İzmir Barosu, 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Türkiye’de sokakta yaşayan hayvanların yaşam hakkının her geçen gün daha fazla daraltıldığı belirtilen açıklamada, bugün artık yalnızca bir farkındalık günü değil, aynı zamanda hayvanlara yönelik hukuk dışı uygulamalara karşı ses yükseltme günü olduğu ifade edildi.
Baro açıklamasında, sokak hayvanlarının değil, onları korumakla yükümlü kamu politikalarının tartışılması gerektiği vurgulanarak, “Sorun sokakta yaşayan hayvanların varlığı değil, yaşatan politikalar yerine onları hedef haline getiren bir düzenin kurulmuş olmasıdır” denildi.
“İhmalin bedeli hayvanlara ödetiliyor”
Açıklamada, yıllardır yeterli kısırlaştırma yapılmaması, üretim faaliyetlerinin denetlenmemesi ve bakım-rehabilitasyon yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle yaşanan tablonun siyasi sorumluluğuna dikkat çekildi.
İzmir Barosu, kamu otoritesinin kendi ihmallerinin sonucunu yine hayvanların yaşamı üzerinden çözmeye çalıştığını belirterek, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişikliklerin sahada ciddi hak ihlallerine yol açtığını savundu.
Baro, yasanın koruma ve refah hükümlerinin uygulanmadığını, buna karşın yalnızca “toplama” maddelerinin öne çıkarıldığını ifade ederek şu vurguyu yaptı:
“Hukuk, yaşamı ortadan kaldırmanın değil, yaşamı korumanın aracıdır.”
Toplanan hayvanlar nerede?
İçişleri Bakanı’nın sokakta yaşayan hayvanların büyük bölümünün toplandığı yönündeki açıklamasına da değinen Baro, kamuoyunun yanıt bekleyen kritik sorularını gündeme taşıdı.
Açıklamada, yeterli bakımevi ve doğal yaşam alanları oluşturulmadan toplanan hayvanların akıbetinin belirsiz olduğu belirtilerek şu sorular yöneltildi:
- Toplanan hayvanlar bugün nerede?
- Hangi koşullarda tutuluyor?
- Sağlık durumları neden kamuoyuyla paylaşılmıyor?
- Ölüm verileri neden açıklanmıyor?
Barınaklar “koruma alanı” değil, yok oluş mekânı mı?
Baro, sahadan gelen başvurular ve basına yansıyan görüntülerin birçok barınakta ağır ihmal koşullarını ortaya koyduğunu ifade etti.
Açıklamada, bazı yerlerde ortaya çıkarılan toplu mezar görüntülerinin hayvanların yaşam hakkına yönelik ihlallerin boyutunu gözler önüne serdiği belirtilerek, koruma amacı taşıması gereken alanların kapatma ve yok oluş mekânlarına dönüştüğü savunuldu.
“Üretime göz yumuluyor, sahiplenme zorlaştırılıyor”
Açıklamada hayvan sayısındaki artışın temel nedenlerinden birinin denetimsiz üretim ve terk etme olduğu vurgulandı.
Merdiven altı üretim ve satış faaliyetlerinin sürdüğü, buna karşılık barınaklardan sahiplendirme süreçlerinin zorlaştırıldığı ifade edilen açıklamada, mevcut uygulamanın çözüm üretmediği belirtildi.
Baro, “Üretime göz yumulup sahiplenmenin güçleştirilmesi çözüm değil, çelişkinin kendisidir” değerlendirmesinde bulundu.
Toplumsal kutuplaşma uyarısı
İzmir Barosu, hayvanlara yönelik sertleşen siyasi ve toplumsal dilin, zamanla hayvanları koruyan yurttaşları da hedef haline getirdiğini belirtti.
Açıklamada, sokakta yaşayan hayvanlara su ve mama veren yurttaşların toplumun vicdanını temsil ettiği vurgulanırken, nefret dilinin toplumsal barışı tehdit ettiği ifade edildi.
“Hukuksuzlukların takipçisi olacağız”
Açıklamanın sonunda İzmir Barosu, sokakta yaşayan hayvanların “sahipsiz değil, hak sahibi” olduğunu belirterek, yaşam hakkını esas alan hukuk mücadelesini sürdüreceğini duyurdu.
Baro, toplama ve kapatma politikalarının yerine kısırlaştırma, tedavi, rehabilitasyon ve sahiplendirme politikalarının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

