Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Veli Şahin
Veli Şahin

Kuşatılan CHP, Çürüyen Rejim ve Meşruiyet Pazarı: Kapımıza Dayanan Mafya

Bir tarafta emperyalistlerin “sert adam ama iyi müttefik” diyerek sırtını sıvazladığı bir Saray rejimi, diğer tarafta o Sarayın polis barikatının arkasına sığınarak “kendi” partisinin kapısına dayanan, “mafyavari tiplerle” genel merkez basmaya kalkan bir siyasi enkaz…

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP’nin kurultaylarını iptal eden o sipariş “mutlak butlan” kararı, sokaktaki açlığı, fabrikadaki isyanı, madenlerdeki talanı gizlemek için fırlatılmış bir rejim bombasından başka bir şey değildir. Fakat asıl iğrenç olan, bu bombanın pimini Sarayın çekmesi, mandalına ise Kemal Kılıçdaroğlu ve klanının basmasıdır! Dün “hak, hukuk, adalet” diye yollara düşenler, bugün Saray yargısının ve emniyetinin gölgesinde, kolluk marifetiyle CHP Genel Merkezi’ni gasp etmeye çalışıyorlar.

Manzara net: Saray yargısı ve kolluğu marifetiyle ana muhalefet partisinin genel merkezine girmeye çalışacak kadar kendini kaybetmiş bir klik, iktidarın “muhalefetsiz Türkiye” projesine altın tepside meşruiyet sunuyor.
Buradaki meşruiyet ilişkisi, uluslararası kapitalizmin ve yerel dinamiklerinin iç içe geçmiş çarklarını deşifre eden muazzam bir sacayağına dayanıyor.

Uluslararası arenada Tom Barrack gibi figürlerin, Batılı emperyalist finans lobilerinin ve nihayetinde Trump’ın Erdoğan’a biçtiği profil bellidir: “Sert bir adam ama harika bir müttefik.” Batı emperyalizmi ve mali sermaye için önemli olan Türkiye’de demokrasinin, hukukun ya da insan haklarının varlığı değil; yüksek faizle dövizin dönebilmesi, emeğin ucuzlatılması, maden sahalarının talan edilmesi ve NATO’nun güneydoğu kanadında (İran ve Suriye dosyalarında) “söz dinleyen” bir gücün bulunmasıdır. Tom Barrack’lar, Trump’lar ve Londra’daki finans baronları içerideki tüm sert hamlelerine rağmen Erdoğan’a uluslararası alanda bir meşruiyet alanı açıyor.

Erdoğan ise dönüp bu meşruiyeti içeride siyasi alanı tamamen kurutmak için kullanırken, sahnede kendine muazzam bir yardımcı buluyor: Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi.
Erdoğan, dışarıdan aldığı icazetle içeriyi dizayn ederken; Kılıçdaroğlu ve kapıya dayanan ekibi de bu darbe sürecine fiili bir ortaklık sunarak Saray rejimine ihtiyaç duyduğu iç meşruiyeti hediye ediyor. Bu sarmalın en büyük besleyicisi ise yıllardır bıkıp usanmadan eleştirdiğimiz, siyasi mücadeleyi sadece Dolar-TL ekranına ve piyasa tepkilerine havale eden o konforlu muhalefettir.

“Hukuk biterse yabancı sermaye kaçar, piyasalar buna izin vermez” diyen rasyonel iktisatçılar ve muhalif analizler bir kez daha boşa düşmüştür. Çünkü sermaye sınıfı her zaman demokrasi talep etmez; aksine, sendikaların baskılandığı, işçi önderlerinin tutuklandığı, çevresel itirazların jandarma dipçiğiyle bastırıldığı tek elden yönetilen bir otoriter istikrarı kendi kârlılığı için daha elverişli bulur. Nitekim 21 Mayıs kararının ardından Merkez Bankası ve Varlık Fonu’nun kontrollü müdahaleleriyle piyasalar sakinleştirilmiş, iktidar bu siyasi maliyeti yönetebileceğini göstermiştir.

Ve elbette bu çürümüş tiyatronun sahne arkasını temizleyen, pis kokuları parfülemekle görevli o maması biten medya patronları… Kendi ahlakından şüpheli, Saraydan ya da belediye kapılarından aldıkları mamaları kesilince çıldıran, tetikçi, soytarı gazeteciler sürüsü! Genel merkezin kapısına mafyatik çeteler eşliğinde, sabahın köründe aldıkları talimatla kameraların pillerini doldurup olay yerine koştular.
Sokağın, halkın, kimsenin uyanmadığını varsaydıkları o pazar sabahını hesaba katarak arkalarına taktıkları karanlık tiplerle kapıya dayanan o “cesur” korkaklar!
Asıl suç, tüm bu kepazelik yaşanırken, rejim ana muhalefeti tamamen yutup faşizan konsolidasyonunu tamamlarken hala “taraf olmaktansa izlemeyi” seçenlerde! “Aman etliye sütlüye dokunmayalım” diyerek köşelerine çekilen, tweet atmaya bile korkan, o konforlu koltuklarında sıranın kendilerine gelmesini bekleyenlerde…

Memleket yangın yerine dönmüşken, ana muhalefet partisinin kapısına mafya dayanmışken hala tarafsızlık maskesi takıp tiyatroyu izleyenler; size de korkaklığınıza da o sahte sağduyunuza da lanet olsun!

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER