Tuğkan ÜSKÜP / Gazete Pürüz- İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti İzmir İl Başkanlığı’nda basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Dervişoğlu, gündeme dair önemli açıklamalarda bulunduğu toplantıda, basın mensuplarının “Çözüm Süreci’ne dair yorumlarını” sorduğu sorusuna, “Türkiye’nin seçime ihtiyacı var ama kararın alınması için TBMM’de 360 milletvekiline ihtiyaç var. Biz parlamentoda 30 milletvekili olan siyasi partiyiz. CHP ile birleşince Türkiye’yi erken seçime götüremiyoruz. En başta söyledim, muhalefet yapabileceği şeyleri söylemeli, aksi takdirde muhalefete olan güven zedelenir. Ayrıca bazı söylemler iktidar sahiplerinin işlerine geliyor. Dolayısıyla Türkiye’nin gündemine artık farklı skandallar taşınabilmesi ihtimali de belirginleşiyor. Doğru bir adım atıldığı zaman siyasetin üzerine sadece baskı değil aynı zamanda şantaj yüklemesi yapma ihtimalleri de söz konusu olur. O nedenle bazı transferleri, yaşanan hadiseleri, birtakım soruşturmaları ve yargılamaları da bu bağlamda değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Mesela CHP ile ilgili bir mutlak butlan yargılaması konuşuluyor. Oysa kamuoyunda ‘butlan kararı yazıldı’ ifadeleri konuşuluyor. Yazılan kararın paylaşılabilmesi için talimat beklendiği söyleniyor. Bir mahkeme kararının yaşama geçirilmesi için siyasi karar bekleniyorsa o ülkede adalet bitmiştir. O sebeple İYİ Parti olarak bu süreçleri doğru okuyarak milletin lehine bir yol haritası çizmeye gayret ediyoruz.” diye yanıt verdi.
Yapay gündemlerle gerçek gündem unutturuluyor
“Sahanın vatandaşın gündeminin farklı olduğunu ifade eden İYİ Parti lideri, “İYİ Parti olarak yaptığımız toplantılarda Türkiye’nin gerçek gündemini kamuoyunun gündemine sunmaya çalışıyoruz. Ama hala yapay gündemlerle uğraşıldığını görüyoruz. Son derece ciddi bir işsizlik problemi var ve geniş tanımlı işsizlik yüzde 30’u aştı. Vatandaş yaşam mücadelesi veriyor. Fabrikalar kapatılıyor. Türkiye’nin her yerinde satılık ve kiralık fabrika ilanları çıkıyor. Türkiye bugün üreten değil borçla ayakta kalmaya çalışan bir ülkeye dönüştü. Maaşlar her geçen gün eriyor ve hayat pahalılığı artıyor. Eskiden yatırım için kredi aranır ve alınırdı. Bugün insanlar ay sonunu getirmek için borçlanıyor. İktidar rakamlar söyleyip istatistik veriyor ama millet icra kapısında gerçekleri yaşıyor. İYİ Parti üretimi, emeği ve alın terini yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyor. Gençlerin yaşadığı kriz ise herkesin malumu. Gençler evlenemiyor ve nüfus her geçen gün düşüyor. Kreş, okul maliyetleri aileleri eziyor. Bugün millet evlenmek için dahi krediye ihtiyaç duyuyor. Bu normal bir düzen değil. Bunun kabul edilebilmesi de mümkün değil. Gençler büyük sıkıntılarla karşı karşıya. İstedikleri eğitimi almalarına rağmen kendi istikballerini yurt dışında arıyorlar. İYİ Parti gençlerin yeniden umut yeşertebildiği ve çocuk yetiştirebileceği bir ülkenin hayalini kuruyor.” dedi.
“Türkiye’nin ayağa kalkması ranttan değil, üretimden geçer”
Dervişoğlu, “Kırsaldaki hayat yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Çiftçi üretimden çekiliyor. Gübre ve maliyet artışı üretimi vurdu. Üstelik tarım arazileri madenciliğe açılıyor ve Türkiye gıdada dışarı bağımlı olma yolunda gidiyor. Tarlaları boş bırakan yanlış ekonomi yönetimidir. Köylünün toprağına sahip çıkamayan hükümet elbette gıda güvenliğini de sağlayamaz. Türkiye’nin ayağa kalkması büyükşehirlerin rantından değil Anadolu’nun üretiminden geçer.” şeklinde konuştu.
Vergi adaletsizliği emekçileri ezdi
Vergi adaletsizliği yüzünden emekçilerin ezildiğini ifade eden Dervişoğlu, “Türkiye’de tahsil edilen verginin ayrıca 3’te 2’si dolaylı vergilerden oluşuyor. Maaş zamları da vergi dilimlerinde eriyor. Çalışanlar bu şekilde cezalandırılıyor. Bu sistemden hem işçi hem de işveren memnun değil. Ülkede maaş artıyor gibi görünüyor ama vergi dilimlerindeki yanlış uygulamalar yüzünden cebe girmeden geri alınıyor. Vergi sistemi çalışanı cezalandırıyor. Alın terinden değil ranttan vergi alınması gerektiğine inanıyoruz. İYİ Parti adil bir vergi sisteminin inşa edilmesinden yana çalışıyor.” dedi.
“Devlet şahısların değil milletin devleti olmalıdır”
İYİ Partili Dervişoğlu, “Türkiye’de hemen her vatandaş hukuk ve demokrasi krizinden bahsediyor. Yeni anayasa çalışmaları yetkiyi daha da merkezileştirilmeye çalışılıyor. Muhalefet üzerinden baskı oluşturulmaya çalışılıyor ve yargı araç haline getirilmeye çalışılıyor. Demokrasi ise kontrol amaçlı kullanılıyor. Devlet, şahısların değil milletin olmalıdır. Entrikayla, şantajla, kasetle rakip susturmaya çalışan anlayış demokrasi değil korku düzenidir. Bazı duyumlar alıyoruz. Bütün bu olumsuzluklar aslında siyasetin de itibarına halel getirecek durumdadır. Siyasetin de namusunu korumak gibi ciddi bir sorumluluğa sahip olduğumuzu söylemek istiyorum.” ifadelerini kullandı
Milli irade sarayda belirlenirse…
Büyük sorunların çözümünün siyaset içinde aranması gerektiğini belirten Dervişoğlu, “Tek adamlığa evrilen bu rejim vatandaşın siyasete olan güvenini de zaafa uğratıyor. Devlet şahısların değil milletin olmalıdır. Millet iradesi sandıkta belirlenmelidir. Millet iradesi sarayda belirlenen bir iradeye dönüşürse ülkedeki demokrasi de tartışma konusu olur. Bazı büyükelçiliklerin Türkiye’ye sistem önermesi de bundan kaynaklanıyor. İYİ Parti olarak güçlü hukuk isteyenlerin partisi olmaya devam edeceğiz. Yolsuzluk, israf ve peşkeş düzeni de devam ediyor. Kamu kaynaklarının belli çevrelere peşkeş çekildiğini görüyoruz. Üreten değil ayrıcalıklı olanın kazandığı düzen vatandaş tarafından görülüyor. Millet kemer sıkarken bir avuç ayrıcalıklı kesim zenginleştiriliyor ve düzen yandaşı koruyor. Sarayda israf büyürken vatandaş evine ekmek götürmenin hesabını yapıyor.” dedi.
Türkiye’nin geleceği Öcalan’a göre şekillenemez
Çözüm sürecine dair değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, “En başından beri çözüm süreciyle ilgili eleştirilerimizi söylüyoruz. Yeniden müzakere zemini oluşturma dahil bir hâkim kanaat var toplumda. Öcalan denen caninin statüye dayalı bir rol arayışı içinde olmasına vatandaşlarımız tepki gösteriyor. Ben de bu tepkiyi gittiğim yerlerde ifade etmeye çaba sarf ediyorum. Aslına bakarsanız Türkiye için yapılması gereken doğru adımlara işaret ederek bunları gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Cumhuriyetin korunması gerektiğini de sıklıkla işaret ediyorum. Türkiye’nin geleceği terör örgütünün ya da onun başının taleplerine göre şekillendirilemez. Devlet terörle müzakere eden değil milletin hukukunu koruyan bir mekanizmadır. Herhangi bir vesayetin kabul edilmesi mümkün değildir. Mesele siyaset değil egemenlik meselesidir.” şeklinde konuştu.
Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsüne statü vermek…
Öcalan’a yönelik statü iddiaları hakkında konuşan Dervişoğlu, “Spekülatif birtakım soruların muhatabı olduğum aşikârdır. Bunların hiçbirinden kaçmıyorum. Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu sorunlarla ilgili olarak hukuk sistemini yok sayarak, adaleti yok sayarak atılmış olan adımlara karşı tavrımızı da biliyorsunuz. Türkiye’nin bir sorunu için böyle bir çözüm öneriyorlarsa, bu dünyanın hiçbir yerinde olamaz. Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsüne statü verme gayreti içerisinde olan bir devlet anlayışı olamaz. Ayrıca bunun bir yasal çerçeveye ihtiyaç duyduğu da iktidar tarafından söyleniyor. Bugün yapılan bütün iş ve işlemler biliniz ki yasadışıdır. Komisyonun kuruluşu, raporun altına siyasi partilerin attığı imzalar, ki onu da en başından beri eleştirdim. Yasal düzenleme arzuladıklarını da söylüyorlar. Bu arayış aslında bir itiraf niteliği taşır. Bütün eylemlerin ve işlerin yasal dayanağı yok ve ona dayanak aranıyor. Demek ki Türkiye illegal bir sürecin içine sokulmuş sonucu bu ifadelerden çıkar. İYİ Parti olarak buna sonuna kadar direneceğiz. Eğer bir sorun varsa, çözüm için bir şey önerin diyorlarsa yarın ekonomi sorununu çözmek için aile sorununu çözmek için üretim krizini çözmek için de aynı durum söz konusu olur. Dolayısıyla bu atılan adımın devlet aklıyla atılmış bir adım olduğunu kimse ‘devlet aklıyla atıldı’ diye ifade edemez.” dedi.



