Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Yağız Barut
Yağız Barut

Soyer’e ‘sorumsuz’ demişti: O sözleşmede Tugay etkisi

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde 23 bin İşçinin sürdürdüğü grev ikinci gününde devam ederken, grevin nedenleri kadar yürütülen siyasi polemikler de dikkat çekiyor.

Özellikle rakamlar/maaşlar üzerinden yapılan açıklamalar, kamuoyunda algi savaşına dönüşmüş durumda.

Bu tartışmaların merkezinde, işçilerin de referans aldığı; önceki dönem belediye başkanı Tunç Soyer’in ve Sodemsen’in, yerel seçimden sadece 5 gün önce Belediye İş Sendikası’yla imzaladığı toplu sözleşme (TİS) yer alıyor.

Mevcut başkan Cemil Tugay, o sözleşmeye atıfta bulunarak, Soyer’i “sorumsuz” olmakla suçluyor.

Çünkü şu anda grevde olan işçilerin bağlı bulunduğu sendika DİSK Genel-İş; geçmiş dönemde Belediye-İş ile imzalanan o sözleşmeyi emsal göstererek, “eşit işe eşit Ücret” ilkesine dikkat çekiyor ve iş barışının sağlanması için o sözleşmede belirlenen ücretlerin yakalanmasını istiyor.

Ancak Cemil Tugay, seçimden hemen önce imzalanan o sözleşmenin, “siyasi tuzak” olarak kendisini zora sokmak için imzalandığını ima ediyor ve grevdeki 23 bin İşçi için o sözleşmeyi yakalamanın “yeni bir sorumsuzluk” yaratacağını söylüyor.

Bu iddia ve söylemlerin üzerine gittim. Yeni ve çarpıcı başka bir bilgiye ulaştım.

İddia şu ki; o sözleşme “sorumsuzca” imzalanmadı, hatta Tunç Soyer ve Sodemsen rakamı çok yüksek bularak masadan kalktı.

Ancak CHP’nin İzmir Adayı Cemil Tugay seçim öncesinde kendisine tuzak kurulduğunu düşünerek sürece müdahil oldu.

Çünkü Tugay, seçim öncesi ya da seçildikten hemen sonra kendisine kalacak bir işçi krizi ve grevle ya da toplu sözleşme süreciyle muhatap olmak istemiyordu.

Tugay, sendikacıları ve Sodemsen’i bir araya getirdi, şu tarz cümlelerle iki tarafı da ikna etti: “Bu işi, seçim öncesinde çözün. Bana zarar vermeyin. Gerekirse düşük bir oranda imzalayın, aday benim ve seçilip göreve geldiğimde ek protokolle işçinin kaybını karşılarım.”

***

Bu iddiayı; bazı sendika kaynakları doğrularken, bir Sodemsen yetkilisi ve bir büyükşehir bürokratı doğrulamadı ama yalanlanmadı da! Hatta sürecin geçmişte kaldığı, o günkü şartlar altında el sıkıştıklarını, bu konunun bir parçası olmak istemediklerini ifade ettiler. Bugünkü grevin de “silkeleme” operasyonları üzerinden tartışılmasının daha faydalı olacağını söylediler.

Tunç Soyer’i aradım. Bu konuda ya da başka herhangi bir konuda artık hiçbir açıklama yapmayacağını söyledi.

Ancak Soyer’in 17 Mayıs günü, Tugay’ın “sorumsuz❞ çıkışına karşı sosyal medyada yaptığı paylaşıma yeniden dönüp baktım.

Soyer’in açıklamasında, söz konusu sözleşmenin İzBB adına Sodemsen tarafından imzalandığını söylemesi şimdi daha dikkat çekici geldi bana.

***

Tabii ki bu iddiayı Cemil Tugay’a da basın danışmanı aracılığıyla sordum… Cevap vermeyeceklerini illettiler. Bu “sessizlik” tek başına bir şey anlatıyor mu emin değilim!

Ancak şu bir gerçek ki gelinen noktada; Tunç Soyer’in “sorumsuzlukla” suçlanması, kamuoyunun algısını esas sorunlardan uzaklaştırdığı gibi, Cemil Tugay’a da grevdeki işçilerin “eşit işe eşit ücret” talebi karşısında kaçış alanı yaratıyor.

Süreç çetin ve ne yazık ki kamuoyunun tepkileri, yönlendirilmiş açıklamalarla ve algı yönetimiyle kontrol ediliyor! Şeffaflık, uyum, diyalog, hakikate sadakat hak getire!

İşçinin kazanılmış hakkına karşı söylem üretilmesi, geçim sıkıntısı yaşayan insanların hedef gösterilmesi, işçinin halkın önüne atılması, yoksulluk Ücretlerinin normalleştirilmesi ve kamuoyunun yanıltılması da; topyekûn siyasete, sendikal mücadeleye, bürokrasiye güveni zedeliyor.

Ve üzülerek söylüyorum; dananın kuyruğunun kopacağı asıl yer, işçi çıkarmalarının başlaması olacak!

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER