Güne başlarken alarm çaldı; aldın telefonu eline. Açtın şöyle sıradan bir sosyal medya bildirimlerini. Ne var ne yok baktın. Yine her zamanki gibi herkesin keyfi yerinde, herkes mutlu ışık saçıyor adeta… Peki gerçekten öyle mi?
Ahmet yeni arabasını almış; 72 ay vadeli kredisiyle, ya da babasından kalan miras parasıyla. Elinde telefon arkada bir fon, trafikte makas atıyor…
Ayşe annesine bir saniyeliğine sarılmış, “cennet kokulum” yazmış. Her şey tamam ama bir saniyeliğine.
Ali bir ruh eşi bulmuş; evlenme teklif etmek için binlerce lira harcamış. Kız süslenmiş püslenmiş güya sürpriz yapılmış. Daha evlenme teklifi edilir edilmez ilk iş sosyal medyaya yüklenmiş. İlişki insanlar için kurulmuş.
Elif ve Rıza’nın bir bebeği olmuş; bebeği dede ninesinden çok sosyal medya arkadaşları görmüş. Bebek sosyal medya arkadaşları için yapılmış. Büyümüş bir lunaparka götürmeyi ilgi sanmış. Maksat zengin görünelim, kabul görelim.
Televole’ye dönmüş bir sosyal medya görüyoruz kıymetli dostlarım, adeta magazin gündemi. Eskiden ünlüler yeni bir şey aldığında magazin muhabirini çağırıp para verip televizyonda yer almaya çalışırdı. Aynen o hesap…
Herkeste bir sosyal medya maskesi. Olmak istediği ama olmadığı kişi gibi davranarak kabullenme bekliyor insanlar. Suni bir kültüre adapte olmuş gibi görünmeye çalışıyor.
En’ler onlar için bir zorunluluk. En güzel, en şık, en sağlıklı, en enerjik.
Kendinden çok, dışa dönük olmak ile kabullenilmenin mastürbasyonu yapılıyor. Hatta iş o kadar büyük bir döngüye girdi ki; köy hayatındaki içe dönük yaşamı bile dışa dönük bir şekilde etkileşim aracı olarak kullanıyorlar. Ya da kullanıyoruz…
Biz kimiz? Kimliğimiz, benliğimiz ya da ayrımımız ne?
Sevgilerimiz yapay, umutlarımız yapay, sesimiz tepkimiz yapay.
Yapaylıklarla çevrili bir kafeste, sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Kafese yaklaşmayan sesimizi duyamaz. Çıkalım artık şu kafesten, özgürce ötelim.
Çıkaralım maskelerimizi. Acımızı da paylaşalım, hastalığımızı da, yaralarımızı ya da çirkinliklerimizi de.
Herkes tek tip farkında mısınız? Koleje burslu gelen fakir çocuk gibiyiz. Kabullenmek için benliğimizden oluyoruz. Olmayalım.
Bu hayatta herkes zengin, herkes güçlü, herkes mükemmel olmak zorunda değil.
Sizi sevenler zor gününüzde sever.
Cenazenizde dört kolluyla sizi taşıyacak olanlar için yaşayın, cenazenizde story atacak olanlar için değil.
Selametle.









Gerçekten çok güzel yazmışsın. Eskiden doğal olarak büyüdüğümüz hayattan. yapay geçice geçtik. Sanırım büyüklerimizden eskiden söyle idi diye duyduğumuz şeyleri geleceğe anlatacak son nesilleriz . Bizi dört kolu ile taşıyacak zor günümüzde sevecek dostlar nasip etsin rabbim bize .