Yaklaşık üç aydır direnişte olan Divriği maden işçilerinin eşleri konuşuyor*.
Ekrandaki bakışlar ve sesler kararlı. Öfkeli hatta üzgün de olsalar şen kahkahalar atmaktan geri durmuyorlar.
“Akşam yemeklerinde olsun aynı masada olurduk, onu da elimizden aldılar” deyip “maden var ama kadınların iş bulabileceği alan yok” isyanlarını ekliyorlar.
Yalnızca işten çıkarılan eşlerinin işe geri dönmesi için değil, yıllardır biriken sıkışmışlıklarını, görünmeyen emeklerini göstermek için ses veriyorlar.
Evet, maden kentlerinde kadınların çalışabileceği iş alanları yok denecek kadar az.
Hayat yerin altındaki kömüre bağlanmış. Erkekler “çocukları gülsün diye”** yerin altına inerken, evdekiler pek de öyle değil.
Kadınlar ev ekonomisine katkı sunamamanın ağırlığını, eşlerinin eline bakmak zorunda kalmanın yarattığı bağımlılık duygusunu açık ve net ifade ediyorlar.
Kadınlar “Biz de varız” demenin başka bir yolunu arıyorlar.
Bu ses size de 1990 Zonguldak’ını hatırlatmadı mı?
O günlerde “kara elmas diyarı”nın sınırlarını aşan bir şey olmuştu.
Köylerden, sokaklardan insan seli akmıştı. Zonguldak’tan taşan sel, Ankara’ya doğru yola koyulmuştu.
“Boğulmak bilmez yankısıyla yüreklerinin” haykırmışlardı.
– İŞ, EKMEK, ÖZGÜRLÜK!
“Yeni kulaklar işitmişti” söylediklerini. Maden işçileri yürürken yalnız değildi. Zonguldak’tan ve Ankara yollarından diğer işkollarından işçiler de özetle emekçi halk yanlarındaydı. Ama sadece destek ve dayanışma için orada değillerdi: Kendi dertlerinin maden işçilerinin talepleriyle birleştiğini görmüşlerdi.
Hafıza yoklayalım:4 Ocak 1991’de on binlerce madenci yağmuru, çamuru, soğuğu bahane etmeden yollardaydı. 5 Ocak tarihli manşetlerde şuna benzer ifadeler vardı: “Otobüslere binmeleri engellenen 60 bin maden işçisi, çoluk çocuk Ankara’ya yürüyor… Adım adım geliyorlar.”
“Adım adım” diyorlardı, çünkü gelmelerinden korkuyorlardı.
Çünkü gelen yalnızca maden işçileri değildi; gelen bir sınıf safıydı.
Yürüyüş Ankara’ya kilometreler kala Mengen’de durduruldu; altmış bin değil yüz binler dört gün boyunca bekledi. Sınıf düşmanı sendikal anlayışa rağmen hükümete geri adım attırılmıştı. Taşeronlaşma yayılmaya başlamışsa da ocaklar tamamen özelleştirilmemişti.
Bu deneyim sınıf mücadelesi hafızasından silinmedi.
Divriği’de OYAK’a bağlı ERMADEN’in ocağı kapatması sonrası işten çıkarılan işçilerin eylemlerinde ve eşlerinin dayanışma çağrısında o büyük yürüyüşün izleri var.
Çünkü Zonguldak yürüyüşünde kadınlar yalnızca “eş” değildi.
Onlar çocuklarıyla, tencereleriyle, sloganlarıyla yürüyüşün parçasıydı.
Bugün Divriği’li kadınlar “biz de varız” diyorsa, bu söz geçmişten bağımsız değil.
Bu, Mengen’de durdurulan yolun bir devamıdır.
Ve kadınlar konuşmaya başladığında, o yürüyüş yeniden başlar.
*https://ekmekvegul.net/ekmek-ve-gul-tv/divrigide-issiz-kalan-madencilerin-esleri-anlatiyor-maden-geri-acilsin-kadinlara-is-saglansin
**Kemal Özer şiiri, Madenciden Sözleri – Grup Yorum









YORUMLAR