İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğinin etkilerini azaltacak ve kentte yağmur suyu yönetimini daha sürdürülebilir hale getirecek önemli bir proje kapsamında Avrupa’ya teknik inceleme ziyareti gerçekleştirdi. Avrupa Birliği destekli Yağmursuyu Sürdürülebilirliği İçin Doğa Temelli Katılım Projesi (NERS) kapsamında belediye heyeti, bu alandaki başarılı uygulamaları incelemek üzere Danimarka’nın başkenti Kopenhag’a gitti.
Gerçekleştirilen ziyaretlerde elde edilen deneyimlerin, İzmir’de uygulanacak pilot projelere doğrudan katkı sağlaması hedefleniyor.
Hedef: İklim krizine dirençli bir İzmir
Avrupa Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki mali iş birliği kapsamında finanse edilen NERS Projesi, doğa temelli çözümlerle yağmur suyu yönetimini geliştirmeyi amaçlıyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın sözleşme makamı, İklim Değişikliği Başkanlığı’nın ise nihai faydalanıcısı olduğu proje; İzmir Büyükşehir Belediyesi koordinasyonunda, Karşıyaka Belediyesi ortaklığında yürütülüyor.
Proje kapsamında;
Doğa temelli yağmur suyu yönetim sistemleri geliştirilecek.
Yeşil altyapı uygulamaları yaygınlaştırılacak.
Yerel katılım artırılacak.
İklim değişikliğine uyum konusunda kurumsal kapasite güçlendirilecek.
Kopenhag’daki Başarılı Uygulamalar Yerinde İncelendi
Teknik saha ziyareti kapsamında proje ekibi, Kopenhag’ın iklim dostu şehircilik uygulamalarını yakından inceleme fırsatı buldu.
Program kapsamında şu bölgelerde teknik incelemeler gerçekleştirildi:
Enghave Climate Park
Carlsberg Byen / Østen for Humlen
DHI
Tåsinge Meydanı
Venøgade Sokağı
Karens Minde Aksen
Scandiagade
Bu alanlarda özellikle doğa temelli çözümler, sünger kent modeli ve aşırı yağışların yönetimine yönelik uygulamalar detaylı şekilde değerlendirildi.
İzmir’de pilot uygulamalara yol gösterecek
Kopenhag’da edinilen teknik bilgi ve saha deneyimlerinin, NERS Projesi kapsamında İzmir’de oluşturulacak pilot uygulama alanlarına uyarlanması planlanıyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu çalışmalarla birlikte hem yağmur suyu yönetimini güçlendirmeyi hem de iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dirençli bir kent altyapısı oluşturmayı hedefliyor. Doğa temelli çözümler sayesinde suyun daha verimli kullanılması, taşkın risklerinin azaltılması ve yeşil alanların artırılması amaçlanıyor.



