Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Kaldırım çizgilerine basmamak sadece bir oyun olmayabilir

Günlük yaşamda çoğu zaman bir oyun ya da alışkanlık olarak görülen kaldırım çizgilerine basmama davranışı, bazı kişilerde obsesif kompulsif bozukluğun (OKB) belirtisi olabiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, kaldırım çizgilerine basmamanın tek başına bir hastalık belirtisi olmadığını ancak davranışın kişinin yaşamını kısıtlamaya başlaması durumunda klinik bir tabloya dönüşebileceğini belirtti.

Günlük yaşamda çoğu zaman bir oyun ya da alışkanlık olarak

Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, kaldırım çizgilerine basmamanın tek başına bir hastalık belirtisi olmadığını ancak davranışın kişinin yaşamını kısıtlamaya başlaması durumunda klinik bir tabloya dönüşebileceğini belirtti.

Yaşar, “Yolda yürürken çizgilere basmamak masum ve sıradan bir oyun gibi görünebilir. Ancak bu durum, kişinin gününün önemli bir kısmını almaya başladığında, çizgiye bastığı an yoğun bir huzursuzluk hissettiğinde, işine, okuluna veya sosyal hayatına gecikmesine yol açtığında klinik bir tabloya dönüşebilir” dedi.

“Zihin sahte bir kontrol hissi yaratıyor”

Dışarıdan basit bir oyun gibi görünen davranışın bazı kişilerde yoğun kaygıyı azaltmaya yönelik bir ritüele dönüşebileceğini belirten Yaşar, OKB’de kişinin belirsizlikle başa çıkabilmek için gerçekle ilgisi olmayan kurallar geliştirebildiğini söyledi.

Yaşar, bu durumu “büyüsel düşünce” olarak tanımlayarak, kaldırım taşı ile kişinin sağlığı arasında bilimsel bir nedensellik bulunmamasına rağmen kişinin kaygısını azaltmak için bu iki durum arasında bağlantı kurabildiğini ifade etti.

“Beyin yanlış alarm veriyor”

OKB yaşayan kişilerin önemli bir bölümünün gerçekleştirdikleri ritüellerin mantıksız olduğunun farkında olabildiğini belirten Yaşar, temel sorunun mantık eksikliği değil, beynin tehlike algılama sisteminin yanlış alarm vermesi olduğunu söyledi.

Yaşar, kişinin çizgiye bastığında gerçek bir tehdit varmış gibi yoğun korku ve panik yaşayabildiğini, ritüeli gerçekleştirdiğinde ise kısa süreli bir rahatlama hissettiğini aktardı.

Bu döngünün zaman içinde kişinin yaşam alanını daraltabileceği uyarısında bulunan Yaşar, bazı kişilerin çevresindekilerin bakışlarından veya sorularından kaçınmak için dışarı çıkmak istemeyebileceğini belirtti.

“Tedavinin ilk adımı çizgiye basmak”

OKB tedavisinde kullanılan “maruz bırakma ve tepki önleme” yönteminin kişinin kaygıyla baş etme biçimini değiştirmeyi amaçladığını belirten Yaşar, tedavinin temelinde korkulan durumla kontrollü biçimde karşılaşmak ve ritüeli gerçekleştirmemeyi öğrenmek olduğunu söyledi.

Yaşar, “Asıl amaç beyne ‘Çizgiye bastın, korktuğun o felaket gerçekleşmedi ve o dayanılamaz sandığın kaygın bir süre sonra kendiliğinden azaldı’ deneyimini yaşatmaktır” dedi.

Hastalığın tedavisinin ertelenmemesi gerektiğini vurgulayan Yaşar, ailelere de önemli bir uyarıda bulundu. Ailelerin kişinin ritüellerine eşlik etmemesi ve günlük yaşamı bu ritüellere göre düzenlememesi gerektiğini belirten Yaşar, bu yaklaşımın iyi niyetli olsa da hastalığı besleyebileceğini ifade etti.

Yaşar, davranışların kişinin yaşamını kısıtlamaya başlaması halinde zaman kaybetmeden bir ruh sağlığı uzmanına başvurulması gerektiğini söyledi.