Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Günseli Uğur
Günseli Uğur

Çocuk, sadece çocuktur!

Bir insan yavrusu; yenidoğan, bebek, yürümeye başlayan çocuk, oyun çocuğu, okul çocuğu ya da ergen…

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’ne göre 18 yaşını doldurmamış her birey çocuktur.

Peki hangi çocuklar bu evreleri gerçekten çocuk olarak yaşayabilir?

Sosyoekonomik durumun belirleyiciliği unutulabilir mi? Toplumsal sınıfların olduğu bir toplumda “her çocuk” için fırsat eşitliği var mıdır?

Gerçek özgürlük, demokrasi ve laikliğin olmadığı bu düzende üst ekonomik sınıftan olan bir çocuğun dahi dinsel, cinsel, ulusal vd kimlik ayrımcılığına uğramadığının garantisi olabilir mi?

Bu soruların yanıtını günlük yaşamın içinde görmek hiç de zor değil. Çünkü çocukları artık gelişim dönemleriyle ya da yalnızca insan yavrusu olmalarıyla değil, maruz bırakıldıkları olumsuzluklarla tanımlar hale geldik.

Hani çocuk hakları Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile güvence altına alınmıştı. Bu sözleşme Türkiye tarafından da 1995 yılında yürürlüğe konulmuştu. Sözleşmenin özü, her çocuğun yalnızca korunması gereken biri değil, aynı zamanda hak sahibi bir birey olduğuydu.

“Her çocuğa” ne oldu?

  • Bazı çocuklar savaşta öldü. Oysa her çocuğun doğuştan yaşama hakkı vardır.
    Birleşmiş Milletler verilerine göre 2005–2023 yılları arasında en az 35 bin çocuk savaşlarda yaşamını yitirmiş, 72 bin çocuk ise yaralanmış.
  • Çocuk, enkaz altında öldü. Oysa devletler, çocukların sağlıklı büyümesi ve yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
    UNICEF’e göre her yıl yaklaşık 175 milyon çocuk iklim ve doğa kaynaklı afetlerden etkileniyormuş. Türkiye’de 6 Şubat 2023 depremlerinde ise resmî açıklamalara göre 7 binden fazla çocuk yaşamını yitirmiş.
  • Çocuk, işçi oldu. Oysa çocukların eğitim, sağlık, beslenme, oyun, dinlenme, kültürel etkinliklere katılma ve kendilerini fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal açıdan geliştirme hakları vardır.
    İSİG Meclisi (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi) verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 2 milyon çocuk tarımda, sanayide, hizmet sektöründe ve kayıt dışı alanlarda çalışmaktaymış.
  • Çocuk, iş cinayetinde öldü. Oysa her türlü sömürü ve kötü muameleden korunmalıydı.
    Yine İSİG Meclisi verilerine göre 2013–2025 yılları arasında en az 778 çocuk çalışırken yaşamını yitirmiş.
  • Çocuk, dilenci oldu.
  • Çocuk, mülteci oldu.
  • Çocuk, istismar mağduru oldu.
  • Çocuk, tecavüz mağduru oldu.
  • Çocuk kayboldu. Günler sonra cansız bedenine ulaşıldı. Oysa çocuklar; istismar, ihmal, şiddet, savaş, insan ticareti vs. korunmalıydı. Amma ve lakin çocuklar yalnızca savaşlarda ya da afetlerde değil; ihmal, istismar, insan ticareti, düzensiz göç, yoksulluk ve çeşitli şiddet biçimleri nedeniyle de yaşamlarını yitiriyor ya da kayboluyor. Ve bu konuda küresel ölçekte tek ve kesin bir istatistik yokmuş.
  • Çocuk, gelin oldu. Oysa çocuğun eğitim, sağlık, gelişim ve güvenli yaşam hakkı vardır; erken yaşta ve zorla evlendirilemez.
    TÜİK verilerine göre Türkiye’de her yıl binlerce kız çocuğu 18 yaşını doldurmadan resmî olarak evlendiriliyormuş.
  • Çocuk, suçlu oldu. Oysa çocuk suçlu olamaz; ancak suça sürüklenen çocuk olabilir.
    TÜİK’in 2024 verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 203 bin çocuk, suça sürüklenme nedeniyle güvenlik birimlerinde işlem görmüş.
  • Çocuk, mahkûm oldu. Unutmamalı, bu çocukları yalnızca işledikleri iddia edilen suçlarla tanımlamak onları çocuk olmaktan çıkarmaz. Cezaevindeki her çocuk; eğitim, gelişim, korunma ve yeniden topluma kazandırılma hakkına sahiptir.
    2025 yılı sonu itibarıyla yayımlanan verilere göre ceza infaz kurumlarında (tutuklama, tahliye ve hüküm süreçlerinde olan) 12–17 yaş grubunda yaklaşık 4.000–4.500 çocuk varmış.

Hayır… Çocuk bunların hiçbiri olamaz.

Hiçbir çocuk “işçi”, “gelin”, “suçlu” ya da “mahkûm” olarak doğmaz.

Çocuk, sadece çocuktur. Bir insan yavrusudur.

Korunmalı, sevilmeli, öğrenmeli ve güven içinde büyümelidir. “Oynaya oynaya” gelmelidir.

Bugün çocuk adalet sistemi üzerinden yürütülen tartışmaları da tam da bu bağlamda ele almak gerekmez mi? İktidarın Meclis’e sunduğu kanun teklifinde, çocukların suça sürüklenmesinde yoksulluk, aile yapısı, eğitim olanakları, sosyal çevre ve ekonomik koşulların etkili olduğu kabul edilmesine rağmen, çözüm olarak sosyal politikaların güçlendirilmesi yerine cezaların ağırlaştırılması tercih edildi. Oysa çocuk hakları perspektifi, suça sürüklenen her çocuğun öncelikle korunmasını, rehabilite edilmesini ve yeniden topluma kazandırılmasını esas alır.

Çocuğu cezalandırmayı önceleyen bir yaklaşım yerine, onu suça iten nedenleri ortadan kaldıran politikalar geliştirmek hem çocukların üstün yararının hem de toplumun geleceğinin gereğidir.

Çünkü çocuk yalnızca çocuktur. Gerisi, egemen sistemin çocukların omuzlarına yüklediği ağır sıfatlardır.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER