“Artık sana muhtacım” nakaratlı Ajda Pekkan şarkısını duyan çoktur, şarkının nasıl başladığını unutmuş olabilirsiniz: “Acıklı bir aşk öyküsü bu, Bir yabancıya kapıldı gönlüm, Adı Peter, Oil soyadı”. Yuh! Petrol sıkıntısı(!) olan ülkenin bağrı yanık şarkıcısının sesiyle Eurovision şarkı yarışmasına gireceğiz diye petrole kara sevda sözleri yapmasalardı bari.
1980. Yunanistan bizden önce mi sonra mı yarışacak, Yunanistan bize puan verecek mi diye merakla izlediğimi hatırlıyorum. Tek bildiğim düşman Yunanmış. Sekiz yaşındaki çocuk niye bunu düşünsün ki diyemiyorum çünkü daha küçük çocuklar, doğmamış bebekler savaş ve politikalarının barış şehidi olmaya devam ediyor hala…
Gün geçmiyor ki insanlık için barış talebi, yeryüzü ve tüm evren için savaşları durdurmanın zorunluluğu gündem olmasın.
On yıllardır süren savaşlar, yeni başlayan savaşlar, yargılanan barış savunucuları…
Savaş şuçu denilen durumlar savaşı başlatana mubah oldular.
ABD başkanının bir yıl önce görevi başına oturduğunda “Kanada’nın ABD’nin 51. eyaleti olması, Grönland’ın Danimarka’dan satın alınması, Panama Kanalı’nın yeniden ABD mülkiyetine geçirilmesi, Meksika Körfezi’nin adının ABD Körfezi olarak değiştirilmesi gibi amaçlarını”* yeniden yinelediğini hatırladığımızda Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşinin kaçırılarak ABD’ye götürülmesi ile başlatılan saldırıların uyuşturucu ticareti vs olmadığını anlamak mümkün olacaktır.
Çok mu uzak geldi. Ha 3 Ocak Venezuela, ha 10 Ekim Ankara…
Zorlanan hafıza.
Yine geçen yıl Nobel Barış Ödülü’nün kime verildiğini hatırlayalım: (babası adına) Ana Corina Sosa Machado’ya: Kendileri ABD’nin ülkesine saldırmasını isteyen, İsrail’in Gazze’deki soykırımını destekleyen Venezuelalı aşırı sağcı siyasetçi Maria Corina Machado’nun kızı olur.
2009’da Norveç Nobel Komitesi’nin Nobel Barış Ödülü’nü Barack Obama’ya verdiğini de unutmayalım. Irak’tan Libya’ya çok sayıda ülkeyi bombalayan eski ABD Başkanına yani.
Karalar mı bastı. Basmasın.
Biz burada belediyelere, üniversite rektörlüklerine atanan kayyumlara engel olamazken, ABD emperyalizmi ülkelerin devlet başkanlıklarına kayyum atıyor.
Ne mi olacak?
İşçiler, emekçiler, ezilen sömürülenler bir olup “Eninde petrol, sonunda petrol”ün devamında “Artık dizginlerin benim elinde petrol” dediğimizde dünyamız yeniden paylaşım savaşlarıyla yok edilemeyecek:
Emeğimizle büyüttüğümüz ekmek petr’oil’e değil barışa yazdığımız sevda sözleri** ile gerçek özgürlüğü kazanacağız!
Barbarlık yenilecek!
*2025 yılı 2026’ya üç önemli gündem devretti! – İhsan Çaralan – Evrensel
**Yannis Ritsos’un “Barış” şiirine ithafla.









YORUMLAR