Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Soyer, yeni cezaevi günlüğünü yayınladı: Hayatın bir anını bile ıskalamayacağım

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyon kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilen Tunç Soyer, yeni cezaevi günlüğünü takipçileriyle paylaştı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik operasyon kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilen Tunç

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyon kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilen Tunç Soyer, yeni cezaevi günlüğü yayınladı. Buca Kırıklar F Tipi Cezaevinden takipçilerine mesaj gönderen Soyer, “Evet şu an kapıyı açıp istediğim yere gitmek, Ege’nin kadife sularına dalmak falan mümkün değil ama bunların ne kadar güzel ve kıymetli olduğunu, güzel bir manzarayı 5 saniye bile seyredebiliyor olmanın ne muazzam bir zenginlik olduğunu burada idrak ediyor insan. Sıcak bir “merhaba”nın neden esirgenmemesi gerektiğini daha iyi kavrıyor… Yaşadığımız onca güzelliği nasıl sıradanlaştırıp, mucizeviliğini görmediğimize şaşırıyor… Dışarıya çıkınca hayatın bir anını bile ıskalamayacağıma söz veriyorum kendi kendime.” ifadelerini kullandı.

Hayatın bir anını ıskalamayacağım

Tunç Soyer’in 14 Temmuz 2025 tarihli cezaevi günlüğü şu şekilde:

Sabah gözlerimi açtım. Hücremin penceresinden yukarıya baktım. Avlunun üstünden gökyüzüne açılan boşluğu kapatmaya çalışan demirleri, tel örgüleri gördüm. O an açık pencereden öyle tatlı bir serinlik girdi ki içeriye, keyifle gözlerimi kapattım. Bir zeytin bahçesi geldi gözlerimin önüne. Dallarının, yapraklarının kıpırdanışını, her harekette yeşilin farklı tonlarının ortaya çıkışını ve adeta çiğ düşmüş o eşsiz, puslu güzelliği hayal ettim bir süre..!

Avlunun üstünü örten dikenli teller ne gökyüzünün süzülüp hücreme sızmasını ne de hayalimdeki zeytin ağaçlarını engelleyememişti..!

Sevindim…

Evet şu an kapıyı açıp istediğim yere gitmek, Ege’nin kadife sularına dalmak falan mümkün değil ama bunların ne kadar güzel ve kıymetli olduğunu, güzel bir manzarayı 5 saniye bile seyredebiliyor olmanın ne muazzam bir zenginlik olduğunu burada idrak ediyor insan. Sıcak bir “merhaba”nın neden esirgenmemesi gerektiğini daha iyi kavrıyor… Yaşadığımız onca güzelliği nasıl sıradanlaştırıp, mucizeviliğini görmediğimize şaşırıyor…

Dışarıya çıkınca hayatın bir anını bile ıskalamayacağıma söz veriyorum kendi kendime.

Aklımız ve vicdanımız bazen hayatı algılamamızda yetersiz kalabiliyor. Acılar ve sıkıntılar ise adeta eksikleri tamamlayıp olgunlaşmamızı sağlıyor.

Ormanda geyik olmak

Ama en kötüsü; “Ormanda geyik olmak”..!

Fidel Castro, nereye gideceğini bilmeyen, rotası pusulası belli olmayan insanlar için bu tanımı kullanıyor. “Sınıf mücadelesini, toplumun zenginler ve yoksullar olarak ayrıldığını, zenginlerin zenginliğini, yoksulların emeğinin yarattığını, bu haksızlık ve adaletsizliği gidermek için mücadele etmek gerektiğini bilmiyorsan”,
ormanda bir geyiksin,
ormanda kaybolmuşsun demektir diyor.

Çok şükür, ormanda kaybolmadım, ormanda geyik değilim.

Hayatımı anlamlandıran değer ve erdemlere sımsıkı bağlıyım. Emekleriyle geçinen tüm insanların onurlu, aydınlık bir dünyada yaşaması için öğrenmeye, kafa yormaya devam ediyor, mücadele azmimi diri tutuyorum.

İzmir’i aşkla seviyor, hayatı tutkuyla yaşıyorum

İnsanları, doğayı, memleketimi, İzmir’i aşkla seviyor, hayatı tutkuyla yaşıyorum. Ve biliyorum ki bütün bunları sürdürebilmenin sırrı ise akıl ve vicdanı korumaktan geçiyor.

Nazım’ın beynimizle ilgili nefis bir şiiriyle bitireyim.
beynimiz bal yoğuran
bir kovan

Ona balı dolduran
arıdır hayat

Aldığımız hislerin
sonsuz derin
pınarıdır kainat

Kainat geniş
kainat derin
kainat uçsuz bucaksız

Biz onun parçaları
biz ondan doğan bir sürü bacaksız..!

Sağlıcakla kalın,
İyi haftalarınız olsun..!