Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Başak Güldal
Başak Güldal

Kendini başkasında bulma ihtimali

Bazen bir başkasına dokunmak, kendi eksik yanına dokunmak gibidir. İnsan, başka birinin bakışında tamamlandığını sandığında, aslında kendi içindeki boşluğu fark eder. Çünkü hiçbir temas, kendinden uzaklaşmanın bedelini tam olarak ödeyemez. Yine de deneriz; her sohbette, her yakınlıkta, her vedada biraz daha kendimizi ararız.

Ama aradığımız şey bir “kişi” değildir belki de. O, içimizde bir zamanlar yankılanan ama şimdi sesi kısılmış bir parçadır. Birine dokunmak, o sesi yeniden duymayı ummaktır. Ve çoğu zaman, duyamadığımızda suçladığımız kişi karşımızdakidir, oysa asıl kaybolan, iç sesimizin yönüdür.

Kaybolmak, gerçekten gitmiş olmak anlamına mı gelir? Belki de insan, zaten biteceğini bildiği hikâyelerde başrol olmaktan korktuğu için kendi içinden uzaklaşır. Kendini sürekli birilerinde bulmaya çalışması da bundandır; tamamlanmamış yanlarını kendi içinde yaşatmaktan korkar. Çünkü yüzleşmek, tamamlanmaktan çok eksik kalmayı kabul etmeyi gerektirir.

Belki de insan, kendini bir başkasında tamamlamaya programlanmış bir varlıktır. Bu yüzden her temas, bir ihtimaldir.  Kendine yaklaşmanın ya da kendinden biraz daha uzaklaşmanın ihtimali. Ve bazen, kendimizi yakalamamız gereken o anları kaçırdığımızda, bize geri getirecek kimse kalmaz. Belki de o zaman anlarız: kaybolduğumuz yer, bir başkası değil; kendimizdir.

İnsanın kendisini bir başkasında araması, aslında hiçbir zaman gerçekleşebilecek bir durum değildir. Kendimizi bulduğumuzu sandığımız yer, çoğu zaman büyük bir illüzyondan ibarettir. Ve bu yanılsama, bir süre sonra bizi korkunç bir yere sürükleyebilir: kendimiz olmayı unuturuz, başkalarında var oluruz. Bu gerçek mi peki? Benzer sandığımız o “güven alanı”, sanılanın aksine yalnızca bir yansımadır. Başkasının gözünde şekil alan, bize ait olmayan bir suret.

Yıllarca bu şekilde yaşamayı sürdürebiliyoruz. Çünkü tanıdık olan, doğruymuş gibi gelir. Belki de hepimizin hayatında böyle biri olmuştur. Varlığıyla bizi biz olmaktan uzaklaştıran, ama yokluğunda içimizi boşaltan biri. Ya da belki de o kişi bizizdir; başkalarının içinde var olmaya çalışırken, kendini unutan.

Sanırım hayatın en heyecanlı kısmı bu: başkasına bakmakta. Çünkü o bakışın içinde hem kaybolma hem de kendini bulma ihtimali vardır. Ne gördüğümüz ne bulduğumuz, oraya nasıl yerleşmek istediğimizle ilgilidir belki de ilişkilerimiz. Birine yaklaşırken, aslında içimizdeki boşluğu ölçeriz; nereye sığabileceğimizi, nereden taşacağımızı anlamaya çalışırız. Ve bazen, sevgi sandığımız şeyin altında yalnızca “anlaşılma arzusu” yatar.

Belki de insanın bütün ilişkileri, kendi yankısını başkasının içinde duymaya çalışmasından ibarettir. Ama hiçbir yankı, sesi çıkaran kadar gerçek değildir.

YORUMLAR

Bir adet yorum var

  1. Her yankı yeniden yankılanır ve ilişkiler anlamlanır…sen ben olmaz biz olunur …

    kalemine sağlık

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER