Biz insanlar oldukça çeşitli tiplerde, farklı renklerde, farklı ırklarda ve farklı dinlerde yaşayan varlıklarız.
Coğrafyamıza göre şekillenen ve gelişen fiziki özelliklerimizden tutun, duygusal yapılarımız bile değişik ve çeşitli.
Temelde insanı diğer canlılardan ayrıştıran en büyük özellik düşünebiliyor olması. Başkası adına düşünebilmek çoğunlukla insana özgü bir davranış biçimi. Empati kurabilen, düşüncelerini konforluca göstebilen akıllı yaratıklardanız.
Bugün de aklıma şu geldi; bizim hayvandan ne farkımız var?
Hayvanlar yediklerinin kabuklarını doğaya atar ama organiktir, biz yediklerimizin ambalajlarını doğaya atıyoruz organik değil ve binlerce yıl yok olmuyor.
Hayvanlar dışkılarını doğaya yapar, çoğu da bunu savunma mekanizması ve çeşitli nedenlerle ya temizler, ya da gömer. İnsanlar -özellikle de gelişmemiş toplumlardaki insanlar- bu konuyu bırakın önemsemeyi dikkate bile almazlar.
Hayvanlar çevreyi kirletmez, doğal denge temizlemek üzere evrildiği için her şey nizami bir şekilde öğütülüp doğa tarafından yok edilir.
Peki biz insanlar olarak buna ne kadar önem veriyoruz?
Yere tüküren, çöplerini düşüncesizce atan, izmaritini camdan fırlatıp hektarlarca ormanı yakan biz insanlarız.
Hayvanların doğal yaşam alanlarına binalar diken, zehirli gazlarla havayı, atıklarla suyu, madeni atıklarla toprağı kirleten biz insanlarız.
Hayvanlar içgüdüsel hareket ederek ilkel dürtüleriyle bile pek çok sorumluluğu yerine getirirken biz insanlar neden düşünmemize rağmen bu yeteneğe sahip değiliz?
Umumi tuvaletlere bile tek kullanımlıkmış gibi davranan bir güruha dönüştük. Sonra kimin geldiğinin hiçbir önemi yok ve bu korkunç gerçek üniversitelerde ya da resmi kurumlarda bile aynı.
Şimdi soruyorum, bu durumda bizim hayvandan ne farkımız var?
İçgüdülerimize şans verirsek belki doğru yolu bulabiliriz.
Kim bilir; belki de bazı konularda biraz ‘’hayvanlaşmamız’’ gerekiyordur.
Sevgiyle kalın.









YORUMLAR