Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Kemalpaşa’da maden tepkisi büyüyor: “Su yoksa hayat yoktur”

Kemalpaşa’nın Yukarıkızılca Mahallesi ile Aşağıkızılca ve Örnekköy mevkilerini kapsayan ormanlık alanda kurulması planlanan kurşun ve çinko madeni projesine karşı vatandaşlar çevreciler ve sivil toplum temsilcileri bir araya geldi. Bölgenin en önemli su kaynağına yaklaşık 400 metre mesafede yürütülen sondaj çalışmalarına tepki gösteren yurttaşlar, maden arama ruhsatının iptal edilmesini isterken, “Gerçek zenginliğimiz yerin altında değil, yerin üstündedir” mesajını verdi.

Kemalpaşa'nın Yukarıkızılca Mahallesi ile Aşağıkızılca ve Örnekköy mevkilerini kapsayan ormanlık

Kemalpaşa ilçesine bağlı Yukarıkızılca Mahallesi ile Aşağı Kızılca ve Örnekköy mevkilerini kapsayan ormanlık alanda Volcan Metal Madencilik Sanayi AŞ tarafından kurulması planlanan kurşun ve çinko madeni, bölge halkının tepkisini çekmeye devam ediyor.

Bölgenin en önemli içme suyu kaynağına yaklaşık 400 metre uzaklıkta gerçekleştirilen sondaj çalışmalarının ardından şirketin madencilik faaliyetine başlamayı planladığı belirtilirken, vatandaşlar bu durumun su kaynakları, tarım alanları ve doğal yaşam üzerinde ciddi riskler oluşturacağını savunuyor.

Yukarıkızılca’da 1. derece doğal, tarihi ve arkeolojik sit alanı içerisinde yürütülen maden arama çalışmalarına karşı çıkan mahalle sakinleri, köyde astıkları pankartlar ve başlattıkları imza kampanyasıyla verilen ruhsatın iptal edilmesini talep ediyor.

Bugün de Kemalpaşa halkı, çevre örgütleri ve çok sayıda sivil toplum bileşeni, Yukarıkızılca Doğa ve Yaşam Savunucuları Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelerek maden projesini protesto etti. Sloganlar eşliğinde yapılan eylemde yaşam alanlarının korunması çağrısı yapıldı.

Murathan: “Bu mücadele bu havzada yaşayan herkesin mücadelesidir”

Platform adına açıklama yapan Jeoloji Mühendisi Alim Murathan, mücadelenin yalnızca bir maden projesine karşı olmadığını belirterek ortak yaşam alanlarının savunulduğunu söyledi.

Murathan, “Bugün burada sadece bir kurşun-çinko madenine ‘hayır’ demek için toplanmadık. Çocuklarımızın geleceğine, ormanımıza, suyumuza, toprağımıza ve yaşam hakkımıza sahip çıkmak için buradayız. Çünkü bir köyü köy yapan evleri ya da yolları değil; ormanı, ağacı, dağı, suyu, tarımı ve doğasıdır. Bunların olmadığı yerde hayat olmaz. Bu nedenle verdiğimiz mücadele yalnızca Yukarı Kızılca’nın değil, bu havzada yaşayan herkesin mücadelesidir” dedi.

Gerçek zenginliğin yerin altındaki madenler değil, yerin üstündeki yaşam olduğunu vurgulayan Murathan, Mahmut Dağı’nın ormanları, içme suyu kaynakları, tarım arazileri, hayvancılığı, temiz havası ve kültürel mirasıyla korunması gerektiğini ifade etti.

“Mahmut Dağı birçok canlıya ev sahipliği yapıyor”

Platform tarafından yapılan ortak basın açıklamasında, Mahmut Dağı’nın yalnızca insanlar için değil, çok sayıda canlı türü için de yaşam alanı olduğu vurgulandı.

Açıklamada, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından nesli tehlike altında bulunan iki endemik çiçek türünün bölgede tespit edildiği, ayrıca dünyada yalnızca bu dağda yetişen iki endemik bitki türünün kayıt altına alınarak takip edildiği belirtildi.

Maden yataklarının birkaç yıl içinde tükenebileceği, buna karşın temiz su kaynaklarının ve doğal ekosistemin yüzlerce yıl boyunca yaşamı desteklediği ifade edilen açıklamada, “Maden bittiğinde şirket gider. Ancak kirlenen su, kuruyan kaynak, kesilen orman ve bozulan ekosistem burada yaşayan halka kalır. Geçici kazanç uğruna gerçek zenginliğimizden vazgeçmeyeceğiz” denildi.

“Suyumuz yaşamımızdır”

Basın açıklamasında kurşun ve çinko madenciliğinin çevresel risklerine de dikkat çekildi.

Yeraltında açılacak galerilerin su dolaşımını değiştirebileceği, sülfürlü minerallerin hava ve suyla temasının asit kaya drenajına yol açabileceği ve ağır metallerin su kaynaklarına karışma riski bulunduğu ifade edildi.

Kamyon trafiğinin toz, gürültü, titreşim ve hava kirliliği oluşturabileceği, orman yolları ve işletme sahalarının ise doğal yaşam alanlarını parçalayabileceği belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bu risklerin yönetilebilir olduğu söylenebilir. Ancak söz konusu olan halkın tek ve vazgeçilmez su kaynağıysa kabul edilebilir risk yoktur. Suyumuz yaşamımızdır. Zehirlenmesine izin vermeyeceğiz.”

Açıklamada ayrıca kurşun, çinko ve diğer ağır metallerin suya ve toprağa karışmasının yalnızca çevre sorunu olmadığı; insan sağlığını, tarımı ve hayvancılığı doğrudan etkileyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğu vurgulandı.

“Madenciliğe değil, yaşamın feda edilmesine karşıyız”

Platform, kirlenen bir su kaynağının eski haline getirilmesinin çoğu zaman mümkün olmadığını belirterek, “Bir şey olursa önlem alırız” anlayışını kabul etmediklerini dile getirdi.

Açıklamada, “Su kirlendikten sonra alınacak önlem, önlem değildir. Asıl önlem suyu kirletecek faaliyete en başından izin vermemektir. Biz akşam musluğu açtığımızda içtiğimiz sudan şüphe etmek istemiyoruz. Bizim için bir damla temiz su tonlarca cevherden daha değerlidir. Çünkü maden olmadan yaşayabiliriz ama su olmadan yaşayamayız” ifadeleri kullanıldı.

Mücadelenin madenciliğe değil, yaşam alanlarının zarar görmesine karşı olduğu belirtilen açıklamada, kalkınmaya değil suyu tüketen ve doğayı tahrip eden anlayışa karşı çıkıldığı kaydedildi.

Platform, Yukarıkızılca’nın geleceğinin madencilikte değil; doğa turizmi, ekolojik tarım, hayvancılık, orman ürünleri ve su kaynaklarının korunmasında olduğunu savundu.

Açıklamanın sonunda ise yetkililere ve şirkete çağrı yapılarak şu mesaj verildi:

“İçme suyu kaynaklarımızı, ormanlarımızı ve yaşam alanlarımızı tehdit eden bu projeden derhal vazgeçin. Halkın açık rızası olmadan hiçbir sondaj ve madencilik faaliyetini sürdürmeyin. Suyumuz satılık değildir. Ormanımız maden sahası değildir. Toprağımız rant alanı değildir. Yaşam hakkımız pazarlık konusu değildir. Bugün buradayız, yarın daha kalabalık olacağız. Maden geçicidir, yaşam kalıcıdır. Su yoksa hayat yoktur.”

Başkan Türkmen: “Kanunların bize verdiği bütün yetkileri kullanacağımıza söz veriyorum”

Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen, Kızılca’da yürütülen maden arama çalışmalarına ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Kemalpaşa, İzmir’in gerçekten en güzel ilçelerinden biri. Tarımı, sanayiyi ve farklı çalışma alanlarını bünyesinde barındıran önemli bir ilçe. Ancak Kızılca’nın yeri çok ayrı. Kızılca, doğasıyla, Kemalpaşa’ya ve İzmir’e sağladığı oksijenle müthiş güzellikte bir köyümüz. Yaklaşık bir yıl önce maden şirketinin sahibi beni ziyaret etti. Bana, ‘Biz Kızılca’da maden arayacağız’ dedi. Ben de kendisine, ‘Siz Kızılca’yı hiç gördünüz mü? Oraya gidip bölgeyi incelediniz mi?’ diye sordum. ‘Gideceğiz, göreceğiz ama orada arama yapmak istiyoruz’ cevabını verdi. Ben de, ‘Gidin, görün; vazgeçersiniz’ dedim. Çünkü Kızılca’da böyle bir çalışma yapmak, orayı katletmek demektir. Bu durum yalnızca Kızılca’ya değil, bütün Kemalpaşa’ya ve İzmir’e zarar verir. O görüşmenin ardından bir daha yanıma gelmediler.

Ancak şunu gördüm: Onlar gerçekten güçlü olabilirler ama bizim kadar güçlü değiller. Burada birlik ve beraberlik içerisinde hareket ettiğimiz sürece, halka rağmen kimse bir şey yapamaz. Şu anda maden arama ruhsatıyla çalışmalar yürütülüyor. Aradıkları madeni bulmaları hâlinde işletme ruhsatı almak isteyecekler. Bulamazlarsa aramalarını tamamlayıp gidecekler. Ancak daha yalnızca arama aşamasında yapılanları hepiniz gördünüz. Ağaçların nasıl kesildiğine tanık oldunuz. Bir de işletme ruhsatı alınıp maden faaliyeti başladığında Kızılca’da yaşamak bile çok zor hâle gelecek. Bugün herkes, ‘Kızılca’da nasıl bir yer alır da burada yaşarım?’ diye düşünürken, yarın ‘Kızılca’dan nasıl kaçarım?’ diye düşünmeye başlayacak. Buna izin verirsek hem Kemalpaşa hem de İzmir büyük sıkıntı yaşayacak. Bu nedenle hep birlikte, birlik ve beraberlik içerisinde ‘Madene hayır’ demeliyiz. Biz bu madeni istemiyoruz.

Kemalpaşa Belediye Başkanı olarak, kanunların bize verdiği bütün yetkileri kullanacağımıza burada, sizlerin önünde söz veriyorum. Sahip olduğumuz tüm yasal imkânları sonuna kadar kullanacağız. Ancak birlik ve beraberlik içinde hareket edersek güçlü olabiliriz. Dağılırsak güçlü olmamız mümkün değildir. Benzer süreçlerin Kozak Yaylası’nda altın madeni için nasıl yürütüldüğünü biliyoruz. Önce bölgede oteller ve restoranlar açtılar. Köylülere kendi işletmelerinde iş vererek onları yanlarına çekmeye çalıştılar. Sonunda da Kozak Yaylası’nda altın madeniyle ilgili faaliyetlere başladılar ve yıllardır çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu nedenle aynı oyunlara gelmememiz gerekiyor. Her yerde iş bulabilir, her yerde para kazanabiliriz. Yeter ki kendimize güvenelim. Şirketlerin sunduğu bu tür tuzaklara kesinlikle düşmemeliyiz. Öncelikle bizler, yöneticiler ve seçilmişler olarak bu tuzaklara karşı durmalıyız. Kızılca’ya ve Kemalpaşa’ya hep birlikte sahip çıkmalıyız.”

Durmuş Öğretmen: “Madene hayır”

Etkinlikte konuşan Durmuş Öğretmen de maden çalışmalarına tepki gösterdi.

“En başta açıkça söyleyeyim: Madene hayır. Değerli yurttaşlar, Kemalpaşalılar, İzmirliler ve Türkiye’nin dört bir yanındaki halkımız; hep birlikte madene hayır diyoruz. Doğamızı korumak amacıyla düzenlenen bu etkinliğe gönül veren ve katılım sağlayan herkese sonsuz teşekkür ediyorum. Etkinliğin düzenlenmesinde görev alan, emek harcayan bütün arkadaşlarımı da kutluyorum. Ancak böyle bir mücadeleyi zorunlu hâle getiren maden şirketlerini, madencileri ve bu çalışmalara izin verenleri kınıyorum. Doğamıza zarar verenleri artık Allah bildiği gibi yapsın.”

Kaynak: 9 Eylül – Semi Tektaş