Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Utku Çelik
Utku Çelik

Üniversiteleri yeniden kurmak

Üniversitenin yeniden kuruluşu, kamusal erişim ve kurumsal özerklik üzerine kurulmadıkça mümkün değildir. Bir ülkeyi suskunlaştırmanın en hızlı yolu, üniversitelerini susturmaktır; YÖK rejiminin ve özelleştirmeci aklın yıllara yayılan etkisi bugün karşımızda: apartman üniversiteleri, tabelaya sıkışmış kampüsler, şirket sözleşmesine benzeyen müfredatlar, kayyum imzasıyla mühürlenmiş iradeler.

Oysa üniversite yalnızca bina, bütçe ve unvan değildir. Üniversite, özgür ve eleştirel düşüncenin en sağlam dalıdır; akıl ve bilim ancak özgürlükte filiz verir, kamusal güvencede büyür. Bu yüzden üniversite eğitimi kamusal, bilimsel, laik, nitelikli ve parasız olmalıdır. Bu, ideolojik bir tercih değil, bilimin asgari çalışma koşuludur.

Somut bir örnek: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde intörn ve stajyer doktorların ders çalıştığı, 24 saat açık Periyot Okuma Salonu’nun süresiz kapatıldığı duyuruldu. Gerekçe olarak “denetim yapılamaması” açıklandı. Oysa gece nöbeti tutan, yoğun tempoda eğitimini sürdürmek zorunda olan intörnler için bu karar ağır bir mağduriyet yaratıyor. Fakültede 2 bini aşkın öğrenci var; kapasitesi 300 kişiyi bile bulmayan tek kütüphane ise gece açık değil. Denetimi güçlendirecek makul önlemler alınabilecekken erişimin kısılması, kamusal sorumluluğun piyasacı reflekslerle ikame edilmesidir.

Bugün memleketin dört bir yanında “tabela” niyetine açılan bölümler, laboratuvarsız laboratuvar dersleri, kütüphanesiz kütüphane planları görüyoruz. Fiziksel ve bilimsel yeterlilik taşımayan birimler kamusal planlama içinde yeniden değerlendirilmeli; gerekirse birleştirilmeli, kapatılmalı, kaynaklar nitelikli eğitime yönlendirilmelidir. Çünkü öğretim üyeliğini kadro ilanına, öğrenciliği bankacılık işlemine indirgeyen düzen eğitim değil, tiyatrodur.

Devlet–vakıf ayrımı da bu tabloyu derinleştiriyor. Parası olanın seçtiği, olmayanın sustuğu bir yükseköğretim sistemi ülkenin ortak aklını özelleştirir. Bilim ve eğitim emekçilerini güvencesizliğe, öğrencileri borç sarmalına hapseden yapı kamunun yararı temelinde yeniden düzenlenmelidir. Eğitimi metalaştıran uygulamalara son vermek, aklı pazara çıkarmaya “dur” demektir.

Bir ülke üniversitelerini kaybettiğinde, geleceğini kredi kartıyla taksitlendirir. Yeniden kuruluş ihale dosyalarıyla değil; cesaret, akıl ve dayanışmayla, bütçelerde, kadrolarda ve kampüs kapılarında somut tercihlerle mümkün olur. Üniversiteyi yeniden kurmak, memleketi yeniden kurmaktır. Rektörlükteki bir imza kadar amfideki söz, laboratuvardaki deney ve kütüphanedeki ışık da kıymetlidir. Hepsini birlikte savunacağız.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER