Siyaset sahnesinde her hamle, bir sonrakinin habercisi olur. Geçtiğimiz günlerde TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Sözcü TV’de Özlem Gürses’in sunduğu Para Politika programında tam da bu gerçeği vurgulayan çarpıcı bir açıklama yaptı. Baş, tutuklu milletvekili Can Atalay ile yapılan görüşmelerden edindikleri bilgilere dayanarak, “Silivri’de yer açılıyor” dedi. Bu ifade, sadece bir uyarı değil, aynı zamanda iktidarın adım adım ilerleyen bir planının ipuçlarını taşıyor. Komisyon toplantısının ertelenmesi, ardından gelen kayyım atamaları… Tüm bunlar, tesadüf olmaktan öte, önceden yazılmış bir senaryonun sahnelenişi gibi duruyor.
Düşünün: Komisyon geçen hafta ertelendi, bu hafta ise kayyım kararları devreye girdi. Erkan Baş’ın işaret ettiği üzere, eğer komisyon zamanında yapılsaydı, bu atamalar kamuoyunda daha büyük bir tepkiyle karşılanabilirdi. Ancak iktidar, adeta bir satranç ustası gibi, hamlelerini hesaplayarak yapıyor. Bu süreçte CHP, özellikle İstanbul İl Başkanlığı’na uygulanan kayyım kararıyla, doğrudan hedef tahtasında. Hatırlayalım, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasıyla başlayan süreç, “terör destekçisi” ve “kent uzlaşısı” gibi ithamlarla CHP’yi test eden bir adım olmuştu. İktidar, bu hamleyle partinin iç dinamiklerini, sağcı unsurların tepkilerini ve çok sesliliğin yarattığı dalgalanmaları ölçmüştü.
Şimdi gözler Gürsel Tekin’e çevrildi. Kayyım olarak atanan Tekin, pazartesi günü il binasına gideceğini açıkladı. Karşısında ise Özgür Çelik liderliğindeki mevcut yönetim, binayı terk etmeyeceğini belirtiyor. Bu karşılaşma, sadece bir bina meselesi değil; daha büyük bir gözdağının parçası. Tahminimce, Tekin’in ziyareti sırasında yaşanacak gerilimler, muhalif isimleri etiketlemek için kullanılacak. Ardından, “Silivri’de açılan yerler” devreye girebilir. Bu, il ve ilçe yönetimlerine yönelik bir mesaj: “Siz dokunulmaz değilsiniz, her şey sizden başlayabilir.” İktidar, bu yolla CHP’nin hem içinden hem dışından gelen darbelere karşı direncini test ediyor.
Peki, buradan ne çıkarmalıyız? CHP, bu süreçte kendi gücünü kanıtlamak zorunda. Kurultayın iptali ve 15 Eylül’de görülecek “mutlak butlan davası”, senaryonun bir sonraki perdesini oluşturabilir. İktidar, CHP’ye genel başkan düzeyinde kayyım atanması durumunda neler olabileceğini, İstanbul İl Başkanlığı’ndaki gelişmeleri tartarak karar verecek. Parti içi demokrasi ve güç dengeleri, elbette CHP’nin geleneğidir; ancak yargının siyasallaştığı bir ortamda muhalefeti dizayn etme aracına dönüşmesi, bunun maşası olarak bir yerlere gelmek, kayyımın “CHP’liyim” iddiası üstüne yakışmaz. Eğer parti, bu hamlelere karşı birlik olup direnirse, iktidarın planı bozulabilir. Ancak iç çekişmeler artarsa, bu muhalefetin genel zayıflığına dönüşür. Siyaset, sadece laf değil; eylem ve strateji gerektirir. İktidarın senaryosu adım adım oynanırken, muhalefetin de kendi hamlelerini düşünme vakti geldi. Yoksa sahnede figüran kalmak kaçınılmaz olur.









YORUMLAR