Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Utku Çelik
Utku Çelik

Kullan, sömür ve çöpe at

Tarih, ders almayanlar için değil, bizzat senaryoyu yazanlar için tekerrürden ibarettir. Bugün Ortadoğu haritasını masaya yatırdığınızda gördüğünüz kan lekeleri, yüz yıl önce aynı masada şampanya patlatanların torunları tarafından sıçratılıyor. Amerika’sı, İngiltere’si, Fransa’sı, Rusya’sı veya Almanya’sı… İsimler değişiyor, bayraklar değişiyor ama bu coğrafyada oynadıkları rol, yazdıkları kanlı senaryo asla değişmiyor.

Geçmişin tozlu sayfalarını üflediğimizde gördüğümüz trajediyi hatırlayın. Ermeni halkına “kurtarıcı” maskesiyle gülümseyenler, onları Osmanlı’nın baskısından kurtaracaklarını vadedenler kimlerdi? Yine o Batılı “medeniyet” havarileriydi. Sonuç ne oldu? O halkı kendi emperyal hesapları için bir koçbaşı gibi kullandılar, işleri bitince de bavullarını toplayıp gittiler. Arkalarında ise kardeşi kardeşe kırdıran bir enkaz, kan ve gözyaşı bıraktılar.

Bugün Suriye’de izlediğimiz film, o günkü senaryonun “remake”idir.

2014’ten bu yana “IŞİD barbarlığına karşı en büyük müttefikimiz” diyerek SDG’yi (Suriye Demokratik Güçleri) silaha boğan Amerika, bugün ne yapıyor? Emperyalizm, romantik müttefiklik ilişkileri kurmaz; şirket mantığıyla çalışır. Maliyet-fayda analizi yapar. ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın geçtiğimiz günlerdeki itiraf gibi açıklaması, bu çarkın nasıl döndüğünün en somut kanıtıdır: “SDG’nin mevcut rolü miadını doldurdu.”

Bu cümle, sadece diplomatik bir manevra değil, emperyalizmin kullan-at politikasının özetidir. KCK’nın Türkiye uzantısı PKK, onun Suriye uzantısı SDG… İsimlerin ne olduğunun Pentagon koridorlarında bir önemi yok. Önemli olan, o anki konjonktürde kime, ne kadar ihtiyaç duyulduğudur. IŞİD ile mücadele paravanı altında sahaya sürülenler, görevleri bittiğinde fişleri çekilen birer aparattan ibarettir. Tıpkı Rusya’nın bir gecede Esad’ı yalnız bırakabilmesi gibi, ABD de SDG’yi bir gecede “gerekli olmayanlar” listesine almıştır.

Burada asıl mesele, bölgedeki aktörlerin emperyalizmle kurduğu hastalıklı ilişkidir. Türkiye’de Erdoğan iktidarının, Suriye’de Şaara ve benzerlerinin emperyalist ABD ile “uzlaşmacı” politikalar yürütmesi, aslında kendi muhalefetlerini de yine emperyalistlerin “beslemeleri” üzerinden kontrol etme stratejisinin bir parçasıdır. PKK’nın Türkiye’de stabilizasyonu bozmak için üstlendiği rol bittiğinde, efendileri tarafından kenara itilmesi kaçınılmazdı.

Yıllardır sol mücadelenin isimsiz neferleri, bizler, avazımız çıktığı kadar bağırıyoruz: Kimlik siyaseti, halkların afyonudur. Türkçülük yaparak Türkiye halklarını dışlayan zihniyet ne kadar zehirliyse, Kürtçülük üzerinden ayrışmayı körükleyen zihniyet de aynı derecede bölücüdür ve emperyalizmin ekmeğine yağ sürer.

Şunu artık herkesin, özellikle de “Batı’dan demokrasi bekleyenlerin” kafasına kazıması gerekiyor: İsrail’in, İngiltere’nin ve ABD’nin “Suriye’nin bütünlüğü”nden anladıkları tek şey, kendi sermayelerinin, petrol şirketlerinin ve silah tüccarlarının at koşturacağı bir pazar yaratmaktır. Onların “bütünlük” dediği şey, halkların kardeşliği değil, pazarın bütünlüğüdür. Bu iklim ise doğası gereği çatışmayı, kaosu ve ülkeyi dağıtma dinamiklerini her daim canlı tutar.

İnsanlar birbirini boğazlarken, televizyon ekranlarında “Suriye’ye Amerikan petrol şirketleri yatırım yapacak” diye müjde verenler, bu çürümüşlüğün, bu vicdansızlığın tellallarıdır.

Unutmayalım; bütün bu belaların, bu savaşların, bu göçlerin kaynağında ne etnik kökenler ne de mezhepler vardır. Tek bir gerçek vardır: Bölgeyi ve dünyayı yaşanmaz hale getiren sömürü düzeni, yani emperyalist-kapitalist sistem.

Kurtuluş, emperyalistlerin vereceği silahlarda ya da kuracağı masalarda değil; halkların bu sömürü çarkına karşı öreceği ortak sınıf bilincindedir. Gerisi, yüzyıllık bir yalandan ibarettir.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER