Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Erdem Şanlıtürk
Erdem Şanlıtürk

Ahlâk işi, iş ahlâkı

Para kazanmadan yaşayabilen var mı?

Para kazanmadan pek tabii yaşayabilirsiniz. Size yüklü bir miktar miras kalırsa hayatınızın sonuna kadar hiçbir şey yapmadan da yaşayabilirsiniz, peki hangimiz bu şansla dünyaya geliyoruz? Belki de çok azımız.

Miras kalsa dahi o finansmanı korumak ve çoğaltmak da daha büyük bir sorumluluktur diye düşünüyorum. Çoğu mirasyedi tam da bu konuda hayırsız evlat oluyor, çünkü o kaynağı yönetemiyor. Siz kazanmamış olsanız bile o parayı muhafaza etmek de bir iştir nihayetinde.

Umarım güzel bir miras kalır ve konfora kavuşursunuz diyelim. Kim istemez ki?

İş konusuna bir gelelim.

İş nedir?

Bence; yapıldığında, yapan kişiye maddi kaynak sağlayan, maharete ve maharetin nadirliğine göre ücreti değişen bir faaliyettir.

Zamanımızı satıyoruz, zamanımızı kuru kuru da satmıyoruz satacak bir şeyimiz olana kadar çok çalışıyoruz, sınavlara giriyoruz, aşamaları aşıyoruz, okullar bitiriyoruz ve bir noktaya gelince heybemizde ne var bakıp ihtiyacı olana satıyoruz.

Deneyimlerimizin en nadide parçalarını ortaya döküp bize maddi kaynak sağlayanların emrine veriyoruz…

Çok uzun zamandır iş hayatındayım ve bu hayatın hem esnaflık hem serbest piyasa hem de kurumsal kısımlarında ‘’iş’’ kavramını eleştirecek kadar vakit geçirdiğimi düşünüyorum.

İş tanımının dışında işler verilmesi, yapabileceğinden fazla işin üzerine yüklenmesi, yaptığın işe göre maddi karşılık alamama hissi, iş ortamındaki ilişkilerde psikolojik baskı altında hissetme, küçük görülme ve kısıtlanma ilk düşüncede akla gelen sorunlardan bazıları yüksek ihtimalle.

Yani yoldan birini çevirirseniz ve işinizin zorlukları neler diye sorarsanız size temelde söyleyeceği şeyler bunlar olur.

Geçtiğimiz günlerde çok ünlü bir internet sitesi çalışanı, uzun zamandır çalıştığı iş yerinde yöneticisi tarafından kafasına saksı atılmak suretiyle şiddete maruz kaldı ve ülkede gündem oldu. Mağdur şahıs yaptığı açıklamada insanlara ilginç ama bana klişe gelen söylemlerde bulundu. Bunu detayına şimdilik girmeyeceğim.

Bu tip sorunların; çekincelerden ve yöneticilere doğru zamanda doğru taleplerle gidilmemekten kaynaklandığını düşünüyorum. Açık ve şeffaf bir şekilde birikmeden, dolmadan ve süreç geri dönülemeyecek kadar ilerlemeden önce sorunların çözülme taleplerinin iletilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sadece iş hayatında değil, kişisel ilişkilerde de birikmeden sorunların dile getirilmesi gerektiğini savunuyorum.

1 işin karşılığı 1 birim diye başta anlaşıldıysa, siz 1 sene sonra 2 birim olacağını da konuşmalısınız. Genç arkadaşlarımın en çok mağdur olduğu konuların başında işverenle konuşurken sözleşmeyi doğru ve şeffaf yapmaması geliyor diyebilirim.

İş verenler de sözünde durup ona milyonlarca lira kazandıran çalışanın ödüllendirmeyi bilmelidir.

1 işin karşılığı 1 birimse ve planlanan gelir 10 birimse, süreç sonucunda 15 birim kazanılmasını sağlayan çalışana bunun karşılığı verilmelidir. Her zaman işveren kazanmamalı, o kazancı sağlayana da karşılığı verilmelidir.

‘’Biz büyük bir aileyiz’’ söylemini çok kez duymuşsunuzdur.

İş hayatında aile olmaz.

İş profesyonellik gerektirir, siz işinizi yaparsınız maddi ya da statü olarak karşılığını alırsınız. Kazan kazan ilişkisine dayalıdır. Kazanmadığınız anda uzaklaşabilir da ya farklı senaryolarda hayatınızı devam ettirebilirsiniz.

Yaygın şekilde gördüğüm hatalardan biri de iş hayatında fazla duygusal olup aşırı sahiplenicilik. Çalışma hayatında soğukkanlı olmak şarttır. Her işin bir soğuk yüzü olduğunu unutmayın.

Başta söylediğim gibi siz zamanınızı satıyorsunuz. 24 saatinizin bir kısmını bir bedel karşılığında yeteneklerinizle birlikte pazarlıyorsunuz.

Hayattaki en önemli şey zamandır. Çünkü zamanın iadesi yoktur.

Bu yüzden mikronluk ameliyatlar yapan bir cerrahın kazandığı ücretle, balta sapı üreten bir zanaatkârın kazandığı ücret aynı değildir. İkisi de ihtiyaçtır, ama bir tanesini yapabilme becerisi daha nadirdir. Birinde hata yapılıp geri dönülemez, diğerinde hata telafi edilebilir.

*Bu arada balta sapından kazandığı parayla çocuğunu cerrah yapan babalarımıza sonsuz saygılar sunuyorum.

Sözün özü şudur; iş ve aşk benzer konular. İşinize aşkınız gibi sadık, aşkınız gibi samimi, aşkınız gibi dürüst ve aşkınız gibi verimli sarılmalısınız. Bu şekilde ilerlerseniz işiniz de aşkınız da size çok şey katar. Eğer verdiğinizi alamıyorsanız, aldığınızı veremiyorsanız bu ilişkiler yürümez.

Her şeyi baştan konuşun, her şeyi muhatabıyla konuşun, her şeyi şeffaf bir şekilde paylaşın ve ilerlemiyorsa da devam etmeyin. Sizi yıpratan hiçbir şeye tahammül etmek zorunda değilsiniz.

Dedikodudan uzak durun. İşinizde yaşanan ne varsa sırdır. Evde olan evde kalır.

İşten ayrılıp düşman da olsanız susmayı bilin. Çünkü eskisini, konuşan yenisini de konuşur.
İntiba çok önemlidir, ilk izleniminiz neyse o şekilde ilerler her şey.

İşin ahlâkı vardır. Ahlâklı olursanız ve çaba sarf ederseniz her alanda her şekilde var olabilirsiniz.

İşte de aşkta da.

Çalışanlar için; çabanızın karşılık bulduğu, maddi ve manevi olarak keyif alarak ayaklarınızın geri geri gitmediği konforlu bir iş hayatı diliyorum.

İşverenler için; ödüllendirirken elinizin geri çekilmediği, çalışanlarınıza hak ettiği ücretleri verdiğiniz, onlara konforlu ve keyifli bir gelecek diliyorum.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER