Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Dorukhan Büyükışık dosyasında 262 sayfalık iddianame: “Delil zinciri ciddi biçimde zedelendi”

İzmir’de 2018 yılında inşaat şantiyesinde cansız bedeni bulunan Dorukhan Büyükışık’ın ölümüyle ilgili hazırlanan 262 sayfalık iddianame kabul edildi. Aralarında dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü ile inşaat şirketinin ortaklarının da bulunduğu 25’i tutuklu 26 sanık hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ve “yalan tanıklık” suçlarından 6 ay ile 7,5 yıl arasında hapis cezası istendi.

İzmir’de 2018 yılında inşaat şantiyesinde cansız bedeni bulunan Dorukhan Büyükışık’ın

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan 262 sayfalık iddianame, İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Dosyada, 13 Mayıs 2018’de Narlıdere’deki Bulut Orman Evleri inşaat alanında ölü bulunan Dorukhan Büyükışık’ın ölümüne ilişkin delillerin toplanması ve korunması süreçlerinde yaşandığı öne sürülen aksaklıklar ele alındı.

İddianamede, Büyükışık’ın ölümünün yüksekten düşme sonucu gerçekleştiği yönündeki değerlendirmelerin yanı sıra, “demir çubukla darbedilerek öldürülmüş olabileceği” ihtimalini destekleyen yeni bilgi ve bulgular bulunduğu belirtildi. Ancak iddianamenin ölüm biçimine ilişkin kesin bir kabul üzerine değil, olayın ilk saatlerinden itibaren delillerin nasıl toplandığı ve muhafaza edildiğinin araştırılması üzerine kurulduğu vurgulandı.

26 sanık hakkında hapis talebi

İddianamede aralarında dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y., Narlıdere Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi amiri İ.K., dönemin olay yeri inceleme ve suç inceleme büro amirleri ile inşaat şirketinin ortakları M.M.T. ve oğlu M.T.T.’nin de bulunduğu 26 sanık yer aldı.

Sanıkların 25’inin tutuklu olduğu belirtilirken, haklarında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ile “yalan tanıklık” suçlarından 6 ay ile 7,5 yıl arasında değişen hapis cezaları talep edildi.

İddianamede “demir çubuk” değerlendirmesi

Savcılık, dosya kapsamında elde edilen yeni bilgi ve bulguların Büyükışık’ın ölümünün yüksekten düşme sonucu meydana geldiği yönündeki değerlendirmelerin yanı sıra darbe sonucu öldürülmüş olabileceği iddiasını da desteklediğini belirtti.

İddianamede, Büyükışık’ın sırt bölgesine sert ve etkili şekilde demir çubukla vurularak öldürülmüş olabileceği yönünde kanaate varıldığı ifade edildi.

Öte yandan 30 Temmuz 2018 tarihli otopsi raporunda ölümün, genel beden travmasına bağlı çok sayıda kaburga kırığı ve iç organ yaralanmalarına bağlı iç kanama sonucu meydana geldiğinin belirtildiği aktarıldı.

Savcılık, bu nedenle soruşturmanın ölüm mekanizmasına ilişkin kesin bir varsayıma değil, ölümün maddi gerçeğini ortaya çıkarabilecek delillerin akıbetine odaklandığını bildirdi.

“Çok sayıda aksaklık ve müdahale bulundu”

İddianamede, olayın ilk aşamasında delillerin toplanması, korunması ve adli makamlara aktarılması süreçlerinde birbirinden bağımsız değerlendirilemeyecek çok sayıda aksaklık ve müdahale bulunduğu öne sürüldü.

Savcılığın değerlendirmesine göre olay yerinin başlangıçta muhafaza edilmemesi, Büyükışık’a ait eşya ve araç üzerindeki izlerin zamanında incelenmemesi, zamana duyarlı biyolojik örneklerin yaklaşık 13 ay sonra kriminal incelemeye gönderilmesi ve bu nedenle genetik incelemeye cevap vermemesi soruşturmadaki kritik noktalar arasında yer aldı.

Ayrıca olay yeri fotoğraf ve videolarının uzun süre dosyaya gönderilmediği, şantiye kameralarına ait kayıtların tamamının temin edilmediği, sonradan dosyaya giren bazı görüntülerde kaynak bilgilerinin bulunmadığı ve görüntü üzerinde oynama olduğuna ilişkin teknik tespitler bulunduğu belirtildi.

Savcılık, cep telefonu ve araç anahtarının konum ve izlerine ilişkin farklılıkları da dikkate alarak “delil muhafaza zincirinin ciddi biçimde zedelendiği” değerlendirmesinde bulundu.

Eski emniyet müdürü hakkında da suçlama

İddianamede dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y.’nin adli görevlendirmesi bulunmamasına rağmen olayın ilk anından itibaren kolluk sevk ve idaresine dahil olduğu öne sürüldü.

İ.Y.’nin inşaat şirketi yöneticileriyle yoğun irtibat kurduğu ve delil süreçlerinde etkili olduğu iddia edilirken, 13 Şubat’taki duruşmada tanık sıfatıyla verdiği bazı beyanların gerçeğe aykırı olduğu da ileri sürüldü.

Dosya 13 sanıklı davayla birleştirildi

İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi, 26 sanık hakkında hazırlanan iddianameyi kabul ederek dosyayı daha önce açılan davayla birleştirdi.

Birleştirilen dosyada 5 şantiye çalışanı ile 8 polis, “görevi kötüye kullanma” ve “kasten öldürme” suçlamalarıyla yargılanıyor.

Ailenin şikayeti üzerine olay yerine gelen polisler hakkında “görevi kötüye kullanma” iddiasıyla hazırlanan iddianame İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti. Şantiye sahasında görev yapan bazı kişiler hakkında ise “kasten öldürme” suçlamasıyla müebbet hapis istemiyle dava açılmıştı.

Özel ekip dosyayı yeniden ele aldı

İzmir Cumhuriyet Başsavcısının başkanlığında oluşturulan 4 kişilik özel soruşturma ekibi, dosyayı yeniden incelemeye aldı. Bu çalışma sonucunda “kasten öldürme”, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ve “yalan tanıklık” suçları kapsamında 26 şüpheli hakkında 21 Mayıs’ta gözaltı kararı verildi.

Aralarında dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y. ile inşaat şirketinin ortakları M.M.T. ve oğlu M.T.T.’nin de bulunduğu 26 şüpheli tutuklandı. Daha sonra sanıklardan biri tahliye edildi.

2018’de yaşanan olayla ilgili yargı süreci, yeni iddianamenin mevcut davayla birleştirilmesiyle birlikte devam ediyor.