Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Prostat kanserinde kritik uyarı: İdrar sorunu yoksa da risk devam ediyor

Prostat kanserinin erken evrede çoğunlukla belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Doç. Dr. Erdem Kısa, “İdrar yapmamda hiçbir problem yok, o halde kanser olamam” düşüncesinin doğru olmadığını söyledi. Kısa, kontrollerin yaş ve kişisel risklere göre planlanması gerektiğini vurguladı.

Prostat kanserinin erken evrede çoğunlukla belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Doç.

Erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olan prostat kanseri konusunda Medicana International İzmir Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Erdem Kısa önemli uyarılarda bulundu. Prostat kanserinin erken dönemde çoğunlukla sessiz ilerlediğini belirten Kısa, herhangi bir şikayet ortaya çıkmasını beklemeden yaş ve risk durumuna göre kontrollerin yapılması gerektiğini ifade etti.

Prostat bezinin yaşın ilerlemesiyle birlikte çeşitli hastalıklara zemin hazırlayabildiğini belirten Kısa, prostat kanserinin hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla geliştiğini söyledi. Yaş ve genetik yatkınlığın önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu aktaran Kısa, ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunan veya BRCA2 gen mutasyonu taşıyan kişilerde riskin arttığına dikkat çekti.

Kısa ayrıca her prostat büyümesinin kanser anlamına gelmediğini, iyi huylu prostat büyümesi ile prostat kanserinin birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı.

“PSA tek başına kanser testi değil”

Tanı sürecinde kullanılan PSA testine ilişkin de bilgi veren Kısa, PSA’nın erken fark etmede önemli bir araç olduğunu ancak tek başına kanser tanısı koydurmadığını belirtti.

PSA değerinin iyi huylu prostat büyümesi ve iltihap gibi durumlarda da yükselebileceğini ifade eden Kısa, günümüzde Multiparametrik Prostat MR ile şüpheli bölgelerin belirlenebildiğini ve böylece gereksiz biyopsilerin azaltılabildiğini söyledi.

Doç. Dr. Kısa, takip başlangıç yaşının kişisel risklere göre belirlenmesi gerektiğini belirterek, ortalama riskli erkeklerde 50, ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunanlarda 45, BRCA2 mutasyonu taşıyanlarda ise yaklaşık 40 yaş civarında takibe başlanmasını önerdi.

Biyopsi korkusuna karşı modern yöntemler

Erkeklerin muayene ve biyopsi korkusu nedeniyle kontrolleri erteleyebildiğini belirten Kısa, modern tıbbın tanı süreçlerini kolaylaştırdığını ifade etti.

Prostat muayenesinin kısa süren bir işlem olduğunu belirten Kısa, MR hedefli ultrasonografi eşliğinde transperineal biyopsi yöntemleriyle şüpheli alanlardan daha hedefli örnek alınabildiğini söyledi. Anestezi altında gerçekleştirilebilen işlemlerin ardından hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini aktardı.

Kısa, muayene veya biyopsi korkusu nedeniyle kontrollerin ertelenmesinin erken tanı fırsatını kaçırmaya yol açabileceği uyarısında bulundu.

Erken tanı tedavi seçeneklerini artırıyor

Prostat kanserinin erken evrede tespit edilmesinin tedavi seçeneklerini artırdığını belirten Kısa, her hastada aynı tedavi yönteminin uygulanmadığını söyledi.

Erken evrede ve düşük riskli bazı kanserlerde “aktif izlem” seçeneğinin değerlendirilebileceğini ifade eden Kısa, cerrahi tedavinin gerekli olduğu durumlarda robotik sistemlerin daha küçük kesi, daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme gibi avantajlar sağlayabildiğini belirtti.

Ancak robotik cerrahinin idrar kaçırma veya cinsel fonksiyon kaybı risklerini tamamen ortadan kaldırmadığını vurgulayan Kısa, tedavide doğru hasta seçimi ve cerrahın deneyiminin önem taşıdığını kaydetti.