Buca’da üç gündür çöpler toplanmıyor, hizmet durmuş durumda.
İşçiler, 120-150 bin TL arasında biriken ücretlerini alabilmek ve gelecekteki ödemelerin düzenli hale gelmesi talebiyle işi durdurdu.
Peki Buca Belediye Başkanı Görkem Duman ne yaptı dersiniz?
İşçileri halka mı şikâyet etti? Grev kırıcılığı mı yaptı? Sendikayla kavga mı etti?
Hiçbiri değil.
Başkan dün samimiyetle işçilerin arasına indi. Onlarla birlikte merdivenlere oturdu, bir nevi “aile toplantısı” yaptı.

İşçilere temas ederek; AKP iktidarının belediyelere uyguladığı ekonomik baskılardan söz etti. SGK kesintileri ve İller Bankası ödeneklerinin azalması nedeniyle zor bir dönemden geçtiklerini anlattı. Yol haritasını paylaştı. Gelir getirici projeler planladıklarını, bu sorunu kalıcı biçimde çözmek için çabaladıklarını söyledi.
Genç başkan ego yapabilirdi, halkın çöp mağduriyetini arkasına alarak “şımarık işçiler” manipülasyonuyla puan toplayabilirdi, son zamanlarda İzmir’de yükselen popülist söylemleri tekrarlayabilirdi…
Ama yapmadı.
“Ben Buca’nın sokaklarında büyüdüm. Görev sürem bitince yine bu sokaklarda yürüyeceğim. Kötü değil, iyi anılmak isterim.” diyerek hareket etti.
Ve işçilerle merdivende dertleşmesi, kriz anlarında süreci nasıl yönettiğinizin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gösterdi.
Görkem Duman, “genç” yaşına ve ilk belediye başkanlığı deneyimine rağmen, “olgun” ve “sorumlu” bir başkan portresi çizdi.

Aslında günlerdir İzmir’deki grevlerde ve işten çıkarmalar sürecinde anlatmaya çalıştığımız tam da buydu.
Belediyelerin içinde bulunduğu zorlukları da biliyoruz, işçilerin yoksulluğunu da.
Ama bu krizler yaşandığında, CHP’nin yönettiği belediyelerden farklı bir ses, yeni bir tutum bekliyoruz.
Görkem Duman bunu yaptı.
Bu noktada CHP Buca İlçe Başkanı Çağdaş Kaya’yı da tebrik etmek gerekir. Belediyenin yaşadığı bu krizde “siyasi sorumluluk” alarak önemli bir açıklama yaptı ve “Bahane değil, çözüm üreteceğiz. Kimseyi verdiği reyden dolayı pişman etmeyeceğiz. Üstümüze düşeni yapacağız. Bu işten alnımızın akıyla çıkacağız.” dedi. Elbette, AKP iktidarının yarattığı ekonomik buhranı ve CHP’li belediyelere uyguladığı düşman hukukunu da anlattı.
Yani kolaya kaçıp işçileri halka şikâyet etmek yerine, iktidarın baskıcı politikalarını halka şikâyet etti.
Burada elbette “tek sorun AKP” gibi ham bir karşıtlık doğru değil. CHP’li belediyelerin de bu tabloda payı var.
Yani bu krizi ekonomik değil, siyasal bir kriz olarak da görmek gerekir. Ve topluma bir yönetim modeli sunmak iddiasındaki sosyal demokrat belediyelerin, bu tür krizlerde nasıl davrandıklarıyla ölçüleceği unutulmamalı.

O yüzden işçilerin yaşadığı mağduriyet siyasi gerekçelerle ötelenemez. Ödenmeyen ücret her koşulda haksızlıktır.
Bu anlamda Buca’da Görkem Başkan’ın süreci yönetme tarzı iyidir ama yeterli değildir. Eğer ki başkan, işçilerin tüm alacaklarını ödeyebilir, ödemeleri düzenli hale getirebilirse, en büyük alkışı o zaman hak edecektir.
Önümüzdeki süreçte tüm ülkede krizler giderek artacak. Belediyelerde ise bu krizleri çözüm odaklı yönetenler kazanacak.
Bahanelere sığınanlar, özeleştiri yapmayıp sürekli kavga edenler kaybedecek.
Dilerim süreç, Buca’da bu güzel tabloya zeval gelmeden hızlıca çözülür.










YORUMLAR