Bugün insanlığın en acil taleplerinden biridir barış. Savaş ve iç çatışmaya bağlı tahmini ölüm sayısı geçen yıl 153 bin 100’den 170 bin 700’e yükselmişken; üstelik bu veriye bu yıl Gazze’de katledilenler dahil değilken… (İsrail’in saldırılarının başladığı 7 Ekim 2024’den bu yana Gazze’de yaşanan can kaybı 40 bini geçmiş).
Bugün dünyada savaşların ve iç çatışmaların giderek arttığı, toplumların derin bir kutuplaşmaya sürüklendiği koşullarda, “barış” sözcüğü belki de her zamankinden daha çok telaffuz ediliyor. Ama bu kelime yalnızca bir temenni ya da ateşkes çağrısından mı ibaret, yoksa çok daha geniş bir toplumsal anlamı mı var?
“Barış” sözcüğü Eski Türkçe “Bar-” fiilinden türemiş. “Bar-” fiili gitmek, varmak anlamına geldiğinden, “barış-” fiili “uzlaşmak, anlaşmak, sulh yapmak” anlamına geliyormuş. Böyle baktığımızda, özellikle toplumsal barış söz konusu olduğunda, barış kelimesi tek başına tam karşılık bulmuyor gibi…
Ne zaman savaş olduysa orada barış talebi olduğunu anlamak zor olmasa gerek. Ama barışın karşılığını sadece “savaşsızlık” olarak görmek yanılgı olur. Demokratik düzen, adalet, eşitlik, huzur sağlanmadan; daha net söyleyişle sömürü, yoksulluk, ayrımcılık sürdükçe “barış” sadece ateşkes gibi kalmaz mı?
O halde savaş üzerinden barışı anlamaya çalışalım mı?
1 Eylül’ün neden “Dünya Barış Günü” olarak anıldığını hatırlarsak, 1 Eylül 1939’da Nazi Almanyası’nın Polonya’yı işgaliyle İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcına gideriz. 1950’lerden sonra özellikle sosyalist ülkeler, barış savunucuları ve sendikalar, 1 Eylül’ü “Bir daha asla savaş olmasın” şiarıyla anmaya başlamışlar.
Hepimizin malumudur ki bu savaş insanlık tarihinin en büyük yıkımı olmuştu: yaklaşık 60 milyon insan ölmüş, kentler yok olmuş; toplama kampları, nükleer bomba gibi insanlığın hafızasına kazınan vahşetler yaşanmıştı. Nitekim savaş sonrası, barışın değeri tüm dünya için daha da görünür hale gelmiş; Birleşmiş Milletler, resmî olarak 21 Eylül’ü “Uluslararası Barış Günü” ilan etse de (1981), özellikle Avrupa’da, Türkiye’de ve pek çok ülkede, 1 Eylül faşizme karşı kazanılan zaferin hatırlatıldığı, savaşların önlenmesi için mücadele günü olarak kabul edilmişti.
Çoğumuz bu savaş yıllarını filmlerden, romanlardan öğrenmişizdir, öyle değil mi? Yani iktidarların kültürü ve sanatı savaş politikalarını meşrulaştırmak için kullanması sonucu. Örneğin, İkinci Dünya Savaşı filmlere en fazla konu olan tarihsel olaylardan biri olabilir. Ancak dikkat çekilmesi gereken nokta, bahsettiğim meşrulaştırma meselesidir. Çoğu filmde devletler arası paylaşım savaşları değil, acımasız askerlerin yaptığı katliamlar; tek bir insanın vicdani çabasıyla kurtarılan hayatlar; düşman askerleri arasında bile kurulabilen insanlık ve dostluk bağlarının dramatik kurguları ön plandadır. Öyle ya, barış isteyen vicdanlı bireylerin hikâyeleriyle savaş ve barışın ekonomi politiğini, toplumsal-ideolojik bağlamlarını ve enternasyonal gerçekliğini örtmek en kolay yoldur.
Hitler’i yüceltmeye varan filmler mi ararsınız; özgürlük adına haklı gösterilen Vietnam halkının bağımsızlık savaşını terörizm olarak sunan Amerikan savaş filmlerini (Rambo serisi mesela) mi? Fakat hiçbirinde Sovyetlerin Hitler faşizmine karşı verdiği mücadeleden ve dinişten bahsetmezler.
Aynı dönemde özellikle genç şarkıcı grupların yaptıkları savaş karşıtı müzikleri de unutmayalım.
Kültür ve sanat sadece savaşın değil, barış özleminin de dilidir elbet. “Bir tabiat kanunu değildir savaş, barışsa bir armağan gibi verilmez insana”* diyen Bertolt Brecht’in savaşın, faşizmin ve kapitalizmin yıkıcılığını sahneye taşıdığı tiyatroları; barış, savaş karşıtlığı ve emekçi halkların mücadelesinin geçtiği şiirleri hangi resmi tarih kitabında olabilir?
Brecht barışı yalnızca savaşsızlık olarak değil; ekmeğin, adaletin, özgürlüğün olduğu bir yaşam olarak tanımlar.
Onun dizeleriyle dünya barış gününü kutlayalım mı?
“Biz milyonlarca kişi/ Savaşı yener miyiz?/ Bunu sen bileceksin./ Bunu biz bilecek, biz seçeceğiz./ Bir de düşün / ‘Yok!’ dediğini:/ Düşün ki savaş geçmişin malı/ ve barış taşıyor gelecekten.”
* https://www.cafrande.org/bertolt-brecht-baris-icin-cagri/









YORUMLAR