Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Günseli Uğur
Günseli Uğur

Ayakkabıdan saça

Ayakkabı, saç, elbise, sandalye…

Tek başına anlamsız, sıradan değil mi? Peki kadın cinayetlerini düşünelim desem size neyi çağrıştırır?

Kadın cinayetlerinin “olağanlaştırılmasına” karşı silaha çevrilebilen sıradan şeyler mi?

Kadınların sınırlar ötesinde öldürülen kadınlara yalnız olmadıklarını anlatmak için “saçımız sizin cezanız, ganimetiniz, savaş aletiniz değildir” diyerek saçlarını örmesi gibi.

Şam yönetimine bağlı güçlerin bir kadının saç örgüsünü kesmesine tepki olarak sosyal medyada başlayan saç örme kampanyasını çoğumuz gördük.

Bir de 2022’yi hatırladık: Kürt İranlı kadın Mahsa Amini, 22 yaşındayken, zorunlu başörtüsünü düzgün takmadı diye ahlak polisi tarafından öldürülmüştü. O günlerde bayrağı andıran bir görselde dalgalanan saçlar, kadın cinayetleri ve devlet şiddeti tarihi için önemli bir hafıza olmuştu. Amini’nin ölümünden sonra İran’da saçlarını kesen kadınlar yaslarını öfkeye çeviriyor ve itaatsizlik ilan ediyorlardı.

İran’daki saç kesme eylemlerinden bugünkü saç örme videolarına bir ilişki kursak nasıl olur dersiniz? Evet ikisi de güçlü kitlesel tepkiler değil; ama sizce de meydan okumanın daha güçlü hissedildiği saç kesmeye kıyasla saç örmek; bağ kurmayı, bireysel isyanın dayanışmaya dönüşmesini temsil eden kritik bir dönüşümü göstermiyor mu?

Şu noktadan ele alalım: Ölüm istatistiklerinin genelinde sayıyla konuşulur; 1 kadın öldürüldü, 109 kişi patlamada öldü, 35 kişi yanarak can verdi, 5 çocuk sobadan sızan gazla hayatını kaybetti, 301 maden işçisi göçük altında yaşamını yitirdi vb.

Bu dilde kaybedilenler yalnızca sayılabilen birer nesnedir. Hikayeleri yoktur.

Kadın cinayetleri özelinde ise dünyanın farklı yerlerinde farklı nesnelerin diliyle konuşulur. Meksika’da kaybolan kadınlar için pembe haçlar dikilirken Arjantin’de kamusal alanlara boş sandalyeler yerleştirilir. Kanada’da kırmızı el izleri, Latin Amerika’da isimlerin yoklama yapar gibi yüksek sesle okunması, Hindistan’da meydanlara asılan elbiseler… Boş beşikler, oyuncaklar, fularlar… Hepsi sayılara indirgenen ölümleri kalıcı yapar. Çünkü hikayeler nesneleştiğinde hafızada kalır.

Ayakkabılar gidilemeyen yolları, saçlar günah ilan edilen ve sansürlenen bedenleri, boş sandalyeler eksilen hayatları hatırlatırlar.

Nesneler değişse de mesaj aynıdır: Bu cinayetler istisna değildir; münferit hiç değildir. Seçilen hiçbir nesne tesadüf değildir.

Örneğin kırmızı ayakkabılar (Zapatos Rojos) 2009’da Meksikalı sanatçı Elina Chauvet’in sistematik biçimde öldürülen kadınların ardından meydanlara kırmızıya boyanmış ayakkabılar dizmesiyle başlamış.

Bizdekine bakarsak ayakkabı çoğu zaman tektir ve kırmızı değildir; beyaz bir spor ayakkabı, siyah bir bot ya da eski bir sandalet… Kim bilir, belki bir ayakkabıyı her giysinin altına giyme tasarrufumuzdan. Belki de yalnızca “kaybedilmiş” değil, yarım bırakılmış hayatları hatırlatmak istiyoruzdur.

Çünkü “Barış öldü ve dünya yaralı bir çocuğun üzerinde uyuyor”. *

Bu yüzden ayakkabı, saç, elbise, sandalye kadın cinayetlerini münferit olma meselesi olmaktan çıkarır, doğrudan politik analizlerle sonuçlar. Bu bir sistem sorunudur, failler ve failleri koruyan mekanizmalar yargılanmalıdır.

* https://ekmekvegul.net/sectiklerimiz/gunun-sarkisi-ghosn-zeytoun

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER