Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Veli Şahin
Veli Şahin

“İzmir’in çıkarları” kılıfıyla emek düşmanlığı!

İzmir’de belediye işçilerinin ‘Eşit işe eşit ücret’ talebiyle başlattıkları grev, pek çok açıdan tartışılmıştı. Bugün de İzmir Büyükşehir Belediye (İzBB) Başkanı Cemil Tugay, binden fazla işçiyi işten çıkaracaklarını açıkladı. Sendikayı suçlamayı sürdüren Tugay, “Eğer Belediye-İş Sendikası, belediye ve halkı düşünmeden kendi ekmeklerini kazandığı bu kurumu düşünmeden ısrarla anlayışsız noktada olursa bundan sonra işten çıkarılacak arkadaşlarımızın sorumlusu sendikadır” dedi.

Cemil Tugay’ın sendikalara, işçi ve emekçilere karşı “İzmir’in çıkarları” diyerek yürüttüğü politikalar, pek çok kesimde yankı buluyor. Bu söylemin, emek düşmanı uygulamaların bir kılıfı olduğu ise çok açık.

Grev ve “İzmir’in çıkarları” meselesine geçmeden kısaca hatırlayalım:

*
Karşıyaka Belediyesi’nin içinde bulunduğu iddia edilen batık durum, akıllara hemen şu soruyu getiriyor: Bu da mı “İzmir’in çıkarları” gereğiydi? Şayet öyleyse, bu çıkarların kimlerin ve neyin lehine işlediği merak konusu.

*Cengiz holdinge arazi satmak, bu da mı İzmir’in menfaatleriyle açıklanabilir? Ve yine, Ekrem İmamoğlu’na yönelik protestoları, “şu kadar kişi toplansak ne olacak” diyerek küçümseme ile bastırılmasına hizmet etmek mesela…

*Veya Deniz Yücel ve Murat Bakan gibi kendi partisinin vekillerini ve genel merkez yöneticilerini basının önünde “linç ettirmesi”, yine aynı sorgulamayı beraberinde getiriyor: Bunlar gerçekten de İzmir’in çıkarları için mi yapıldı?

*Daha da vahimi, Cemil Tugay’ın ekibinden, “gazeteci görünümlü tetikçilere” bilgi sızdırarak, Karabağlar, Buca ve Bornova Belediyelerine (Kendine rakip görüyor) operasyon çektirdiği yönünde de iddialar var. Eğer bu doğruysa, bu tür bir bilgi akışının ve müdahalenin de “İzmir’in çıkarları” doğrultusunda olup olmadığı büyük bir soru işareti olarak karşımızda duruyor.

*Bir sosyalist olarak CHP’nin iç işlerine karışmak niyetinde değilim, ancak Cemil Tugay’ın Tunç Soyer takıntısı da dikkat çekici. Sanki Soyer’in tüm emekleri ve pratikleri hafızalardan silinmek istenircesine bir saldırı söz konusu. Bu durum da Cemil Tugay’ın “İzmir çıkarlarını” sorgulatıyor.

*CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu elinde çöp torbası ile grev kırıcılığına soyunsa da, Şenol Aslanoğlu’yla da ha bire kavgaya tutuştuğu da unutulmamalı… Bir de Veli Ağbaba’ya yakın belediye başkanları ile yakın zamanda arayı düzeltse de onlara, “Malatya çetesi” diyerek Cemil Tugay’ın saldırdığı iddia ediliyor… İzmir çıkarları mı dediniz?

Örnekler çoğaltılabilir… Kısaca Cemil Tugay kendi partilileriyle bile geçinemiyor… Kişilik bozukluğunu anımsatırcasına; başkan, yönetici ve üyelerine düşman oluveriyor!

Emek Düşmanı Politikalar ve CHP’nin Sorumluluğu

Eğer CHP, Cemil Tugay’ın emek düşmanı politikalarına karşı net bir tavır almazsa, bu suça ortak olacaktır. Grev kırıcısı belediye başkanları da sergiledikleri işçi düşmanı politikalar ile tarihte yerlerini aldılar… Ne var ki, kendi partilileri de Tugay’ın genel merkezden yeterince destek görmediğini belirtiyor. Bazı partililerin yorumları ise daha da düşündürücü:

  • Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan eylemleri söndürme çabası, Tugay’ın halkın tepkisini dindirme gayretini hatırlatmaya gerek yok.
  • Özgür Özel’in CHP’nin anketlerde büyüdüğünü söylediği bir dönemde, kişisel çıkarları uğruna greve zorlayarak partiyi emek düşmanı bir cepheye itmesi, partinin halkla kurduğu bağı zedelemeye yönelik bir hamle olarak görülebilir. Saraçhane başta olmak üzere parti cephesini büyüttükçe Cemil Tugay gedik açıyor…
  • Ferdi Zeyrek’in vefatının ardından Zeyrek sendikalar, işçiler ve farklı partiler tarafından örnek belediye başkanı olarak anılırken, Tugay’ın devreye girerek halkı kamplaştırması, toplumsal birliğe ve dayanışmaya karşı çomak sokması normal bir hareket gibi gelmiyor…
  • AKP’nin en zayıf karnı ekonomi ve emek düşmanlığı iken partiyi sürekli emek düşmanı politikalar ile andırıyor… Biz bugün işçilerle birlikte ücret zammı talebi için nasıl mücadele edeceğiz?

Tüm bu iddialar, “İzmir’in çıkarları” söyleminin ardında yatan gerçek niyetleri ve uygulamaları sorgulatmaya yetiyor.

Gelelim işten atma meselesinin İzmir çıkarına mı olduğuna…

Emek Partisi milletvekili İskender Bayhan konuyu özetlemiş:

“İZBB Başkanı Cemil Tuğay, sendikal bürokrasi ve sendikal rekabeti gerekçe gösterip faturayı işçilere kesiyor; 1030 işçiyi işten atacağını ilan ediyor! İzmir halkına en pahalı suyu ve ulaşımı sunan Tugay, hayat pahalılığından, işsizlikten, geçim derdinden bihaber gibi konuşuyor. Ne İzmir halkının ne de belediye işçilerinin hak ve çıkarlarını umursuyor. Belediyeciliği kâr ve rant yönetimi olarak görenler; zenginlik, lüks, şatafat ve konfor içinde kaybolmuş olanlar, işçilerin emek gücünü ve alın terini değersiz görür. Cemil Tugay da tam olarak bunu yapıyor! Ve bu zihniyeti, sözde “İzmir’e hizmet” örtüsüyle meşrulaştırmaya, gizlemeye çalışıyor. Biz bu anlayışı tanıyoruz! Bu sosyal belediyecilik değil; bu, memleketi şirket gibi yöneten sarayın tüccar belediyeciliğidir.23 bin işçinin anayasal hakkı olan “eşit işe eşit ücret” talebini, grev kırıcılıkla ve halkı kışkırtarak tanımayan Cemil Tugay, şimdi de İZDOĞA işçilerinin yürürlükteki TİS haklarını, işten atma ve örgütsüzleştirme tehdidiyle gasp etmeye çalışıyor! Ama belediye işçileri; ne “eşit işe eşit ücret” hakkından, ne de bu belediye başkanını da bağlayan, imza altına alınarak kazanılmış haklardan vazgeçecek. Cemil Tugay’ı uyarıyoruz: İşçi kıyımından, sendikasızlaştırma operasyonundan ve kazanılmış haklardan elini çek. İzmir halkı da bilmelidir ki: Halk için hizmet üreten işçilerin haklarını gasp eden bir belediye yönetiminden, İzmir halkına hayır gelmez!”

Bu yazıya nokta koyarken CHP’li Murat Bakan, tartışmalara ilişkin olarak Egedesonsöz’den Oktay Güçtekin’e değerlendirmelerde bulundu. Bakan açıklamasında “Ferdi Zeyrek’i önceki gün toprağa verdik. Hala onun yasını tutuyoruz. Bugün mevlit okunacak. Dün Gaziosmanpaşa Belediyemize çöktüler. Mecliste komisyon seçimleri var. Bugün İmamoğlu’nun duruşması vardı. İmamoğlu ve avukatları yargılamanın yapılacağı yerin 1 gün önce değiştirilmesi yüzünden duruşmaya katılmadı. Bizim daha çok dayanışmaya ve kenetlenmeye ihtiyacımız varken bu tip konuların basın önünde tartışılmasını doğru bulmuyorum” dedi.

Ne diyelim aklın yolu bir…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER