Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Veli Şahin
Veli Şahin

İzmir belediye grevi üzerine: Böl-yönet stratejisi

Kapitalist sistemde ücret, emek gücünün yeniden üretim maliyetine (asgari geçim düzeyine) göre belirlenir. Ancak bu maliyet, tarihsel ve toplumsal koşullara/mücadelelere bağlıdır. İzmir gibi metropollerde geçim maliyetlerinin yüksekliği, belediye işçilerinin taleplerini haklı kılar. Fakat sermaye ve onun ideolojik aygıtları (medya, devlet söylemi), bu talepleri “aşırı” göstererek, işçi sınıfının diğer kesimlerini (asgari ücretliler, güvencesiz çalışanlar) grevcilere karşı mobilize eder.

Belediye işçileri, görece güvenceli çalışma koşulları ve sendikal örgütlülük nedeniyle diğer kesimlere göre daha yüksek ücret talep edebilmektedir. Asgari ücretliler ve güvencesiz çalışanlar ise, bu talepleri “ayrıcalık” olarak görerek grevcilere öfke duymaktadır.

Bu durum, burjuvazinin “böl ve yönet” stratejisinin ne yazık ki bir başarısıdır. İşçi sınıfı, ortak düşmanı (sermaye sınıfı) yerine birbirine kırdırılmaktadır. İzmir’deki grevler, işçi sınıfının nesnel olarak (örneğin ekonomik koşullar nedeniyle) ortak çıkarları olduğunu, ancak öznel olarak (bilinç-örgütlülük düzeyinde) bölündüğünü gösteriyor.

Sendikaların bu süreçteki rolü ise çelişkilerle doludur. Türkiye’de sendikal hareket, 1980 sonrası dönemde giderek zayıflamış ve kamusal alandaki etkisi azalmıştır. Grevler, artık geniş toplumsal destekten ziyade, dar bir işçi grubunun hak arayışı olarak görülmekte ve medya tarafından “halka karşı bir eylem” şeklinde çerçevelenmektedir. Bu durum, sendikaların toplumsal meşruiyetini aşındırmakta ve işçi hakları mücadelesini toplum gözünde “marjinalleştirmektedir.”
Ayrıca, belediye işçileri gibi “ayrıcalıklı” görünen kesimlerin grevleri, kayıt dışı ve güvencesiz çalışanlar nezdinde “ayrıcalıklı bir grup” olarak kodlanarak, sınıf içi dayanışma yerine düşmanlık üretmektedir.

Diğer yandan, devletin bu süreçteki tutumu da kritiktir. Yerel yönetimler, emek maliyetlerini düşürme eğilimiyle hareket ederken, sendikalarla yapılan pazarlıkları bir “liyakat” meselesi haline getirmekte ve yüksek ücret taleplerini “halkın sırtından geçinmek” olarak sunmaktadır. Bu söylem, kamuda çalışan işçilerle diğer emekçiler arasında yapay bir karşıtlık yaratmaktadır. Oysa sorun, belediye işçilerinin ücretlerinin yüksekliği değil, geniş emekçi kesimlerinin ücretlerinin düşüklüğüdür.

Sendikaların talepleri, enflasyon karşısında alım gücünün korunmasına yönelikken, diğer kesimlerin öfkesi, kendi yaşam standartlarının giderek kötüleşmesine duydukları tepkidir. Ancak bu tepki, doğru hedefe yöneltilmemekte, sistemin kendisine değil, sistemin kurbanlarına yönelmektedir.

Sonuç olarak, İzmir’deki grevler ve ücret tartışmaları, emek rejiminin yarattığı sınıfsal parçalanmanın bir tezahürüdür. Çözüm, işçi sınıfının farklı katmanları arasında ortak bir mücadele hattı oluşturmak ve emek hareketini yeniden toplumsal bir güç haline getirmekten geçmektedir. Aksi takdirde, emekçiler birbirine karşı kışkırtılmaya devam edecek ve gerçek sorumlular, bu çatışmaların gölgesinde kalmaya devam edecektir.

Bir NOT:
Sadece Belediye İşçileri Değil: Petrokimya, Metal ve Tekel Direnişlerinde de Aynı Taktik

Bu strateji yalnızca belediye işçilerine özgü değildir. Petrokimya ve metal işkollarında verilen mücadelelerde de benzer bir ayrıştırma politikası işletiliyor. Örneğin, yüksek ücretli metal işçilerinin grevleri, asgari ücretle çalışan kesimler tarafından “ayrıcalıklı” olarak damgalanabiliyor. Aynı şekilde, Tekel direnişi gibi tarihsel mücadelelerde de işçiler, “devletten nemalanan ayrıcalıklı grup” söylemiyle hedef gösterilmişti.

Burjuvazi, işçi sınıfının farklı katmanları arasındaki ücret ve çalışma koşulu farklılıklarını manipüle ederek, sınıfın ortak mücadele hattını zayıflatmayı hedefler. Oysa sorun, belirli işçi gruplarının “fazla” kazanması değil, geniş emekçi kesimlerinin sistemli bir şekilde yoksullaştırılmasıdır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER