Kamuya bağlı işyerlerinde, kamu çalışanlarından en çok üye kaydetmiş olan sendika, işyerinde yetkili sendika ilan edilir. Yetkili sendika olmak sendikal faaliyet yürütmek için zorunlu olmasa da sağladığı avantajlar vardır; sendika odası verilmesi, ilan panosu sağlanması, çalışmaları sürecinde daha az engellenmesi vb… Anlaşılacağı üzere kurumla sürdürülen resmi görüşmeler yetkili olan sendikayla yapılır; dolayısıyla çalışanlar -genel olarak- yetkili sendikaya üye olmayı tercih eder.
Kurtuluşun birlikte ortak mücadele ile sağlanacağı perspektifiyle çalışan sisteme muhalif olan sendikalar ise yetkiyi alamasınlar diye kurum yönetimleri tarafından özellikle engellenirler. SES (Sağlık ve sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası) İzmir 1 Nolu Şube Yönetim Kurulu üyesi olarak bu tür engellemeleri her aşamada yapılan baskı, engelleme ve mobbingle deneyimlediğimizi söyleyebilirim.
Yetkili olmadığımız işyerlerinde yetkili değil, etkili sendika olduğumuz inancı ve bilinciyle emek ve hak alma mücadelesinde birleştirici ve ilerletici güç olmaya devam etsek de tabi ki üye sayımızla da iş yerinde sayısal üstünlük sağlama amaç ve gayretimiz vardır.
Bu türden sendikal hakların engellenmesi söz konusu olduğunda ise maruz kalan bizim şube ya da temsilciliklerimiz olmasa da itiraz parmağımızı kaldırmayı görev biliriz.
Bu kez Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü’nde 22 Mayıs günü gerçekleşen sendika yetki görüşmelerinde iki sendika (HEP-SEN ve Türk-Sağlık-Sen) arasında kavga yaşandığına tanık olduk ki bu kavgayı yalnızca bir sendikal yetki meselesi değil; bu ülkede yıllardır örülen baskı rejiminin yansıması olarak görmeden yorumlamak eksik kalacaktır.
HEP-SEN’in (Hemşireler ve Tüm Sağlık Profesyonelleri Sendikası) Dokuz Eylül Üniversite Hastanesi yetki görüşmelerinde yaşananlara dair yaptığı sosyal medya paylaşımları sözlü ve fiziksel müdahalelerle sendikal sürecin gölgelenmesinin artık sıradan bir durum halini aldığını ve yönetenlerin örgütlü muhalefetten ne kadar korktuğunu gözler önüne seriyor.
Rektör yardımcısının toplantıyı terk ederken “kendi aranızda halledin” demesine ne demeli? Kamu yönetiminin açıkça bir taraf olarak pozisyon aldığını görmüyor muyuz?
Benzeri bir sendikal yetki gaspı daha on gün önce Alsancak Devlet Hastanesi’nde yaşanmıştı: Çalışanlar idari kadroların baskısı ve tehditleriyle yandaş sendikalara yönlendirilmiş; buna rağmen SES İşyeri Temsilciliği işyerinde en fazla üye sayısına ulaşmış ve fakat yetki hakkı gasp edilmişti.
Sendikal alanda yaşanan bu tür yetki gaspı girişimleri, o büyük baskı mekanizmasının küçük ama çok tehlikeli birer yansımasıdır.
Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi örneğinde göz göre göre yapılan hilelerle yetki hakkı alınan SES İşyeri Temsilciliğinin yaklaşık iki yıl sonra mahkeme kararıyla yetki davasını kazanması ise emekçilerin iradesinin çiğnenemeyeceğine emsaldir.
Bizler bu tabloya yabancı değiliz. Bu ülkede uzun süredir kayyumlar eliyle üniversitelerin, belediyelerin ve meslek örgütlerinin nasıl işlevsizleştirildiğini görüyoruz. Sendikal alanda yaşanan bu tür yetki gaspı girişimleri, o büyük baskı mekanizmasının küçük ama çok tehlikeli birer yansımasıdır. Bu nedenle hak alma ve emek mücadeleleri, özgürlük, demokrasi ve adalet mücadelelerinden ayrı düşünülemez. Bu mücadele haklıdır, meşrudur ve mutlaka kazanacaktır.









YORUMLAR