Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Günseli Uğur
Günseli Uğur

Kitabın içindeki yazı

Doğum günleri, özel kutlama günleri, ölüm yıldönümleri ona anlam yükleyenler için kıymetlidir. Yüklenen anlamların karılarak hayata katılmasında yazılar, yazınlar, okunan her nesne vazgeçilmez araçlar değil midir?

Misal gazete, kitap.

  • Kitaplarla aram nasıl? Diyerek kendime dair geçiş yapmama izin verin. Bu sıra biraz böyleyim. Kendimleyim.

Kitaplarla daha doğrusu okumakla kurduğum ilişki bazen öğrenmek, bazen eğlenmek, bazen anlamak, bazen anlatmak ihtiyacıyla gelişmeye devam ediyor. Ama itiraf etmeliyim toplu taşıma aracında ya da bir bankta otururken örnek davranmak amaçlı akıllı telefonuna bakmayıp, kitap okuyan elli yaş üstü kişi görüntüsü vermek de hiç fena değil. Belki bazıları telefonuna indirdiği kitabı okuyor olabilir, olsun kitap başka… Hele bir de şöyle üç yüz- beş yüz sayfalı ağır kitap ayrı hava.

Ben bir kitabı bitirdiğimde çoğu zaman “çok iyi geldi, rahat okudum, çok sevdim” ya da “şu şu konuda iyi bir kaynak” gibi özetlerim. Üzerinden biraz zaman geçince, bana kattığı duyguları, zihnimde açtığı soruları ve cevapları hatırlarım, ayrıntı yoktur çoğunlukla.

Benim kitap hatta izlediğim film süzgüm böyle. Ertesi etkisi, bıraktığı izi…

Son okuduğum kitap, “eşinin seçimi, kızının hediyesi” yazısıyla bana verildi. Annemin on sekizinci ölüm gündönümünde…

Henüz gündönümleri sayıyoruz. Gün be gün… Bugün yirmiüç.

Hediye edilen bir kitabın içine yazı yazılır ya; benimkinde “Yüreğine dinlence, zihnine ferahlık uğrasın” dileği vardı.

“Uğramak” eylemi ne kadar yerinde…  Erken yas günlerinde duygular insanın içine gerçekten uğruyor: Bir sabırlı iyilik hâli uğruyor, bir acılı keder. Bu hâller bazen yolda çarpışıyor, halleşiyor.

Kitabın içindeki yazı ile dileği gerçekleşti. Bu roman zihnime ferahlık, yüreğime dinlence oldu.

Georgi Gospodinov’dan Bahçıvan ve Ölüm…*

Kitaba başlarken amacım, bana iyi gelsindi. Bana benim annemin yasını yaşayanların dışında, tanımadığım, ama benzeri zor kayıp duygusu yaşayan birinin eşlik etmesini istedim. Belki de onunki geçmiş, benimki de geçecek diye avunmak istemiş olabilirim.

Çünkü bilincimde beni avutacak ölenin mekanına ilişkin kaynak bir veri yok.

Toprağı incitmesin dedim bir önceki yazımda; bir itiraf daha, bu dileğin de bende duygusal karşılığı yok. Diyebilirim ki, ağrılarıyla bana benzer biçimde başetmeye uğraşan birisi benim için en iyisi. Bu kişi bugün Bahçıvanın oğlu, Gospodinov oldu.

Kitap önerisi değil yapmaya çalıştığım, duygularımı ifade etmeye yardımcı bir araç buldum.

Mesela romanın bir yerinde “ölürken ellerini tutmak önemlidir” diyor. Arkadaşı “bırakmak da önemlidir” diye cevap veriyor. Bu cümle bana iyi geldi.

Çocuklarımı ne zaman çok özlesem, sütümle beslediğim  yıllarda acıktıkları anlarda olduğu gibi sızlar göğüs uçlarım. Bazen kendimden onlara uzanan görünmez bir göbek bağı hayal ederim. Hatta benim bedenimle birleşen kısmını iki elimle halat tutar gibi çekerim.

Annem öldüğünde bunu annemin çocuğu olarak hissettim. Romanın 63.bölümünde “… annenizle aranızda görünmez bir göbek bağı varlığı…” diye devam ettiği bir paragrafı okuduğumda Gospodinov’la bir duygudaşlığımız daha oldu.

Anne çocuğundan ne zaman ayrılır? Göbek bağı kesildiğinde mi? Yoksa annesini toprağa verdiğinde mi?

Romanın sonunda babasının ölümünün üzerinden bir yıl geçtiğini fark ettim. Merak ettim: Georgi şimdi nasıl acaba?

Ben mi nasılım? Annemin en zor anlarında bile söylediği gibi, iyi olucam inşallah.

  • Metis Edebiyat, 2025. Çeviri Hasine Şen Karadeniz

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER