İzmir/ Karaburun ilçesi Yaylaköy, Küçükbahçe, Bozköy, Parlak, Tepeboz ve Saip Mevkii sınırlarında planlanan Karaburun Rüzgar Enerjisi Santrali (RES) kapasite artışı projesi ile ilgili Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın “ÇED Olumlu” kararına karşı açılan dava sonuçlandı. İzmir 4. İdare Mahkemesi, bilirkişi incelemeleri ve ekolojik veriler doğrultusunda ÇED kararını iptal etti.
Bilirkişi raporları ne diyor?
Mahkeme kararında, yedi kişilik bilirkişi heyetinin keşif ve inceleme sonuçları özetlendi:
“Tarımsal yapı ve arazi kullanımı, elektrik-elektronik, orman mühendisliği, biyoloji (flora), fauna yapısı, hayvan ekolojisi ve ornitoloji alanlarında yapılan incelemeler sonucunda ÇED Olumlu kararının uygun olmadığı görülmüştür. Rapor eksiklikler içeriyor ve projenin olumsuz etkileri yeterince incelenmemiştir. Bu nedenle dava konusu işlem hukuka uygun bulunmamıştır.”
Bilirkişi raporları, kapasite artışının Yarımada’da ekolojik kırılma yaratacağını da vurguladı.
Dava süreci ve müdahil gruplar
Dava, Karaburun Sivil İnisiyatif, Yaylaköy, Küçükbahçe ve Parlak mahalle muhtarlıkları ile İzmir Büyükşehir ve Karaburun belediyeleri tarafından açıldı. Tepeboz, Haseki, Merkez ve Anbarseki muhtarlıkları da davaya müdahil oldu.
Lodos A.Ş., bilirkişi raporlarına itiraz etmiş ve İzmir dışındaki üniversitelerden yeni bilirkişi raporu talep etmişti. Bakanlık da ek rapora itiraz ederek yeniden inceleme talep etmişti. Mahkeme, itirazları reddederek 2. Ek Bilirkişi Raporu’nu dikkate aldı ve 18 Şubat 2026’da iptal kararını verdi.
Sivil inisiyatiften açıklama
Karaburun Sivil İnisiyatif temsilcileri, verilen kararı doğadan ve yaşamdan yana bir karar olarak nitelendirdi:
“Lodos A.Ş’nin mevcut RES projeleri ve GES kapasite artışları, Yarımada’nın doğal ve sosyal değerlerini tehdit ediyor. Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi yönetim planı yapılmadan yatırım girişimleri devam ederse geri dönüşü olmayan zararlar oluşacaktır.”
İklim krizine bütüncül çözüm sunmuyor
Davacıların avukatlarından Av. Cem Altıparmak, yenilenebilir enerji projelerinin iklim krizine bütüncül çözüm getirmediğini savundu:
“Yenilenebilir enerji yatırımları, sermaye için teşviklerle desteklenen ve ‘yeşil el koyma’ imkânı yaratan bir yaklaşım üzerinden yürütülüyor. Karaburun Yarımadası’nda planlanan RES ve GES projeleri, tarım arazisi, zeytinlik, orman ve mera alanlarına kurulabiliyor ve özel mülkiyete tabi araziler de kamulaştırmalarla alınabiliyor. Son 15 yılda ÇED olumlu kararlarının iptalleri, Karaburun’da yeşil el koymanın sembolü haline gelmiştir. Bu davada verilen iptal kararının artık hukuken bir son nokta olmasını, kamu idarelerinin doğayı sermaye çıkarları için istismar etmekten vazgeçmesini bekliyoruz.”
Ne olmuştu?
Davaya konu Lodos Karaburun Elektrik Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan “Karaburun Rüzgar Enerji Santrali Kapasite Artışı projesi hakkında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen ÇED Olumlu kararı ile ilgili Kök Bilirkişi Raporu’nda;
“..Karaburun RES kapasite artışı projesiyle yeni kurulacak 41 adet RES türbinleri kuzey, güney ve batıdaki doğal alanlarda habitat kayıpları ve habitat parçalanmasına neden olacaktır. Bu durum hayvanların yaşamsal faaliyetleri olan yuvalama, beslenme ve üreme alanlarının gerçekleştiği habitatların kaybolmasına veya azalmasına neden olacaktır. Tüm bu veriler baz alındığında, alandaki ekosistemlerin devamlılığı ve ekolojik dengenin tüm alanlarda bütüncül korunması gerektiğinden ve tüm alanların ekolojik birliktelik oluşturması, zengin bir biyoçeşitlilik yapısına sahip olması, proje sahasının kuş göç yollarının üzerinde bulunması ve doğal dengenin ve biyoçeşitliliğin korunması gerektiği nedenleriyle Karaburun RES Kapasite Artışı Projesi’nin fauna, flora, orman, ziraat,elektrik mühendisliği ve ornitoloji dallarında çed raporunun önemli eksiklikler ve projenin olumsuzlukları içermesi nedenleri ile “ÇED Olumlu”kararı işleminin iptal edilmesinin gerekli olduğu kanaatine varılmıştır..” denilmiştir.
Bilirkişi Raporu’nda ayrıca;
• Karaburun Yarımadası bütün olarak değerlendirildiğinde birçok farklı habitat tipini ve biyolojik çeşitliliği bünyesinde barındırması bakımından oldukça önemlidir. Son zamanlarda kurulan çok sayıda RES ile yarımadanın bütününü etkileyecek şekilde vejetasyon kaybı, su drenajının değişmesi ve toprağın ısınmasına bağlı toprak mikrobiyolojisi ile ilgili faaliyetlerin etkilenmesi gibi sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
• Dava konusu proje alanına ekosistem açısından bakıldığında; dağ ekosistemini oluşturan ve içinde bulunan derin vadiler ile kayalık habitatlar ve makilik alanlar bulunmaktadır. Ayrıca, proje alanı dağ ve sucul ekosistem içermektedir. Bu ekosistem genetik, tür çeşitliliği ve habitatları barındırdığı için biyolojik çeşitlilik açısından oldukça önemlidir. Ayrıca, proje alanı kuş göç yolu üzerinde bulunmaktadır.
• Karaburun Yarımadası; IUCN(DünyaDoğayıKorumaBirliği) tarafından 1996 yılında CR (kritik) kategorisine alınan Akdeniz fokları, 2004 yılında NT (tehdide yakın) kategorisine alınan Ada Martısının yanısıra 204 adet kara, deniz kuş türleri ve diğer kara, deniz canlıları bakımından oldukça zengin olmasından dolayı biyolojik rezerv alanı konumundadır.
• 41 türbin, her ne kadar mevcut 87 türbin çevresinde olduğu gibi görülsede bunlar ayrı tepe/dağlık sırt çizgi noktalarındadır. Bu nedenle aslında yeni alan kullanımının ve habitat parçalanmasının tüm alana yayıldığı ve res projesinin büyük bir alan içerdiği ve kümülatif etkinin büyük olduğu görülmüştür. Yeni kurulacak türbinlerle birlikte proje alanının (Karaburun Yarımadasının) büyük bir bölümü Türbin parkına (çiftliğine) dönüşecektir. Bu durum hem kuşlar, hem yarasalar hemde memeli hayvanların geçişlerini, yaşam ve dolaşma alanlarını kısıtlayacaktır.
• Davaya konu yapılmak istenilen türbin noktalarının çok büyük bir bölümüne yolun bulunmadığı, yeni türbin alanı olan bu noktalara ilave yolların yapılmasının gerekli olduğu, her türbin noktasına ulaşımda ÇED dosyasında belirtildiği üzere “ mevcut orman yolları” kullanılacaktır ifadesinin mümkün olmadığı yeni ilave yolların açılacağı görülmektedir.

• Yolların devlet ormanı, devlet ormanı ağaçlandırma sahası, özel ağaçlandırma sahası,mera ve hamtoprak vasıflı yerlerin içinden geçmesi, ormanı daha küçük parçalara ayıracak, orman bütünlüğünü bozacaktır. Yeni kurulacak 41 türbin için yeni yolların açılması, mevcut yolların genişletilmesi ve türbin sahasının düzleştirilmesi habitat kayıplarına, habitat parçalanmasına yol açacaktır. Yarımadanın Biyolojik kaynaklarının ve çeşitliliğin sürdürülebilir olması için mevcut hali ile, müdahalede bulunulmadan, korunmasının büyük önemi bulunmaktadır.
• Bölgede, Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) Avrupa ve DünyaTehlikeStatüleri’ne göre 13 tür avrupa ölçeğinde ve 5 tür dünya ölçeğinde tehlike altındadır. Mahkemeye konu olan doğal habitatların korunması bölgedeki göçmen kuşlar açısından çok önemlidir. Mahkemeye konu olan alan böyle bir konumda bulunmaktadır. 41 RES türbininin kurulması planlan bölgeler yarımadanın kuzey ve kuzeybatı kıyı sahil şeridine yakın bölgelerde olup kuşların hareketliğini kısıtlayacak düzeydedir. Ayrıca önerilen Res türbinleri sulak alanlara çok yakın mesafelerde bulunmakta olup bu da ciddi bir baskı yaratacaktır. Bölgede birden fazla RES sahası bulunması da değerlendirilmesi gereken başka önemli bir sorundur. Karaburun yarımadasında çok yüksek sayıda RES türbini bulunmasının Kümülatüf Etkileri MUTLAKA DİKKATE ALINMALIDIR.
• Dava konusu türbin alanları, “Çayır-Mera”, “Tarım Arazisi”, “Orman Alanı”, “Özel Çevre Koruma Bölgesi”,“İçme ve Kullanma Suyu Orta/Uzun Mesafeli Koruma Alanı” sınırları içinde kalmaktadır.
• Yöre köylüsününün arazilerin dağlık taşlık ve toprak işlemeli tarıma uygun olmayan yapısı nedeniyle yapabilecekleri yegane tarımın zeytin yetiştiriciliği ve küçükbaş hayvancılık olduğu düşünüldüğünde mera alanlarının ve zeytinlik alanların yapılacak olan projelerden etkilenmemesi mümkün görünmemektedir. Zeytinlik alanlar dışında türbin noktalarının yapılmak istenildiği mera alanlarıda hayvansal üretim şeklindeki sürü hayvancılığınınalanın dağlık yapısına bağlı olarak yegane otlama alanlarıdır. Bölgede oldukça kıt olan mera ve tarım alanlarının korunması tarımın ve hayvancılığın yöre köylüsünün yegane geçim kaynağı olması açısından büyük kamu yararı içermektedir.
• Karaburun Yarımadası çok sayıda ve farklı dönemlerde çiçeklenen ve bal arılarının beslenmesi için çok uzun bir periyod içeren bir alan konumundadır. Arılar sadece bal üretmezler en önemli görevlerinden biri ise özellikle doğal ve tarımsal alanlardaki bitki türleri için tozlaşmayı sağlamalarıdır. Bu yönü ile de alandaki tarımsal alanlar ile doğal flora yapısı açısından da büyük önem taşımaktadır.Yenitürbin alanlarındaki arıcılık potansiyeli ve mevcut arıcılık faaliyet alanlarının yeni kurulması planlanan türbin alanlarına olan etkilerinin bilimsel arazi çalışmalarına dayanan güncel ve alana ilişkin verileri içeren bir çalışma nihai çeddosyasında bulunmamaktadır.
• Enerji nakil hattı güzergahıçed raporuna dahil edilmediğinden, 41 türbinin inşası sırasında ne kadar ağaç kaybedileceği, sahada endemik bitki türlerinin olması sebebiyle bu türlerin nasıl korunacağı detaylı olarak açıklanmamıştır. Konunun genel ifadelerle “yapılacaktır, edilecektir” şeklinde açıklanması nedeni ile olası olumsuz etkiler tam anlamı ile anlaşılamamamıştır.
• 41 adet türbinin yapımı sırasında toplam 20243.75 m2 bir alanın üzerindeki bitki örtüsünün sıyrılacağı ayrıca, yapılacak olan 28.00 km uzunluğunda ve 5 mtgenişliğinde yolun yapımı sırasında ise 140000.00 m2 alanın üzerindeki bitki örtüsünün kaldırılacağından saha üzerinde bulunan ağaç ve ağaççıklar hayatını kaybedecektir. Hayatını kaybedecek olan ağaçların adet ve cinstespitleri dahi ÇED Raporunda belirtilmemiştir.
• Projede RES türbinlerinin yerleştirilmesindeaşırısıklığagidilmiştir. RES türbinlerinin 35tanesi kızılçamormanıiçindedir. Planlanan saha 1 derece yangına hassas bölgedir. Projede, olası orman yangının nasıl söndürüleceği ile ilgili yeterli inceleme ve planlama bulunmamaktadır. Proje sahasında yapımı planlanan türbinlerle birlikte türbin yoğunluğunun artması nedeniyle, kulenin görüşü olumsuz etkilenecek ve orman yangınlarına hava araçları ile müdahalenin yapılması engellenecektir. Ayrıca, projeye ait şebeke bağlantı onayı, transformatör yüklenme oranları, gerilim düşümü hesapları, gürültü ve EMFölçümleri gibi belgeler ÇED dosyasında ayrıntılı olarak verilmemiştir.
Süreç nasıl işledi?
*Lodos Karaburun Elektrik Üretim A.Ş. tarafından İzmir İli, Karaburun İlçesi sınırlarında, Yaylaköy, Küçükbahçe, Bozköy, Parlak, Tepeboz, Saip Mahallelerinde halen 87 türbin işletiliyor.
*28.12.2022 tarihinde ÇED süreci başlatılan RES kapasite artışı projesi kapsamında 41 RES türbin ilavesi ile toplamda 128 türbinin işletilmesi düşünülüyor.
*Bakanlık 18 Eylül 2023 tarihinde İDK ( İnceleme, Değerlendirme Komisyonu) toplantısında projeyi ele aldı. Bu toplantı öncesi 8 Mahalle Muhtarlığı projenin onaylanmaması için görüş bildirdi.
*8 Mayıs 2024 tarihinde Lodos Enerji’ nin 41 Res kapasite artışı projesine Çevre Bakanlığı ” Nihai Onay” verdi. Mahalle Muhtarlıkları 15 Mayıs 2024 tarihinde süresi içinde İzmir Çevre İl Müdürlüğü’ ne itirazda bulundu.
*6 Eylül 2024 tarihinde Çevre Bakanlığı Lodos A.Ş’nin kapasite artışı RES projesine “ ÇED Olumlu” kararı verdi.
*Nihai Rapor’ a göre;
41 RES TÜRBİNİNİN DAĞILIMI;
12 Merkez Mahalle,
1 Saip,
3 Bozköy,
6 Küçükbahçe,
7 Yaylaköy,
7 Parlak,
4 Tepeboz,
1 Hasseki




