Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Günseli Uğur
Günseli Uğur

Bir çay, bir sınav, bir gelecek

Yoksul ama onurlu gençler (!) ile yaptığımız kısa bir sohbetin düşündürdükleri…

  • Yirmi iki yaşındayım. Üniversiteye çok iyi bir dereceyle girdim. KPSS lise puanı ile memur oldum; başka bir üniversitede destek personeliyim.
  • Nasıl yetişiyorsun?
  • Amirim sınavlarım için idare ediyor, okul idaresi de çalışıyorum diye anlayışlı davranıyor. Fakat her türlü çok yorucu.

İçiniz mi burkuldu okurken?

Ya da “ne var ben de hem çalıştım hem okudum” mu diyorsunuz?

Durun, devam ettik.

  • Ailemin maddi durumu çok kötü. Ben İzmir’de yurtta kalıyorum ve maaşımın çoğunu Konya’da yaşayan aileme yolluyorum. Kardeşim tıp okumak istiyor, onu okutmak istiyorum.

Kulağa ne hoş geliyor değil mi? Helal olsun gence, okul harçlığını çıkarıyor, fedakâr abi; kardeşini okutmak için kendi üniversite hayalinden vazgeçmeyi düşünüyor. Vayy be klasik Yeşilçam senaryosu. Sonunda da küçük kardeş doktor olup tüm ailesine bakar, gözyaşlarıyla alkışlarız ya da abiye sırtını dönüp giderse söveriz…

Öğretmen adayı çaycımız anlatıyor:

  • Çok zor bir karar vermem gerekiyor. Bu şekilde sürdürmem imkânsız, mezun olsam da öğretmen olarak kadrolu atanmam olasılığı çok az. Üniversiteye dereceyle girmişken, öğretmen olmak isterken çok üzülüyorum. İşim çok zor.

O an yaz gazeteci yaz edasıyla “hikayeni mektuplaştırıp yayınlayalım” fikrimi masaya atıyorum; “ne mektubu roman olur roman” der gibi “Okulda benim durumumda çok öğrenci var” diyor. Ekliyor “Bu üniversitedeki temizlik işçilerinden biri tıp fakültesi biri de siyasal bilgiler fakültesinde mesela”.

Ne dersiniz? Hemen bir Iban numarasına havale yapalım da çocuk okulu bırakmasın diye maddi dayanışma mı kuralım? Şehrin eğitime yatırım yapan hayırsever zenginlerinden burs mu bulalım? Hatta şu dinci cemaatlerden(miş gibi yapıp) fitre zekât mı alalım? O miş’gibiliğin gerçekliğe dönüşme ihtimallerinin maddi koşullarını* bile bile.

Keşke tabloyu nankörlükle, vefayla, merhametle, yardımseverlikle açıklamak yetseydi. Bu sorunun müsebbibi olan değerler toplamı o kadar basit olsaydı. Ne mümkün!

Buradaki ana değer emek gücünün değeridir ki o da karşı(lıksız)lığını kapitalizmin temel ekonomik yasası olan artı değerde bulur**. Ki kardeşler arası ilişkileri bile ekonomi politik düzeyde belirler. Hatta tüm toplumu, tüm gençleri ve doğal olarak geleceği belirler. Nasıl mı?

“Tek isteğimiz güvenli bir gelecekti ama şimdi kendimizden vazgeçip belirsizliği tercih etmek zorunda kalıyoruz” diyen gençlerimizi doğru bakış açısıyla görmek zorundayız.

Somutlaştırmak gerekirse pek çok maddi zemin olmakla beraber; eğitim hakkı yanıyla ele alırsak; eğitim hakkının gerçek bir hak olabilmesi için herkes tarafından eşit ulaşılabilir olması ilk koşuldur.

Devlet memurları için, memur olduktan sonra üniversite okumaya engel yok, hatta bazı kurumlar teşvik bile ediyor diyorsanız; 657’de bir memura yükseköğrenimde okuyor diye izin verilmediğini de bilmeniz gerek.

Nerde kaldı eğitim hakkı nerde kaldı hem okuyup hem çalışmanın makul yanı?

Peki bu soru hangi kesimleri bağlar? Öğrencileri mi emekçileri mi?

Hepsini… Çünkü;

Kârını arttırarak kendi sistemini sağlamlaştırmaktan başka bir amacı olmayan kapitalizm, eğitim üzerinden yaptığı müdahalelerle toplumun her kesimini garanti altına almayı hedefler.

Bize de her kesimi kapsayacak şekilde okul öncesinden başlayarak tamamen fırsat eşitliğinin olduğu, beslenme ve barınma ihtiyaçları başta olmak üzere parasız bir kamu hizmetinin sağlandığı, bilimsel, gerçek anlamda demokratik ve laik nitelikli eğitim mücadelesi için örgütlenmek kalır.

Başka bir dünya mümkün!

*İnsanların maddi yaşam koşullarını belirleyen onların bilinçleri değildir, bu maddi koşullar onların bilinçlerini belirler (Karl Marx, 1848).

**https://www.evrensel.net/haber/291311/bir-kisi-karl-marx-bir-kavram-arti-deger**

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER