Son yıllarda boşanmaların arttığı, özellikle çalışan kadınlar arasında bu artışın daha belirgin olduğu hepimizin malumu. Kuşkusuz, çalışan kadın olmanın sağladığı ekonomik bağımsızlığın bunda önemli bir payı var. Ancak bu yazıda değinmek istediğim, bu tartışmanın ötesinde, boşanmış ve çocuk sahibi çalışan kadınların gündelik yaşamda karşılaştıkları zorluklara ilişkin gözlemler.
Her kadının yaşamı, mesleği, boşanma süreci ve ekonomik koşulları birbirinden farklı. Ama onlarla ne zaman sohbet etsek cümleler birbirine benzemeye başlıyor.
En çok da şu sözle karşılaşıyorum:
“Boşandıktan sonra hayatımda çok büyük bir değişiklik olmadı.”
İlk duyduğumda şaşırmıştım. Oysa kadınlar bunu söylerken evlerini, adreslerini ya da medeni durumlarını kastetmiyorlar. Anlatmak istedikleri şu: Çocukların sorumluluğu, evin planlanması, hastalıklar, okul işleri ve günlük yaşamın görünmeyen organizasyonu zaten yıllardır onların omzundaydı. Boşanma yalnızca bu gerçeği görünür hale getirmişti.
Fark ettim ki görünmeyen emek yalnızca yemek yapmak ya da evi toplamak değil. Bir çocuğun doktor randevusunu unutmamak, okul toplantısını takip etmek, gece ateşlendiğinde sabaha kadar başında beklemek, servis saatlerini planlamak, psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunda çözüm aramak… Bu bitmeyen zihinsel yük de çoğu zaman tek kişinin, kadının omuzlarında birikiyor.
Gözlemlediğim kadınların önemli bir bölümü düzenli işi olan, ekonomik olarak görece güvenceli sayılabilecek kişiler. Buna rağmen hemen hepsi artan yaşam maliyetlerinden ve çocuk büyütmenin giderek ağırlaşan ekonomik yükünden söz ediyor. Kira, okul masrafları, servis ücretleri, sosyal etkinlikler ve sağlık giderleri derken maaş daha ay bitmeden eriyor.
Aslında bu yazının kapsamı da tam burada başlıyor. Çünkü sözünü ettiğim kadınlar düzenli gelire sahip, görece güvenceli çalışanlar. Bu nedenle anlattıkları özellikle düşündürücü. Zira düzenli geliri olmayan, barınma sorunu yaşayan ya da asgari ücretle yaşam mücadelesi veren tek ebeveyn annelerin yükünün çok daha ağır olduğunu tahmin etmek zor değil. Onların deneyimi ise başlı başına ayrı bir incelemeyi hak ediyor.
Ekonomik yük kadar düşündüren başka bir ortak noktaları da babaların çocuklarla kurduğu ilişkinin boşanma sonrasında değişmesi. Evlilik sürerken zaten sınırlı olan ilgi, boşanmadan sonra daha da seyrekleşiyor; hatta tamamen ortadan kalkıyor. Çocuğunun ağzından “Benim artık babam yok.” cümlesini duymanın yarattığı duygusal ağırlığı kelimelerle anlatmak kolay değil. Çünkü burada kaybedilen yalnızca bir ebeveyn figürü değil; çocuğun güven duygusunun da bir parçası.
Çocukların gündelik ihtiyaçları, eğitimleri, sağlıkları ve duygusal gereksinimleri çoğu zaman annenin tek başına yürüttüğü bir sorumluluğa dönüşüyor. Nafaka tartışmaları ise çoğu zaman yalnızca eski eşler arasındaki bir mesele gibi ele alınıyor; böylece çocukların yaşam hakkı da görünmez kılınıyor.
Elbette bütün hikâyeler aynı değil. Ailesinden güçlü destek görenler de var, tamamen yalnız kalanlar da. Boşanmayı hayatının en doğru kararı olarak görenler de var, hâlâ o yorgunluğu taşıyanlar da. Ama farklı hayatların içinden geçen ortak bir gerçek var: Kadınlar yüklerinin arttığını değil, yıllardır tek başına taşıdıkları yükün artık inkâr edilemediğini söylüyor.
Toplum hâlâ çocuk bakımını büyük ölçüde bireysel bir mesele, hatta çoğu zaman annenin doğal görevi olarak görmeye devam ediyor. Oysa bakım emeği yalnızca aile içinde çözülebilecek bir sorun değil. Kreşlerden yaşlı bakım hizmetlerine, erişilebilir konuttan nitelikli kamusal eğitime kadar uzanan sosyal politikalar olmadan bu yük hafiflemiyor; yalnızca kadınların omuzlarında görünmez biçimde taşınmaya devam ediyor.
Belki de tek ebeveyn annelerin hikâyelerinde en görünür olan gerçek şu: Boşanma her zaman hayatı değiştirmiyor. Bazen yalnızca yıllardır görünmeyen emeğin üzerindeki örtüyü kaldırıyor.
Asıl mesele boşanmanın kendisi değil; bakım emeğinin ve ebeveynlik sorumluluğunun hâlâ eşit paylaşılmaması. Eşitsizlik görünür olduğunda, çözümün de bireysel fedakârlıklarda değil, kamusal sorumlulukta ve toplumsal dönüşümde olduğu daha net görülüyor.










YORUMLAR