muhalif alanlara uygulanmasının ortadan kaldırılabilmesi için demokratik hak ve hürriyetlerimizi doğru biçimde kullanmamız gerekiyor. İzmir halkının bu hak ve hürriyetini doğru kullandığı kanaatindeyim. Bu yanlıştan dönülmesi gerektiğini düşünüyorum.” dedi.
“Öcalan’ın statüsü bellidir!”
Çözüm sürecine dair değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, “Bu sürecin nereye evrileceğini en başından beri söyledim. Bu konuyla alakalı İYİ Parti’nin duruşu kamuoyunun malumudur. Bir komisyon kurulmuştur, o komisyon Türkiye’de yaşayan kimsenin sorunlarına çare olacak bir çalışma içerisine girmemiştir. O komisyonda ne eşitlik ne adalet ne insan hakları arayışı tartışılmamıştır. Biz de yanlış bir iş yapmayalım. O komisyon terörist başı ile teröristlerin haklarının konuşulduğu bir komisyon. Biz milletin hakkının konuşulmasının gerekli olduğunu savunan bir partiyiz. Abdullah Öcalan’ın bir statü arayışında olduğu herkesin malumu. İktidarın ortağı olduğu siyasi partinin genel başkanı da o statünün ne olacağına dair birtakım beyanlarda bulundu. Gittiğim her yerde o statüyü belirtiyorum. İmralı adası üzerinde Türk bayrağı dalgalanan bir Türk toprağıdır. Öcalan da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış bir vatan hainidir. Başka bir statüye kavuşturmak isteyen birileri varsa, soruyu gazeteci ile vatandaş arasına sıkıştırmasınlar, gelsinler dertlerini açık açık söylesinler. “dedi.
“Numan Kurtulmuş kendine mektup yazmış!”
Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun hazırladığı rapor hakkında değerlendirmelerde bulunan İYİ Parti lideri, “Komisyon raporunu yazdı şimdi artık yasal düzenlemeleri yaşama geçirilmesinden bahsediliyor. Bu komisyonun öyle bir görevi yok. Komisyon tavsiyeden öte bir şey ifade edemez. Komisyon korsandır, uzlaşma komisyonu değildir. Toplantı ve karar nisapları bizzat Numan Kurtulmuş tarafından belirlenmiştir. Raporu bizzat kendine havale etmiştir. Numan Bey kendisine istediği mektubu yazabilir ama korsan komisyonun kararları nazarında herhangi bir dayatmanın nazarı olamaz. TBMM görevinin başındadır ve dolayısıyla bir bölücü vatan haininin yol göstericiliğiyle tanzim edilmiş sürecin Türk milletinin geleceğine zarar verecek bir şekilde sürdürülmesine izin vermeyeceğimizi defalarca söyledik ve bunu tekrarlamaktan gurur duyuyorum.” şeklinde konuştu.
“İzmir halkı memnun değilse sandıkta cezalandırır”
İzmir’de görev yapan yerel yönetim hakkında değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, “İzmir’de yerel yönetim hizmetlerinin her yerde olduğu gibi eleştiriye açık bir alan olarak görüyorum. Bir hizmet eksikliği ve yetersizliği durumu söz konusu olursa eleştirilir. Türkiye’de yapılan birtakım soruşturma kovuşturma ve yargılamaların hukuki gerekçeleri aşarak siyasi amaçları hedeflediğine dair ciddi kaygılar var. Yerel yönetimlerden memnun değilse İzmir halkı, iktidarda bulunan partiyi cezalandırır. Genel yönetimden memnun değilse de AKP-MHP’yi cezalandırır. Ben bu ülkeyi yönettiğim zaman kim hangi kötülüğü yaptıysa onun hesabını soracağım.” ifadelerini kullandı.
Dervişoğlu’ndan Bakan Tekin’e istifa çağrısı
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarının ardından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin için yapılan istifa çağrıları hakkında konuşan Dervişoğlu, “Çocuklarımızı bekleyen bir ciddi geleceksizlik tehlikesi söz konusu. Meseleye bu pencereden baktığımızda işin ucu elbette MEB’e dayanır ama bu sadece görevdeki bakanı da kapsamaz. Bildiğim ve hatırladığım kadarıyla bu 25 yıllık iktidarın dokuzuncu bakanı. Her gelen bakan kendi hayal ettiği, bu iktidarın bir milli eğitim politikası olmadığı için kendi karar ve düşüncelerini milli eğitim politikası olarak dayatmıştır. Tüm bu yaşananlar onun sonucudur. Milli Eğitim bakanının sorunlara kayıtsız kalmaması gerektiğine dair bir kanaat oluşmuştur. Dünyanın neresinde olur da bakan istifa etmez diye sormamız gerekir. Toplamda 29 kişi ölmüş görev sürecinde. Demek ki birtakım yanlış uygulamalar bu felaketleri beraberinde getiriyor. Diğer siyasiler gibi ben de milli eğitim bakanının istifa etmesinden yana olan tavrımı ifade edebilirim. Fakat yalnızca olaylar üzerinden değerlendirmeyip kavramlar üzerinden de değerlendirmek lazım. Kavramlar üzerinden değerlendirilince de bu hükümetin mevcut karnesinden daha kötü bir sonuçla karşı karşıya kalabileceğimizi söylemek mümkün.” dedi.



