Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Veli Şahin
Veli Şahin

MESEM protestosundan gelen tutuklama dalgası

Türkiye İşçi Partili (TİP) 17 öğrenciden 16’sının, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) uygulamasını protesto ettikleri gerekçesiyle, ifadeleri bile alınmadan sevk edildikleri Bakırköy Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanması kararı, sıradan bir adli vaka ya da münferit bir yargı hatası veya bir önceki baskı mekanizmalarının tekrarı olarak değerlendirilemez. Bu karar, faşizmin inşa süreci bağlamında yeni, ivme kazandıran merkezi bir hamledir.

MESEM uygulaması, devlet eliyle düşük maliyetli çocuk emeği sömürüsünü kurumsallaştıran, işçi güvenliği ve sendikal hakların askıya alındığı bir mekanizma sunmaktadır. TİP’li öğrencilerin “Çocukların kanı elinizde” pankartı ve “Katil patronlar hesap verecek” sloganları, tam da bu sistemin yarattığı sömürü ve ölümleri işaret etmektedir.
Bu gençlerin orantısız güçle gözaltına alınıp, jet hızıyla tutuklanması, sömürüye karşı çıkan her sesi boğma niyetinin açık bir göstergesidir. Hukuki dayanağı zayıf, siyasi motivasyonu yüksek bu tutuklamalar iktidarın, gözü karartarak şiddet aygıtını doğrudan ve pervasızca devreye soktuğunu yeniden gösteriyor. Toplumda yaratılmak istenen etki açıktır: Devletin sömürücü politikalarına karşı çıkan herkes, anında ve acımasızca bastırılacaktır. Bu, yurttaşların politik eylem kapasitesini felce uğratarak, korku üzerinden bir sessizlik ve itaat kültürü inşa etme çabasıdır. Egemen gücün bu öğrencileri-muhalif olan kimse- “hukukun koruması dışına” çıkararak, onları bir nevi “politik düşman” ilan ettiğini yeniden kanıtlar.

Bu tutuklamalar, aynı zamanda gençliğe, yani ülkenin geleceğini temsil eden dinamik muhalefet potansiyeline doğrudan bir gözdağıdır. Gençlerin siyasallaşmasının ve örgütlenmesinin önünü kesme, onları “iktidarın gölgesinde” politikaya zorlama girişimidir.

Bu sürecin sadece sosyalistlerin değil, tüm emek ve demokrasi güçlerinin ortak refleksi ile durdurulması hayati önem taşımaktadır. Sendikalar, tutuklananlara sahip çıkmalıdır, çünkü MESEM uygulamasına karşı çıkmak, onların varlık sebebi olan çocuk emeği sömürüsüne ve geleceğin işçi sınıfının haklarının gaspına karşı durmaktır. Protesto hakkını savunan 16 genci savunmamak, yarın sendikaların kendi grev ve eylemlerinin de aynı pervasızlıkla ezilmesine rıza göstermek anlamına gelir. Bu, sınırlı demokrasi alanını koruma mücadelesidir. Özellikle, TİP’li öğrencilerden bir gün sonra aynı amaçla eylem yapan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Burcu Çıra ve üç üyenin de gözaltına alınması ve tutuklanma tehlikesiyle karşı karşıya kalması-yazı kaleme alınırken hala bir haber yoktu-, saldırının sadece öğrencilere değil, örgütlü sendikal tüm kesimlere yöneldiğini somut bir şekilde göstermektedir.

DEM Parti ve CHP’nin nasıl bir refleks göstereceği de bu mücadelenin kamuoyundaki etkisini ve iktidar üzerindeki baskıyı belirleyecektir. Zira halk, her gün cinsel tacizci, yolsuzluk ve talan faillerinin serbest bırakıldığı bir yerde, yasal protesto yapan öğrencilerin ve öğretmenlerin tutuklanmasıyla, rejimin asıl derdinin sömürü düzenini korumak olduğunu deşifre ederek anlamaktadır. Bu çifte standart, korku salma amacının aksine, iktidarın toplumsal meşruiyetini en çıplak haliyle ortadan kaldırmaktadır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER