Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Günseli Uğur
Günseli Uğur

Arayış

Geçtiğimiz günlerde bir hastane bahçesinde sıra dışı bir buluşmaya tanıklık ettim. Sıradan bir yemek molası gibi görünüyordu belki ama masaya konan kısırdan, çayın buharından, kahkahaların arasına karışan iç çekişlerden çok daha fazlası vardı orada.

Kısır, kurabiye, gevrek… Çayların buharı yükselirken kahkahalarla iç çekişler birbirine karışıyor. “Bugün yorgun argın o uzun yemekhane kuyruğunda beklemekten kurtulduk,” diyor biri. Ardından gelen espri: “Bir gün de tanımadığımız bir düğüne gidip eğlenelim.” Gülüşmelerin ardında yorgunluk var, ama daha çok bir arayış: görülmek, anlaşılmak, saygı görmek.

Hepsi aynı kurumda ama farklı uçlarda, farklı görünürlüklerde çalışıyor. Temizlik personeli, hasta bakıcı, sekreter, güvenlik… Ortak noktaları ise net: Yorgunluk değil mesele, görülmemek.

Bir temizlik işçisi kadın şöyle diyordu: “Bazı günler oluyor, ‘sadece çöp toplayan’ gibi bakıyorlar. Sanki biz bu sağlık ekibinin parçası değilmişiz gibi davranılıyor. Oysa biz olmazsak, bir oda temizlenmez, bir mikrop arınmaz.”

Bir başka kadın, yıllardır aynı serviste çalıştığını anlatıyor: “12 senedir bu servisin temizliğine bakıyorum. Riskli birim ama maaşımda fark yok. Çok da önemli olmayan işler yapıyormuşuz. Herkes rotasyonla çalışsın da görsün nasıl zor burası.”

İzin taleplerinin reddedilmesi, adam kayırma, kadınlara yönelik sessizlik baskısı… Her biri ayrı bir hikâye ama hepsi aynı cümlede buluşuyor: “Yetişemiyoruz.” Kadınlar sadece iş yerinde değil, evde de çalışıyor. Bir başka sağlık işçisi şöyle anlatıyor: “İşimden çıkıyorum, yorgun argın eve geliyorum. Eşim, ‘soğuk kahve yap’ diyor. Sanki hiç çalışmamışım gibi. Evde de dışarıda da kadın olmak hep fazla olmak demek.”

Bazıları akşamları bulaşıkçılık yapıyor, hafta sonu gündeliğe gidiyor. Hastaneden kazandıkları para yetmiyor yetmiyor yetmiyor… Hele bir de eşinde ayrılmış ya da kaybetmiş kadınlar için çok zor!

Emekliliği hak etmiş ama hâlâ çalışmak zorunda olanlar var.

Kimi diyor, “Yalakalık yapan yırtıyor.” Kimi diyor, “Sen bir şey deyince seni susturuyorlar.” Ama hepsi aynı şeyi istiyor: Saygı, adalet ve birlikte hareket etme gücü.

Evet, bu buluşma sadece bir öğle molası değil.  Neler çıkıyor konuştukça…

Kadınlar, sadece bedenleriyle değil, duygularıyla, dayanışmalarıyla ayakta duruyor.

Birlik olma, mücadele ve dayanışma vurgusu artınca sendika temsilciliği konusuna sıra geliyor. Umut beliriyor. “Kendi içimizden biri temsilci olsun,” diyorlar. “Bizi gerçekten anlayan, aynı koşullarda çalışan ve yaşayan en az bir kadın temsilcimiz olsun.”

Hastanede çalışan işçilerin çoğunun kadın olması bu talebi çok ama çok anlamlı kılıyor. Sendika yöneticileri ve temsilcileri arasında hiç kadın işçi yokken! Kadın temsilci istemeyen erkek çalışma arkadaşlarına rağmen…

Bir kadın işçi şöyle sesleniyor: “Biz hastanede çalışan kadınlar, sabahın köründe kalkıp işe gidiyoruz. Uzakta oturanlar kışın karanlıkta yollara düşüyoruz korkuyoruz da her gün bir sürü taciz, cinayet haberi duyuyoruz. Benim bir çocuğum var, başka kadınların iki üç çocuğu var ya da yaşlısı var. Kimimizin kocası yok tek başına çocuk büyütüyor”. Biri “bana sor” diye şarkıya başlıyor yarı şaka!

“Biz en alttayız. En alt ne demek? Daha aşağısı yok. Bizim kaybedecek bir şeyimiz yok. Ama birlikte olursak kazanabiliriz.”

Bu izlenim, sadece bir sohbetin değil, bir direnişin filizlenmesinin tanıklığı değil mi sizce de?

Bir de “Biz anlatalım sen yaz” abla diyorlar. Çünkü, kadınlar sadece birbirlerine değil, dışarıya da konuşmak istiyor.

Bu yorgun ama yılgın olmayan ve isyanı kahkahalarını boğamamış sesler, çoğalmak ve güçlenmek istiyor. Çünkü yorulmuş olsalar da yalnız değiller. Ve birlikte yürümeye kararlılar.

Yine buluşalım diyorlar: Nerde derseniz; tabi ki çalıştıkları hastanenin bahçesinde.  İş günü dışında buluşacak zamanları mı var? “Aman bugün de iş çıkışı bir kahve içelim” demek hem para hem zaman yoksunluğundan imkansız.

Sadece beden gücüyle değil, zihniyle, duygusuyla, dayanışmasıyla ayakta kalan kadınlarız biz. Vardık, varız, var olacağız…

 

Not: Bu buluşma gerçekleştiği günlerde kamu çerçeve protokolünde açıklanan zammın korkunç hayal kırıklığını yaşayan işçiler aynı zamanda toplu iş sözleşmesinin hiç bir maddesinin KÇP vs bırakılmaması gerektiğini deneyimlemişlerdi. Bir şey yapmalıydı.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER