1 Ağustos 1996 tarihinde kurulan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), 29 yıldır sağlık için emek, barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesi vermeye devam ediyor.
Tabii SES’in tarihi de diğer kamu emekçileri sendikaları gibi çok daha eskiye, 70’li ve 80’li yıllarda halkın sesini boğmak isteyen karanlık dönemlere kadar uzanıyor.
Emekçiyi güvencesizliğe ve yoksulluğa iten özelleştirme politikaları ile kamusal hizmetlerin metalaştırıldığı bir dönemde ortaya çıkan SES’in kökleri; Genel Sağlık İş, Tüm Sağlık Sen, Sağlık Sen ve Sosyal Hizmet Sen gibi örgütlerin karanlıkta verdikleri mücadeleye dayanıyor.
Hatırlayalım; 1996’da bu dört sendikanın birleşmesiyle ortaya çıkan SES, birleşik yapısıyla memurların sendika kurmasının yasalarla engellendiği o dönemde, 12 Eylül askeri darbesinin baskılarına rağmen örgütlenmiş “hak verilmez alınır” diyerek kapıkulu zihniyetini mahkûm etmişti.
Bugün de sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini kapsayan bir güç olmak için hem geçmişten aldığı dirençle hem de geleceğe dair umudu büyüterek hastaneler işletme, hastalar müşteri, sağlık emekçileri köle değildir şiarıyla yolumuza devam ediyoruz.
Eklemek gerekir ki bu mücadele süreçlerinde kaybettiklerimiz oldu: Ayşenur Şimşek, Necati Aydın, Behçet Aysan ve daha niceleri… Her biri emek ve demokrasi mücadelesi veren bizlerin vicdanına kazındı, mücadelemizin pusulası oldular.
Ve biliyoruz ki SES’in mücadelesi, yalnızca iş güvencesi ve adil ücret taleplerinin ötesinde; halkın sağlık ve sosyal hizmet hakkının savunulması oldu.
Aile hekimliğindeki angarya nöbet dayatmaları, taşeronlaştırma, performansa dayalı ücret sistemleri, sosyal hizmetin cemaat ve vakıflara devri gibi uygulamalar SES’in karşısında durduğu sorunların başında gelmeye devam ediyor.
Özetle insanca çalışma ve insanca yaşam mücadelesi için halkın nitelikli, eşit, anadilinde ve erişilebilir sağlık hizmeti alma hakkı için direnirken; sadece bir sendikanın kapsadığı kitlenin değil, halkın vicdanının sesi olmaya çalışıyoruz.
29 yıldır susmayan SES; sağlık hakkının ve aynı zamanda yaşam hakkı talebimizle barışın, demokrasinin ve özgürlüğün sesi olmuştur.
Bugün SES’e diğer tüm emek ve demokrasi güçleri gibi her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.
Çünkü sağlık hakkı; eğitim hakkı gibi, barınma hakkı gibi olmazsa olmaz bir insan hakkıdır.
SES bu hakları savunan seslerden biridir. Ve sömürü sistemine karşı diğer tüm muhalif kesimlerle birleşik mücadeleyi oluşturmak için daha ısrarcı ve istikrarlı adımlar atılmalıdır.









YORUMLAR