Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

BATIÇİM davasında bilirkişi keşfi yapıldı: Çevre örgütlerinden projenin iptali için tepki

Aliağa Horozgediği’nde BATIÇİM AŞ’nin klinker öğütme ve paketleme tesisine karşı açılan davada bilirkişi keşfi yapıldı. Çevre örgütleri, daha önce iki kez reddedilen projenin iptali çağrısında bulundular.

Aliağa Horozgediği'nde BATIÇİM AŞ'nin klinker öğütme ve paketleme tesisine karşı

İzmir- Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın tartışmalı bir projeye daha “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir” kararı vermesi üzerine çevre örgütleri tepki göstermişti. Ardından karar, çevre örgütleri ve vatandaşlar tarafından yargıya taşınmıştı. İzmir 5. İdare Mahkemesinin verdiği ara kararla atanan Mahkeme Bilirkişi Heyeti, Aliağa Horozgediği’ndeki BATIÇİM AŞ’nin klinker öğütme ve paketleme proje alanında bugün (27 Nisan 2026) keşif gerçekleştirdi.

Bilirkişi Heyetinin incelemesi sırasında, proje alanında toplanan Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu ve EGEÇEP üyeleri projeyi protesto ettiler. Yılda 3 milyon 5 bin ton kapasiteli klinker öğütme ve paketleme tesisine karşı olduklarını belirten çevre örgütleri, projeden vazgeçilmesi çağrısında bulundular. Keşif sırasında çevreciler, “Çimento değil yaşam istiyoruz”, “Havana Suyuma Toprağıma Dokunma” ve “Aliağa’da İzmir’in Sanayi Çöplüğü Değildir” sloganları attılar. Keşif sonrası DEM İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu Sözcüsü Ramis Sağlam ve Halkların İklim Zirvesi (HİZ) İzmir Meclisi Adına İsmail Karademirci açıklamalarda bulundular.

Tanıtım dosyasında halk sağlığı değerlendirilmemiş!

Proje Tanıtım Dosyası’nda (PTD) halk sağlığına ilişkin gerçek bir değerlendirme bulunmadığının altını çizen DEM Milletvekili İbrahim Akın, “Dosyada halk sağlığı uzmanı görüşü olmadığı gibi uzun süreli maruziyet (kronik etki) analizi yoktur. Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalar gibi hassas gruplar hiç ele alınmamıştır. Aliağa; ağır sanayi, termik santral, liman ve petrokimya faaliyetleri nedeniyle halihazırda yüksek hastalık yükü olan bir bölgedir. Böyle bir bölgede yapılacak her yeni faaliyetin, mevcut sağlık risklerini artırma potansiyeli bilimsel olarak değerlendirilmek zorundadır. PTD bu zorunluluğu yerine getirmemektedir” bilgisini paylaştı.

Yürütmenin durdurulması ve iptali talep edildi

Çevre Hukukunun en temel ilkesinin “İhtiyat İlkesi” olduğunu belirten Akın, “Dava dilekçesinde bilimsel olarak belirgin sonuçların elde edilmesini beklemeden potansiyel zararın oluşmaması için tedbir alınması gerekiyor. ÇED sürecinde açıkça ortaya konulmadan ve bilimsel olarak değerlendirilmeden verilen ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı; çevre hukukunun temel ilkesi olan ihtiyat ilkesine, kümülatif etki yaklaşımına ve Anayasa ile güvence altına alınan çevre hakkına açıkça aykırıdır. Somut deliller değerlendirilerek ‘Yürütmenin Durdurulmasına’ karar verilmemesi halinde, çevreye ve insan sağlığına geriye dönülmez zararlar oluşacaktır. Yürütmenin durdurulmasına, davanın duruşmalı yapılmasına ve iptaline karar verilmesini talep ettik” dedi.

Her açıdan riskli bir proje

Bakırçay Havzasının bir bütün olarak sanayi işletmelerinin kirlilik cenderesinde kaldığını belirten Platformu Sözcüsü Ramis Sağlam, “Proje Tanıtım Dosyasında, termik santral atıklarının kullanımı ihtimali açık biçimde dışlanmadığı gibi bu atıkların içerdiği ağır metal ve toksik madde yüküyle uzun vadeli çevresel ve sağlık etkileri bilimsel olarak değerlendirilmemiştir. Başta Bakırçay Havzası olmak üzere Aliağa ve Foça’ya ilişkin bilimsel raporlar, bölgede ağır metal birikiminin kritik eşiklere ulaştığını açıkça ortaya koymaktadır”dedi.

Kirlilik ciddi boyutlara ulaştı

Kirliliğin ciddi boyutlara ulaştığını dile getiren Sağlam, “Bölgede ruhsatsız bir şekilde faaliyet yürüten İZDEMİR Termik Santralinin atıklarının çevreye verdiği zarar bütüncül olarak değerlendirilmelidir. Bunu yapmadan ve bilimsel olarak değerlendirilmeden verilen ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararının Anayasa ile güvence altına alınan çevre hakkına aykırı olduğu son derece açıktır. BATIÇİM Projesi, bölgemizde telafisi olmayan zararlar doğuracaktır. Proje alanı olarak belirlenen alanda tarım ve hayvancılık faaliyeti gerçekleştirilmektedir. Kültür Varlıkları Kurulu, verdiği görüşte sondaj yapılmadığı açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla, arkeolojik risk olup olmadığı bilinmemektedir. Bu belirsizlik giderilmeden projeye izin verilmesi arkeolojik açıdan da sorun teşkil etmektedir” diye konuştu.

Bölge kirlilik altında

HİZ adına konuşan İsmail Karadeveci, Ağır kümülatif kirlilik altında olduğunu söyledi. Karadeveci, ”Bölgenin ağır bir kümülatif kirlilik yükü altında bulunuyor. Bu tür atıkların üretim zincirine dâhil edilmesi mevcut çevresel ve sağlık risklerini daha da artıracaktır. Buna rağmen Proje Tanıtım Dosyası’nda bu riskler bilimsel olarak değerlendirilmemiş, ağır metal ve toksik etkiler göz ardı edilmiştir.” dedi.

Termik Santral arasında bağ var

Proje ile termik santral atıkları arasındaki ilişkinin tesadüfi olmadığını belirtir Karademirci, “Bölgedeki kirliliği
artıracak yapısal bir bağlantı bulunuyor. Bu hususlar dikkate alınmadan verilen ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı; hukuka aykırıdır.” bilgisini paylaştı.

Proje Tanıtım Dosyası (PTD) ’ndaki aykırılıklar:
• İklim krizi ve kuraklık bağlamında proje yüzeysel ve içeriksizdir. PTD’da iklim değişikliği başlığı bulunmakla birlikte: karbon ayak izi hesaplanmamış, enerji yoğunluğu değerlendirilmemiş, kuraklık ve aşırı hava olayları dikkate alınmamıştır.
• PTD’de halk sağlığına ilişkin gerçek bir değerlendirme bulunmamaktadır. Dosyada: Halk sağlığı uzmanı görüşü olmadığı gibi, uzun süreli maruziyet (kronik etki) analizi de yok. Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalar gibi hassas gruplar hiç ele alınmamıştır.
• Hayıtlı Deresi’ne yalnızca mesafe belirtilmiş, ancak taşkın yayılım alanı, aşırı yağış senaryoları, dere ile tesis arasındaki hidrolik ilişki hiç modellenmemiştir.
• PTD’de yer alan hava modelinde mevcut hava kirliliği yok sayılmakta Aliağa’nın sanayi kaynaklı kronik kirliliği dikkate alınmamaktadır.
• Fay hatları ve depremselliğin endüstriyel riski yok sayılmıştır. Deprem haritası verilmiş, ancak zemin büyütmesi, endüstriyel yapıların depremde yaratacağı ikincil riskler, toz ve atık yayılımı hiç değerlendirilmemiştir.