Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Veli Şahin
Veli Şahin

Baskı artarken: Eski stratejilerle yeni rejime direnmek mümkün mü?

Türkiye’de hatta uluslararası ölçekte gözlemlediğimiz siyasal dinamikler, iktidar ve muhalefet ilişkisinde köklü bir transformasyonu işaret etmektedir. Burjuva demokratik muhalefet odakları ve sosyalistler, mevcut rejimin yapısına ve iktidarın stratejik hamlelerine dair şüphesiz isabetli analizler sunmaktadırlar. Rejimin krizi, toplumsal meşruiyetin erozyonu, ideolojik aygıtların yetersizleşmesi ve artan açık baskı politikaları gibi olgular, teşhis noktasında geniş bir mutabakat zemini yaratmaktadır. Ancak bu analitik derinlik, ne yazık ki mücadele yöntemlerinin güncellenmesi noktasında eşdeğer bir ilerlemeyi beraberinde getirmemektedir.

İktidarlar, kapitalizmin çalkantıları ve kriz dinamikleriyle birlikte evrilen modern devlet aygıtının imkanlarını kullanarak stratejik düzeyde bir dönüşüm geçirmektedir. Bu dönüşüm, yalnızca taktiksel manevralardan ibaret olmayıp, hegemonik tahakkümün yeniden üretimi için yeni formlar geliştirmeyi içermektedir. Kapitalizmin kriz dinamikleriyle paralel olarak giderek daha gerici bir karakter kazanan bu iktidar blokları, esnekliğini kaybetmiş yapılarıyla dikkat çekmektedir.

Bir dönemler, özellikle Sosyalist Sovyetlerin etkisiyle artan “demokrasi” gibi kavramlar, kapitalist sistemler için bir gereklilik ve hatta bir meşruiyet aracıydı. Sosyalist ideolojinin işçi hakları ve halk katılımı gibi vurguları, kapitalist ülkeleri de bu alanlarda belirli reformlar yapmaya itmişti. Ancak günümüzde, kapitalistlerin bu “göstermelik demokrasi” anlayışını artık bir yük olarak görmeye başladığına dair açık ibareler bulunuyor.

Geçmişte, iktidarların seçimlere meşruiyet kazandıracak kadar canlı, ancak kendilerini kazanamayacak kadar cılız bir “majestelerinin muhalefeti” istediği sıkça dile getirilirdi. Ne yazık ki, ülkemizin güncel durumunda bu durum bir adım daha ileri gitmiş görünüyor. Artık çok daha açık biçimde, seçim hakkının dahi iktidarlar tarafından halkın elinden alındığı yönünde güçlü işaretler bulunuyor.

Buna karşın muhalefet, özellikle de burjuva muhalefet, büyük ölçüde geçmişin örgütlenme modelleri ve mücadele biçimlerinde takılıp kalmış görünmektedir. Mevcut koşulların gerektirdiği köklü değişikliklere gitme cesareti gösterilememekte, bu durum da iktidarın manevra alanını genişletmektedir. Muhalefetin bu krizi, isabetli tespitlerinin eylemsel karşılığını bulmasını engellemektedir.

Toplumsal meşruiyetini yitiren iktidarın, tahakkümlerini sürdürmek için artık yalnızca ideolojik aygıtlar (eğitim, medya, kültür endüstrisi) aracılığıyla yetinemediği aşikardır. Bu aygıtların toplumsal rıza üretimindeki kapasitesinin azalmasıyla birlikte, iktidar giderek daha fazla açık baskı politikalarına başvurmaktadır. Bu durum, rejimin krizinin derinleştiğini somut bir şekilde gözler önüne sererken, aynı zamanda muhalefet için yeni ve yaratıcı mücadele yöntemleri geliştirme zorunluluğunu dayatmaktadır. Özgür Özel ve ekibinin yakın zamana kadar izlediği pratiğin, “dünün” CHP’sine göre daha ileride olduğu da kabul edilmektedir. Ancak iktidar saldırı dozajını artırarak, yeni bir aşamaya geçmiştir. Halk TV ve Sözcü TV’nin onar gün karartılması, belediyelere yapılan operasyonlar, daha kuvvetli bir saldırı dalgası geleceğine de işaret etmektedir.

Bu bağlamda, muhalefetin sadece rejimdeki gedikleri işaret etmekle kalmayıp, aynı zamanda değişen siyasal sahnenin dinamiklerine uygun, katılımcı, esnek ve direngen yeni örgütlenme modelleri inşa etmesi elzemdir. Toplumsal bağların güçlendirilmesi, farklı toplumsal kesimlerin taleplerini entegre eden kapsayıcı bir siyasetin geliştirilmesi ve direnişin farklı formlarının keşfedilmesi, mevcut kısır döngüyü kırmanın anahtarı olabilir. Esneklik toplumsal kesimlere yönelik olurken muhalefetin kendi içinden gelen, iktidarın çıkarlarına hizmet edebilecek “operasyonlara” karşı tavizsiz olması gerektiği ise çok açıktır. Bu tarihsel eşikte, muhalefet, mevcut analitik kapasitesini eylemsel bir devinime dönüştürme ve iktidarın metamorfozuna karşı kendi “metamorfozunu” gerçekleştirme iradesini gösterebilecek midir? Göreceğiz…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER