Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Günseli Uğur
Günseli Uğur

Dikiş masasından direniş çadırına

“Onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar” *

Digel işçilerinin 200 günü aşan direnişi devam ederken “çok sözler edildi onlara dair” * dizelerine atıfla direniş sürecini gözden geçirelim diyorum.

Tanıştırayım; sözü geçen direnişçiler İzmir Ege Serbest Bölge’de bulunan Digel Tekstil’de çalışan işçiler. Yıllardır çalışma koşullarının yarattığı baskı, mobbing ve cinsiyet temelli ayrımcılıkla mücadele ediyorlar. Fabrikada toplam 423 işçi var – ki yaklaşık %85’i kadın. Bu yazı da daha çok kadın işçiler ekseninde olacak.

Kadınlar kesimhane, dikim, ütü, kalite ve depo bölümlerinde ağır çalışma koşullarında üretim yapmakla kalmıyor; aynı zamanda cinsel kimlik üzerinden yaratılan psikolojik ve sosyal baskılara da maruz kalıyorlar.

Sabah 07:30’da işbaşı yapmaları gerekirken servislerin çok erken gelmesi nedeniyle mesai saatinden çok önce kalkmak zorunda kalıyorlar. Güvenlik açısından da riskli saatler… Kahvaltı yapamadan servislere koşuyor, fabrikaya vardıklarında hali hazırda yorgun ve aç oluyorlar. Mesaiye kalma ise gönüllü ve hatta planlı değil; ekip liderleri gün içinde ani kararlarla işçileri mesaiye çağırıyor. İtiraz etmek mi? Mümkün değil.

Fabrikada disiplin, temsilci ve öneri-şikâyet kurulları yok mu? Var: İşleyişleri açısından tamamen formaliteden ibaret. Çünkü ne bilgilendirme var ne de oy hakkı.

Yetersiz havalandırma ve su sebili eksikliği temel sorunlardan.

İşyeri hekimi haftada sadece üç gün kısa saatlerle hizmet veriyor, hastaneye gitmek isteyen işçilerse yöneticiler tarafından azarlanıyor.

Kadın işçiler, regl ve hamilelik gibi doğal süreçlerinde bile özgürce ihtiyaçlarını gidermekte engellerle karşılaşıyorlar. Tuvalet hakları kısıtlanıyor, hamile de olsalar onlardan da diğer çalışanlarla aynı performans bekleniyor.

Kadın işçilerin aktardıklarına bakılırsa en ağır vakalar cinsiyet temelli ayrımcılık ve taciz biçiminde yaşanıyor: Hamile kadın işçiler, raporlarına rağmen sürekli iş yerine çağrılıyor, özel sağlık bilgileri paylaşmaya zorlanıyor ve yasal hakları kısıtlanıyor.

Örneğin, bazı kadın işçiler, psikolojik baskılar nedeniyle kürtaj yaptırmak zorunda kalmış, yaşadıkları travmalar ise dikkate alınmamış.

Ve sonra “bir şafak vakti karanlığın kenarından ağır ellerini toprağa basıp doğrulduk” * diyorlar.

Nasıl mı?

Ocak 2025’te düşük ücretler ve insan onuruna yakışmayan koşullara karşı fabrikayı protesto etmiş, TEKSİF Sendikası’na üye olma kararı almışlar. Bu süreçte işveren, 15 sendika üyesini tazminatsız işten çıkarmış.

Digel Tekstil işçileri, yalnızca kendi ücret ve çalışma koşulları için değil; tüm işçilerin insan onuruna uygun koşullarda çalışması, taciz ve mobbingden uzak bir iş ortamı için direniyorlar.

Bu direniş, emek mücadelesinin ve kadın dayanışmasının güçlü bir örneğidir.

Onlar “En bilgin aynalara, en renkli şekilleri aksettirenlerdir”.

Sancakları yere düşürmemeleri için destanımıza yazdıkları bu maceraya ortak olmak gerektir: Emekten ve işçiden yana olduğunu iddia eden tüm emek ve demokrasi güçlerinin Digel tekstil ve diğer devam eden direnişlerle sendikaların yöneticilerinin yaptığı kısa ziyaretlerle değil her mecrada yükseltecekleri hak alma mücadelelerini örgütleyerek dayanışması tarihsel bir görevdir.

*https://www.siirleri.org/siir/3874/Onlar.html

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER