Ülke gündemi bir dürttü çoğumuzu değil mi? Gündem de ülkeyi tabii… Yaşanan ne-izm? Bu-ist müdahaleler nedenarttı? Bu-izmden nasıl kurtulacağız? Ne zaman başladı bu-istsaldırılar?
‘Nerelere gitsek’ diye göç yolları arayanlar var ise de “sen kimsin, sınıfın bil” deyip yerinde oturmak zorunda olan koca bir ülke nüfusu mevcut. Peki o kim? Bir Barış Manço şarkısı aklıma geldi: “R de bakim”… “Hep birlikte” kısmına gelmeyeyim şimdilik.
Bir de ne diyeceğim: hiç duymadığımız terimleri günlük dilde cümle içinde kullanmaya başlamamız sizce de çok hızlı öğrendiğimizi göstermiyor mu? Örneğin: Kayyum atanır. Kara para aklanır. Vergi dilimine girilir. Algı operasyonuyla manipülasyon yetmezse provokasyon yapılır. Fişlemeler yetmezse KHK çıkartılır, ihraç edilir. Vs vs… Benzerleri çok.
Muhtemelen bugünlerde arama motorlarında en çok sorulan soru da “mutlak butlan ne demek” olmuştur. Ardından da “eeeşimdi n’olcak?”
Ey gençler…asıl soru ne olmalı biliyor musunuz? –Ne yapmalı?
Bu köşeden gençliğin gelecek olduğuna dair çokça yazmışımdır. “Gelecek” kısmı önemli, yoksa gelemeyecek.
‘Gelecek sosyalizm’ denince size çok mu ütopik geliyor? Hadi oradan, ben de mi? Ben de! O kadar basit ve o kadar inandırıcı ki aslında. Dogmadan ve hurafeden uzak tamamen bilimsel. Anlayana değil ama bireycilikten vazgeçebilene.
Düşünüyorum da Sovyetler Birliği, Ekim Devrimi sonrasında çocuklar, kadınlar ve emekçiler için kolektif, kamusal ve sosyal haklara dayalı yeni bir yaşam modeli kurmuştu. Kapitalist sistemde çocuk emeği ucuz iş gücü iken Sovyetler’de çocuklar “geleceğin inşacıları” olarak görülüyordu.
Kapitalist sistemde eğitim, sağlık ve bakım hizmetleri ‘parayı veren düdüğü çalan’ şeklinde sürerken, çocuk, yaşlı bakımı vbkadınların işiyken; sosyalist sistemde tüm çocukların korunması, eğitimi ve sağlıklı gelişimi devletin temel sorumluluklarındandı. Eğitim sistemini kolektivist bir yaklaşımla şekillendirilen Sovyetlerde hedef çocukların yalnızca akademik değil, kültürel ve toplumsal açıdan da gelişmesiydi.
İnanılmaz gelebilir ama Sovyetlerde her ulusun kendi anadilinde (60’ın üzerinde farklı anadilde) eğitim görmesi güvence altına alınmıştı.
Sosyalist dönemde kadınların toplumsal hayata eşit katılımı için de kapsamlı dönüşümler olmuştu; bir kere kadın-erkek eşitliği yasal güvence altındaydı. Eşit ücret, doğum izni, emzirme hakkı ve ücretsiz sağlık hizmetleri vardı. Aile içi(!) şiddet ve evlilik içi tecavüz suçtu. Kadınlar siyasette, üretimde ve kamusal yaşamın her alanında yer almaları için teşvik ediliyordu; yemek, çamaşır ve çocuk bakımı gibi işler çamaşırhaneler, yemekhaneler ve kreşlerle kamusal hizmetler haline getirilmişti.
Eylemlerin vazgeçilmez sloganıdır hani “insanca çalışmak, insanca yaşamak”. İşte Sovyetlerde bu hedeflenmişti. Çoğu yerde sekiz saatlik iş günü geçerliydi, ağır işçilik olan bazı sektörlerde ise 4 saate kadar düşüyordu. Sadece parası ya da sınırsız kredi kartı olanların değil herkesin yıllık izin hakkıvardı; dinlenme tesisleri, ücretsiz sağlık hizmetleri ve ulaşım olanakları dahil.
Sosyalist dönemde iş güvencesinin sendikal mekanizmalarla korunduğunu söylemek şaşırtıcı değil elbet; kira derdi yoktu desem: çünkü barınma temel bir hak olarak ele alınmıştı; sokaklarda evsizler olmadığı gibi evi olmayan kimse de yoktu. Kentler rant için değil, insanların sosyal, kültürel ve fiziksel ihtiyaçlarına göre yeniden tasarlanmıştı.
Hayır, hiç ütopik değil.
Kabul ediniz, Sovyet deneyimi insan hayatını piyasanın değil toplumun ihtiyaçlarının belirlediği bir toplumsal örgütlenme örneği yaratmıştı. Bu deneyim yalnızca ekonomik bir model değil; halkların demokratik koşullarda refah, barış, eşitlik, gerçek özgürlük ve gerçek laiklik ilkeleriyle yaşayabildiği toplumsal bir düzen anlamına geliyordu.
O zaman “sosyalizm neden sürdürül(e)medi?” sorusunun cevabı da öğrenmenin ve tartışmanın konusu olsun.
Bu yazının finali: bugün yaşananlar gençlerin gelecek umutlarını tüketmeye çalışadursun, gençliğin düşlediği gelecek sosyalizmin kuracağı dünyadır.
*“Geliyor gelmekte olan.” Hatırlarsınız, Kemal Kılıçdaroğlu’nun özellikle 2021–2023 döneminde sıkça söylediği söz. Muhalefetin iktidar değişimi beklentisini ve yaklaşan dönüşümü anlatmak için kullandığını düşünmüştük ama her türlü gelen faşizmin ayak sesleri eşliğinde kendiymiş.









YORUMLAR